Son yıllarda 14 Şubat gelince bir reklam çılgınlığıdır ki alıyor götürüyor herkesi AVM'lere. Sevgililer günü diye bir adet getirildi batıdan görmeyin ki peşinden gitmeyen kalmasın. Bir ıl boyunca unuttuğu sevgilisini,eşini bu gün hatırlıyor oldu Müslümanlar.

14 Şubat Sevgililer günü kutlamalarının islamda yeri yoktur.Sevgililer günü,anne baba günleri ve doğum günü gibi vb günleri kutlama ve bu merasimlere katılmak İslamın ruhunda yoktur, batıdan örnek alındığı içinde taklidi kişinin imanını zayıflatan küfür taklidi sayılmaktadır.

Müslümanın bayramları bellidir. Kurban ve Ramazan. Haftalık bayramı da Cuma'dır.

“Müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah’ın bildirdiği gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini Müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir manâ ifade etmez. İslâm dışı tek ve çok ilahlı dinlerin törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk göstermenin imanı bozan boyuttan arz edeceği haber verilir” (el-Fetâva el-Hindiye, IV. s. 342; XIV, s. 407

İbn Haldunun Mukaddemesinde bahsettiği "Zayıflar, güçlüleri taklid eder" sözü gereği bu gün müslümanlar batıyı ve batılıları aynen taklid etmenin peşine düşmüşlerdir.


Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

“Her kim, bir topluluğa benzerse (onların giyindiği gibi giyinirse, gittiği yolda giderse ve onların işlediği fiilleri işlerse, günah ve sevap bakımından) o da onlardandır.”

Bu hadise göre müslüman kendisinin olmayan bir işi yapmaz.

Sevgililer Günü, bu hadis-i şerifi andıran cinstendir. Çünkü bu bayram, putperest Hıristiyanlığın bayramlarından birisidir. Bu sebeple Allah Teâlâ’ya ve âhiret gününe îmân eden bir Müslüman’ın, Sevgililer Günü’nü kutlaması veya onu kabul etmesi veyahut da bu gün vesilesiyle birisini tebrik etmesi kendisine helâl olmaz. Aksine Müslüman’ın, Allah’ın ve Elçisi Muhammed (s.a.v)’in emirlerine icâbet ederek bu günü kutlamayı bırakması, Allah’ın gazabını ve cehennem azabını gerektiren sebeplerden uzak durması gerekir.

sevgililer günü günah ile ilgili görsel sonucu

Aynı şekilde Müslüman’ın, bu sevgililer günü için yiyecek ve içecek hazırlaması, alış-veriş yapması, bir şey üretmesi, hediye vermesi, mesaj veya mektup yollaması veyahut da ilan vermesi gibi şeylerle bu veya buna benzer, dinen haram kılınmış olan bayramların kutlanmasına yardımcı olması kendisine haramdır.
Çünkü bütün bunlar, günah, düşmanlık, Allah’ın ve Elçisi Muhammed (s.a.v)’e isyan üzerinde yardımlaşmak ve işbirliği yapmak demektir. Oysa Allah bu konuda şöyle buyurmuştur:

Müslüman’ın, her durum ve şartlarda, özellikle de fitne ve fesadın çok olduğu zamanlarda, Kur’an-ı kerime ve Rasûlullah efendimiz (s.a.v)’in sünnetine sıkı sıkıya bağlanması gerekir.

Yine, Müslüman’ın, kendilerine gazap olunan Yahudilerin, sapıklığa uğramış Hıristiyanların, Allah’ın azamet ve gücünden korkmayan ve İslâm ile gurur duymayan fasıkların sapıklıklarına düşmemek için zeki ve dikkatli olması gerekir.

