Milli Eğitim Bakanlığına Ziya Selçuk getirildi.

Eğitim sistemi ile ilgili Cumhurbaşkanının sürekli dile getirdiği başarısızlık bakanlıkta büyük tasviyeyi getirebilir. Uzun yıllardır Müsteşarlık yapan Yusuf Tekin ve birçok üst düzey bürokratın yeni dönemde MEB'de görev almayacağı muhtemel. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın üst yönbetiminde ciddi revizyon beklentisi var.

Bugüne kadar beklenen değişimleri yapamayan eğitimcileri sürekli mağdur eden MEB üst yönetimi yerine daha etkin ve yeni vizyona uygun bir kadro gelebilir.

Yeni Bakan geçmiş konuşmalarında bugünkü bakanlığın uyguladığı birçok konuya karşı çıkıyordu. Bu konuşmalardan yola çıkıldığında bakanlığın vizyonu, çalışma prensipleri ve kadrosu değişebilir.

Özel öğretimden gelmesi sebebiyle özel öğretim ve okulların özelleştirilmesi de yeniden gündeme gelebilir.

Eğitim Fakültesi geçmişi dolayısıyla bakanlıkta eğitim fakülteleri yeniden yitirdiği işlevine geri dönebilir.

MEB'de yeni dönemde kariyer sistemine geçilebilir.

İstişare kültüründen uzak bakanlık yerine paydaşları ile daha fazla istişareye önem vererek yeni reformlara girilebilir.

MEB BAKANI SELÇUK'TAN İLK DEĞERLENDİRME

"Yepyeni bir heyecanla yepyeni bir hizmetin hep birlikte bir ortak dil üzerinden inşa edilmesinin peşindeyiz. Bunun ne kadar zor bir dil görev olduğunun farkındayız. Bu zor görevinde şahsi bir mesele olamdığının biryesel bir iş olmadığının bunun bir ekip işi olduğunun bunun bir millet ödevi olduğunun farkındayız. Dolayısıyla önümüzde çok uzun ve zorlu bir yol var.Bilimin ve aklın ışığında elimizden gelen bütün gayreti ekibimizle göstreceğiz"

Yeni Bakanın basında çıkan yazılarından

KOÇLUK VE MENTÖRLÜK
Etkili ve verimli hizmetiçi eğitim modeli nasıl olmalıdır?
Öğretmenlerin mesleki gelişimlerinde “Ben öğretirim, siz de öğrenirsiniz…” paradigması misyonunu tamamlamıştır. Tıpkı öğrenciler gibi öğretmenler de bu şekilde öğrenmemektedirler. Yani bir akademisyenin Powerpoint sunum yaptığı, öğretmenlerin ise dinlediği model ile öğretmenlerin, yeni yüzyılda kendileri için gerekli olabilecek öğretim becerilerini kazanmaları söz konusu değildir. Okullardaki öğretim liderlerinin öğretmenlere öğretimsel koçluk yaptıkları, mentörlük sürecinin işe koşulduğu bir mesleki öğrenme modeli daha etkili olabilir.

VELİ YAKLAŞIMI
Veli toplantılarında genel yaklaşım nasıl olmalıdır? Olumsuzlukları paylaşmak konusunda zaman zaman çelişki yaşıyoruz. Ne önerirsiniz?
Veli toplantıları öğrencilerin bilişsel, duyuşsal, psiko-sosyal, ahlaki ve fiziksel gelişim alanlarındaki konumlarını ailelerle paylaşmanın önemli bir yoludur. Ailelerin, çocuklarının bu gelişim alanlarındaki durumlarına ilişkin doğru enformasyonu elde etmeleri, olası bir olumsuzluk durumunda gerekli önlemleri almaları açısından önemlidir. Ancak ailenin okulla ilgisi, eğitimden bekledikleri, ailede çocuğun değeri gibi kavramlar aileyle nasıl konuşacağımızı belirler.

‘Eğitim’in kökü


İddialar farklı, zihniyet aynı. Argümanlar tornadan çıkmış gibi. Bir dostumuzun deyişiyle, “‘Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım’ güftesini yazan bir millet, nasıl olur da bu kadar tektip düşünen insan yetiştiriyor?” Bu eğitimse, bırakalım insanlar okumasınlar; irfanları yeter. Tarhan Erdem’in araştırmasında, ‘Öğrenim düzeyi yükseldikçe önyargı ve düşmanlık artıyor’ bulgusunu okuduğumda eğitimci olmaktan ne kadar utandığımı, “Ülkemizde ortalama öğrenim seviyesinin düşük olması bir şans galiba, ne acı bir paradoks, ne mene bir şey şu eğitim” dediğimi unutamam.
İngilizcedeki eğitim sözcüğünün karşılığı olan ‘education’ kelimesinin kökü, Latincede dik durdurmak, ayağa kaldırmak anlamına geliyor. Türkçede ise tam tersine, ‘eğitim’ kelimesinin kökeninin ağaç yaşken eğilir ifadesinde olduğu gibi ‘eğ’mekten geldiği varsayılmaktadır. Aslında ‘eğmek’ kelimesi olumsuz sayılmayabilir. Zira kişi bilgisi arttıkça tevazu sahibi olur, eğilir. Ancak N. Bayar’a göre kelimenin asıl kökü, beslemek, yetiştirmek manasına gelen ‘igidmek’tir. S. Nişanyan da ‘besleme, ehli hayvan veya hizmetçi’ olarak saptamıştır. İlk defa 1935 yılında Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu’nda, terbiye etmek karşılığı eğitmek olarak verilmiştir. Sonuçta, eğitim hangi anlamda ele alınırsa alınsın, bireyi alçakgönüllülüğe, kardeşliğe, özveriye, empatiye yöneltir. Tam tersine, benlik davasını pekiştiren bir eğitim arızalıdır ve yeni baştan tanzim edilmesi gerekir.
Rüyalarımda gelecek nesillerden ‘geçmişe mektuplar’ alıyorum. Lütfen ile başlayan, lütfen ile biten mektuplar. Lütfen şimdiye kadar ne yapıyorsanız artık yapmayın. Lütfen kâğıt üzerinde değişiklikler yapıp sistemi değiştirdiğinizi zannederek kâğıt mühendisliği yapmaktan vazgeçin. Lütfen artık cevap vermeyi terk edin, kadim ve cesur sorular sorun. Lütfen ‘Eğitim çok önemlidir’ demeyin.
Değerli dostlar, bu milletin Kâtip Çelebi’den sonraki son dört yüzyılının en kritik on beş yılına giriyoruz. Milletin kaderini değiştirecek tarihi bir eğitim reformuna ihtiyacımız var. Tam sırasıdır. Lütfen.