10 Ağustos 2018 Diyanet Cuma Hutbesi.

10.08.2018 tarihli Hutbe

Her Perşembe günü burada yayında

Din hizmetleri genel müdürlüğü diyanet işleri tarafından her hafta cuma hutbesi yenilenir. Türkiye”deki camilerde her cuma olduğu gibi bu cumada müslümanlar hep bir arada olarak hutbenin konusunu cami’de dinleyecekler. Müslümanlar için en önemli gün cuma günü olduğu gibi islam dini içinde özel bir gün olarak ilan edilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen bu haftaki hutbe konu Mesajı ne üzerine olacaktı? İstanbul, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’deki bütün camilerde bugünkü okunmak üzere hazırlanan hutbe “Çoçuk Terbiyesi başlıklı hutbe okutacak..

TÜRKİYE GENELİ HUTBE

KURBAN, ALLAH’A YAKINLAŞMA VESİLESİDİR

Cumanız Mübarek Olsun

Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz kurbanlarımız hakkında şöyle buyuruyor: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. O’na ulaşacak olan sadece sizin takvânızdır…” 1 Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Âdemoğlu kurban bayramı günü Allah’a kurban kesmekten daha sevimli gelen bir amel işleyemez…” 2

Kıymetli Müslümanlar!

Hz. Âdem’den bu yana devam eden kurban uygulaması, bizi Allah’a yakınlaştıran ibadetlerden biridir. Kurbanın anlamı sadece bayram günlerinde hayvan kesmek değildir. Aksine kurban; sadakatin, Allah’a itaat ve teslimiyetin göstergesidir. Gerektiğinde malımızı, canımızı ve bütün varlığımızı Allah yolunda feda etmenin sembolik bir ifadesidir. Bizler, her kurban bayramında, Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Cenâb-ı Hakk’a mutlak teslimiyetlerinin hâtırasını tazeleriz. Hayatımızın böyle bir iman, teslimiyet ve samimiyet üzerine inşa edilmesi gerektiğini yeniden hatırlarız.

Kardeşlerim!

Kurban, her şeyden önce Rabbimizin rızasını kazanmak ümidiyle eda ettiğimiz bir ibadettir. Meşruiyeti Kur’an ve sünnetle sabittir. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık...”3 Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de hicri ikinci yıldan itibaren vefat edinceye kadar her yıl kurban kesmiştir.4 Muhterem Müslümanlar! Kurban; Mümine Allah rızası uğrunda paylaşma, ihtiyaç sahibine el uzatma alışkanlığı kazandırır. Onu cimrilikten, dünya malının esiri olmaktan kurtarır. Komşuları, akrabaları, dostları hâsılı bütün müminleri birbirine bağlar ve kaynaştırır. Bizi, binlerce kilometre uzaktaki kardeşlerimizle yakınlaştırır, bütünleştirir, ümmet olmanın şuuruna erdirir. Kurban; tokluğa hasret kalmış insanların sofrasına bir nebze de olsa katkı sunabilmektir. İnancı ne olursa olsun, muhtaç olan herkesin imdadına koşmaktır. Mazlumların sevincine, bayram neşesine vesile olmaktır. Dünyanın en ücra köşelerinde, adını dahî duymadığımız diyarlarda yaşayan, hiç görmediğimiz, tanımadığımız din kardeşlerimize uzattığımız bir iyilik elidir. Onlara bir kurban etinden ziyade ümit, güven ve muhabbet takdim edebilmenin adıdır.

Kardeşlerim!

Kurbanımızı paylaşmak bizim için ebedi mutluluğu ve huzuru elde etmenin kapısını aralar. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de, kurbanlarımızı ihtiyaç sahipleriyle paylaşmanın bizi gerçek anlamda kazançlı kılacağını haber vermiştir. Bir defasında, kestiği koyundan geriye ne kadar et kaldığını sormuş, Hz. Âişe validemizin kendilerine sadece bir kürek kemiği kaldığını söylemesi üzerine “Ey Âişe! Desene bir kürek kemiği hariç hepsi bizim oldu”5 buyurmuştur.

Aziz Müminler!

Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türkiye Diyanet Vakfı ile birlikte çeyrek asırdır yurtiçi ve yurtdışında vekâlet yoluyla kurban kesim organizasyonu düzenlemektedir. Fedakâr ve cömert milletimizin emaneti olan kurbanlar, İslami usullere uygun şekilde kesilerek ülkemizdeki ve dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimize ulaştırılmaktadır. “Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş” şiarıyla başlattığımız bu yılki vekâletle kurban organizasyonuna bağışlar Arefe günü akşamına kadar devam edecektir.

Kardeşlerim!

Biz inanıyoruz ki, verdiğimiz bir hisse kurban, binlerce belki milyonlarca dua olarak aziz milletimize geri dönmektedir. Yetimlere, gariplere, şehrin en ücra köşesindeki kimsesizlere, kamplardaki mültecilere gönül sofraları kurmak için biz de bu hayır kervanına katılalım. Bizden yardım bekleyen ümmeti yalnız bırakmamak için bu muhabbet yolculuğuna destek olalım.

Hutbemi Allah Resulü (s.a.s.)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyorum. “Kim bir Müslüman’ın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa, Allah da dünya ve ahirette onun işlerini kolaylaştırır…”6 1 Hac, 22/37. 2 Tirmizî, Edâhî, 1. 3 Hac, 22/34. 4 Tirmizî, Edâhî, 11. 5 Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 33. 6 Ebû Dâvûd, Edeb, 60.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Türkiye geneli hutbeyi indirmek için tıklayınız

İSTANBUL'DA OKUNACAK HUTBE

ÇOCUK TERBİYESİ
Muhterem Müslümanlar!
Çocuklarımız hayatımızın süsü, gözümüzün nurudur. Hayat onlarla daha güzeldir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de Yüce Yaratıcımız; “Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür.” (1) buyurmaktadır.

