AGNOTİZM GÖRÜŞLERİ NEDİR? AGNOTİST NEDİR?

Gençliğimizin günümüz felesefik görüşleri karşısında İslami bilgisi zayıfsa böyle akımlara kapılıp imanınından kopuyor.

Batıda ve dünya da çok sayıda ateist islama girip huzura kavulurken şimdi müslüman gençler imansızlık batağında yüzüyorlar. Tanrıyı kaldırıp Allah dediğinizde aslında iş bitiyor.

deizm nedir ile ilgili görsel sonucu

Agnostisizm bilinemezcilik demektir. Bu felsefi görüşe göre Allah’ın varlığı, peygamberliğin gerekliliği, ahiret hayatının varlığı bilinemez ve şüphelidir. Bu felsefi görüşte olan kişiye “agnostik” denir.

Agnostisizm Ne Demektir? Agnostik Nedir? ile ilgili görsel sonucu

Agnostisizm hakikatin bilinemeyeceğini iddia eden görüştür. Ancak hakikat ispat edilirse o zaman bu görüş çürütülür çünkü bir iddianın yanlışlığı ispatlanırsa artık o iddiayı devam ettirmenin bir anlamı kalmaz. Mesela birisi Güneş’in var olmadığını veya varlığının şüpheli olduğunu iddia etse bu iddia Güneş’in gösterilmesi ile çürütülür ve Güneş’in varlığı ispat edilir.

Agnostisizm bilinemezcilik olarak da bilinir. Din felsefesi anlamında agnostik tavır sergileyen biri tanrının var olup olmadığının bilinemeyeceğini savunur. Bizim aklımız tanrı hakkında bir tutum sergileyebilecek vaziyette değildir. 

İlgili resim

Öncelikle agnostisizm konusu pratik hayatta uzun bir süre tutunulacak bir görüş değildir. Bir agnostik en azından kişisel yaşantısı açısından bir ateist ya da teist gibi yaşayacaktır. Bir kişi epistemik açıdan agnostik olurken ontolojik açıdan ateist veya teist olabilir. Bununla şunu demeye çalışıyorum: ‘Tanrının varlığı bilinebilir mi?’ sorusu ile ‘Tanrıya inanıyor musun?’ soruları birbirinden farklı sorulardır. Bir kişi tanrının bilinemeyeceğini savunup aynı zamanda onun varlığına inanabilir ya da tanrı hakkında konuşulamayacağını söyleyip onun varlığını kabul etmeyebilir. Günlük hayatta ise tanrının bilinebilmesi konusunda agnostik tavır takınılsa da ontolojik açıdan tanrıya inanç konusunda agnostik olunamaz. Ya tanrı varmış gibi yaşarsınız ya da tanrı yokmuş gibi… Bunun ortası yoktur. Farkında olmasak da seçimlerimiz bu ikisi üzerine kuruludur. Bu sebeple agnostisizmin ateizmi veya teizmi ‘iptal ettiği’ gibi bir düşünceyi savunmak tutarlı değildir.

Yağmuru hiç görmemiş olan birisi yağmur diye bir şeyin olmadığını iddia etse onun bu iddiası ispattan uzaktır çünkü o kişinin yağmurun var olmadığını ispatlaması için bütün zaman ve mekanlara gidip yağmur diye bir şeyin var olmadığını göstermesi gerekir.

Birisi ahiretin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini söylese bütün zamanlara ve mekanlara gidip böyle bir şeyin olmayacağını ispatlaması gerekir.

İlgili resim

Eğer birisi dese ki “Ben X diye bir varlığın (hayali varlık olsun) var olduğunu iddia ediyorum. Bu iddiamı çürütebilir misin?” Eğer bu söz Allah’ın var olduğunu iddia eden kişiye söylenmişse o şöyle der: “Bu X dediğin varlık senin iddiandır. Bizim böyle bir iddiamız yoktur. Sen bu iddianı ispatlayabilirsen ispatla. İspatlarsan biz de inanırız. Bizim iddiamız Allah’ın var ve bir olduğu, peygamberliğin gerekliliği, ahiretin varlığı gibi imani meselelerdir ve biz bu iddiamızı bir çok deliller ile ispatlarız.”

Bir mesele ispat edilirse bu meseleyi inkar edenlerin ve şüphe duyanların sayısı ne kadar fazla olsa da o inkarın ve şüphenin bir önemi kalmaz.

Bizim iddiamız Allah’ın varlığı ve birliğidir. Biz bu iddiamızı pek çok delillerle ispat ederiz. Risale-i Nur bu konuyu şüpheye yer bırakmayacak derecede ispat etmiştir. Allah’ın varlığı ve birliği hakkında yazılar içeren şu bölümde ispatlar mevcuttur:

Allah’ın Varlığının Delilleri
Bizim iddiamız peygamberliğin gerekliliği ve Hazreti Muhammed’in (Sav) Allah’ın peygamberi olmasıdır. Biz bu iddiamızı pek çok delille ispat ederiz. Risale-i Nur’da detaylı ispatlar mevcuttur. Bu konu hakkında yazılar bulunan bölümü okumak için:

Peygamberliğin Gerekliliği ve İslam’ın Tek Doğru Din Olması
Bizim iddiamız ahiret hayatının varlığının zorunlu olmasıdır. Haşir Risalesi ahiret hayatının varlığını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat eder. Ahiret hayatının varlığının ispatlarını içeren bölümü okumak için:

Ahiretin Mantıksal İspatları
“Azamet ve kibriya ve nihayetsizlik noktasında, ya gaflete veya mâsiyete veya maddiyata dalmak sebebiyle darlaşan akıllar, azametli meseleleri ihata edemediklerinden, bir gurur-u ilmî ile inkâra saparlar ve nefyederler. Evet, o mânen sıkışmış ve kurumuş akıllarına ve bozulmuş ve mâneviyatta ölmüş olan kalblerine, çok geniş ve derin ve ihatalı olan imanî mes’eleleri sığıştıramadıklarından, kendilerini küfre ve dalâlete atarlar, boğulurlar.

Eğer dikkatle kendi küfürlerinin iç yüzüne ve dalâletlerinin mâhiyetine bakabilseler, görecekler ki, imanda bulunan mâkul ve lâyık ve lâzım olan azamete karşı, yüz derece muhâl ve imkânsızlık ve imtinâ o küfrün altında ve içindedir. Risale-i Nur yüzer mizan ve muvazenelerle bu hakikatı iki kere iki dört eder derecesinde kat’î ispat etmiş.”