Yine, Müslüman’ın, hidâyet talep etmesi ve bu hidâyet üzerinde sâbit kılması için Allah’a sığınması gerekir. Zira Allah’dan başka hidayete erdirecek ve O’ndan başka hidâyet üzerinde sâbit kıldıracak hiç kimse yoktur.

sevgililer günü günah ile ilgili görsel sonucu

Sevgililer günü ve buna benzer anneler günü babalar günü sadece bir güne sığdırılmamalıdır. Sadece bugün için eşlerinize veyahut gayri meşru yolda olmayan nikahlı sevgilinize bugüne özel sevgi gösterilmemelidir. Bugün ve her zaman sevgi gösterilmelidir! Sevgiliniz varsa eşiniz varsa bir gün için hatırlayıp sevmeyin ömür boyu hatırlayıp sevin ve hediyeleşin.

Bu mâna ve mazmunu şairler,

"Severim her güzeli senden eserdir diyerek,
Tecellî-i cemal ister gönül eğlenmez aldanmaz,
Ey Fuzûlî tama'ın kes gayrı temennâlardan,
Kande olsan taleb-i devlet-i dîdâr eyle."

gibi mısralar ile dile getirmişlerdir.

Haramlarda, yasaklarda, Allah rızasına aykırı olan davranışlarda kemal ve cemal (güzellik) yoktur; bu sebeple fıtratı bozulmamış olanlar onlara sevgi duymazlar, aksine nefret duyarlar. Bir erkekle bir kadının beraberlikleri nikah bağı ile olursa burada güzellik ve kemal vardır, nikahsız (zina) olursa burada eksiklik ve çirkinlik vardır; çirkin ve eksik olanla sevgiyi bir araya getirmek çelişkidir, fıtrat kaymasının alametidir.

Gönül ferman dinlemez, insan karşı cinsten birine aşık olabilir, ona karşı sevgi duyabilir, ama bizim kültür ve medeniyetimizde bu bazan yalnızca aşığın kalbinde ve üstü kapalı ifadelerinde (mesela şiirlerinde) kalır, bazan da karşı tarafla ve bazı sırdaşlarla paylaşılır, ama ilişkiler ilâhî riza sınırını aşmaz, cemiyete taşmaz, çirkinliklerin alenileşmesine, bir çeşit meşruluk kazanmasına asla meydan verilmez.

Sevgi Allah'tan başlayıp bütün varlıklarda tecellî ederek yine O'na döndüğüne göre bu sevgi her gün, her saat, her an bizimle olmalıdır; ona sembolik olarak yılda bir gün tahsis etmekte de sakınca yoktur; ama anılan, değerli bulnan, değerinin altı çizilen şey "sevgi" olmalıdır; her kemale ve cemale yönelik, hepsini kucaklayan sevgi!

Başka kültürlerin bir kısmında -daha çok da günümüzde- bazen cins farkı bile gözetilmeden insanların birbirine aşık olmaları, bu aşkı açıklamaları ve toplum önünde yaşamaları (çeşitli davranışlarla ızhar etmeleri, açığa vurmaları) meşru sayılmakta, âdet haline gelmiş bulunmaktadır.

Bizim kültürümüze aykırı olan bu davranış bu noktada da kalmamış, aşk ve sevgi adına çirkinlikleri meşrulaştıranlar bunu, aynı zamanda güzelin ve güzel olduğu için sevgiyi de ihtiva edenin yerine koymaya, evlilik ve aile yerine birbirini sevdiklerini söyleyenlerin berabeliklerini ikame etmeye yönelmişlerdir.

Bu çirkin ve yıkıcı yönelişe prim vermemek gerekir.

Evlilikte aşk olmasa da sevgi şarttır; adına gün yapılan sevgililer de işte bu evlilik içinde veya evliliğe yönelik karşılıklı sevgiyi taşıyanlar olmalıdır. Daha doğrusu bunu da içine alan "sevgi günü" olmalıdır ki, dünyada şiddet, nefret, savaş ve bencillik yerine sevgi, barış, özgecilik gibi duygular hakim olsun!