Kıymetli Müminler!
Çocuklarımız bize Yüce Rabbimizin birer emaneti ve bizler için bir imtihan vesilesidir. Bu hususta yüce Allah (c.c.); “Evlatlarınız sizin için bir imtihandır.” (2) ve “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun…” (3) buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.s.) de; “Hepiniz sorumluluk taşımaktasınız ve sorumluluğunuz altındakilerden mesulsünüz …” (4) buyurmuşlardır. İnsan eğitilebilir bir varlıktır. Yüce Allah (c.c.) “Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını ilham edene and olsun.”(5) buyururken, Peygamber Efendimiz, her doğan çocuğun İslam fıtratı üzerine doğacağını, sonradan ana-babasının onları inanç yönünden şekillendireceğini ifade etmiştir.(6)

Muhterem Müminler!
Kültürümüzün bir parçası olan atasözlerimizde de eğitimin önemi vurgulanmıştır. Mesela; “Ağaç yaşken eğilir”, atasözünde çocuk eğitiminin önemi, “Çok söyleme arsız olur, aç bırakma hırsız olur” sözünde aşırılıkların terbiyede kötü sonuç vereceği; “Üzüm üzüme baka baka kararır” sözünde ise; çocuğun gördüğü örneklerden etkileneceği gerçeği dile getirilmiştir. Eğitimin ailede, okulda, çevrede ve toplumda şekillendiği değişmez bir gerçektir. Sağlıklı bireylerin iyi ortamlarda yetiştiği, problemli ve huzursuz bireylerin de sorunlu ortamlarda yetiştiği bir vakıadır. Anne-baba ve toplumun, çocuklarını ve gençlerini iyi eğitip güzel ahlak ile terbiye etmek gibi önemli sorumlulukları vardır.Bir Çin atasözü de bu gerçeği şöyle ifade ediyor: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan pirinç ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.”

Değerli Müminler!
Çocuklarımızın, sağlıklı ve topluma yararlı birer insan olarak yetişmesi bizlerin elindedir. Özellikle onları anlamaya çalışmalı, onların çok değerli ve önemli olduklarını hissettirmeli ve aralarında hiçbir şekilde ayrım yapmamalıyız Eğitim konusunda en büyük sorumluluk anne ve babaya ait olmakla beraber, gelişen günümüz şartlarında anne-babanın bu görevi yerine getirmeleri zorlaşmıştır. Anne-babaların gayretleri yeterli değildir.Bu sebeple eğitim ve öğretim konusunda hepimize büyük görevler düşmektedir. Bu konuda gereken hassasiyet ve gayreti göstermeliyiz. Hutbemi bir hadis-i şerif mealiyle bitiriyorum: “Çocuklarınıza güzel davranıp iyilik ve ikramda bulununuz.Onları en güzel şekilde terbiye ediniz.” (7)

1) Kehf 18/46
2) Teğabun 65/15, Enfal 8/28
3) Tahrim 66/6
4) Riyazu’s-Salihin, Ter. C.2 Hd.No:656
5) Şems 91/7,8
6) Müslim, c.8, 133
7) İbn Mace, Edep, 3,c.2/1211

————————————————————————————
Cuma hutbesinin ne kadar önemli bir konuşma olduğu bu hadis-i şerif ile daha da iyi anlaşılmaktadır. Bu mühim konuşma sırasında hatibin dikkatle dinlenmesi gerekir.

Cuma hutbesinin önemi, Müslümanların genelini ilgilendiren konularda onları aydınlatmaya yönelik bir konuşma olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca Cuma, Müslümanların cemaat ve devlet olarak varoluşlarının simge­sidir. Bilindiği üzere Cuma namazı Medine döneminde, yani Müslümanların cemaat ve devlet olarak hür oldukları ortamda kılınmıştır. Mekke döneminde kılındığına dair bilgi mevcut değildir.

Cuma namazının farz oluşu

İslâm dininde ilk cuma namazı, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sav) hicreti esnasında Medîne-i Münevvere’ye yakın Benî Salim Mescidi’nde, Salim İbn-i Avf yurdunda farz kılınmıştır.

Cumanın farziyeti Kitap, Sünnet ve îcmâ ile sabittir. Bütün mezhep imamlarının ittifakları vardır.

Hutbenin sahih olmasının şartları

1. Hutbenin vakit içinde okunması,
2. Namazdan önce okunması,
3. Hutbe niyetiyle okunması,
4. Cemaat huzurunda okunması,
5. Hutbeyle namaz arasında birşeyle meşgul olunmaması.
6. Cuma namazını hutbeyi okuyan hatibin kıldırması evlâdır, daha iyidir.

Hutbenin vacipleri

1. Taharete dikkat etmek,
2. Setr-i avrete riâyet etmek,
3. Hutbeyi ayakta okumak.

Hutbenin sünnetleri
1. Ezanı dinlemek,
2. Hatibin huzurunda ezan okunması,
3. Hutbeyi ikiye ayırmak,
4. Her iki hutbeye de Allah’a hamd ü senayla başlamak,
5. Müslümanlara va’z u nasihatta bulunmak,
6. İkinci hutbede duâ etmek,
7. Şehâdet cümlesinin iki kısmını da okumak,
8. Hutbeyi uzatmamak,
9. Hutbeyi kolay işitilecek bir sesle okumak,
10. İki hutbe arasında oturmak,
11. Siyah giyinmek.
12. Hanefî mezhebinde sünnet olan bâzı maddeler Şafiî mezhebinde farzdır.
13. O bakımdan sünnetlere riâyet edilirse, her iki mezhebin görüşleri yerine getirilmiş olur