Cepten kredi, sorunlu cazip kredilere garanti kredi diyerek vatandaşı dolandıran tefeciler alanları zor durumda bırakıyor. Binlerce vatandaş faiz ve kredi borcu ile banka ve avukat kapılarında. Aldığı borçları ödeyemeyen vatandaşlar bankaların uyguladığı astronomik faizlerle huzuru bozuluyor. 

Bankalara borç 6.6 milyar liradan 425.8 milyar liraya çıktı

2017 yılı Şubat ayına kadar bankalara olan kredi ve kredi kartı borcu 64 kat artarak 6.6 milyar liradan yaklaşık 426 milyar liraya yükseldi. Bankalara borçlanan vatandaşlar borçlarını ödeyemedikleri için icralık oldular. Borçluluk tutarı arttıkça takibe düşme oranı da yükseldi. 2016 yılında takibe alınan tutar 18 milyar 710 milyon lira iken bu yıl şubat ayı başı itibariyle 18 milyar 903 milyona kadar çıktı.

İŞTE BANKALARIN KAZAN LİSTESİ. EN BÜYÜK GELİR KALEMİ KREDİ -FAİZLER

bankaların faiz tuzağı ile ilgili görsel sonucu

18 MİLYON İCRA DOSYASI VAR

Adli Sicil istatistiklerine göre, Türkiye genelindeki icra ve iflas dairelerine 2015 yılı içerisinde toplam 9 milyon 166 bin yeni dosya geldi. 2014 yılından 17 milyon 11 bin dosya ile birlikte toplam dosya sayısı 26 milyon 178'e çıktı. 2015'te 8 milyon 95 bin dosya sonuçlandırıldı ve 18 milyon 82 bin dosya 2016 yılına devretti.

Borç hızla artıyor. İşte son 15 yılın banka borcu tutarları

19szt07_ist_izm_ant_ank_trb

Bunun yanında mahalle tefecileri de türedi. İnternette hatta kartvizit basıp mahalle ve sokaklarda dağıtarak kredi verileceği yazılıyor. Sonunda büyük mağduriyetlere yol açan tefecilik hızla artıyor. Birçok aile tefecilerin elinde çok zor günler yaşıyor. Büyük ve ağır senetler imzalatıldığı bile söyleniyor. 

Tüketim ve lüks çılgınlığı ile kredi kartları ve tefecilerle hayatın tadı kaçırılıyor.

Allah'ın (cc) yasakladığı en büyük günah olan Faiz günahı kredi adı altında her geçen gün yaygınlaşıyor. Bocunu ödeyemeyen vatandaş hacizle ve iflasla karşı karşıya kalıyor. 

 

Bankalar habersizce kredi verip faiz işletiyor
 
Ara­la­rın­da ka­mu ban­ka­la­rı­nın da bu­lun­du­ğu ba­zı ban­ka­lar, Sos­yal Gü­ven­lik Ku­ru­mu­’n­dan (SGK) ge­len ay­lık­la­rı kre­di­li mev­du­at he­sa­bı­na ya­tı­ra­rak emek­li­le­ri fa­iz tu­za­ğı­na dü­şü­rü­yor. Emek­li­le­rin, kre­di­li mev­du­at­la bir­lik­te gö­rü­nen maa­şı ban­ka­ma­tik­ten "Maa­şa zam gel­miş ya da bu ay ilaç pa­ra­sı ke­sil­me­mi­ş” dü­şün­ce­siy­le çek­me­si kul­lan­dık­la­rı kre­di­ye fa­iz öde­me­le­riy­le so­nuç­la­nı­yor.
 
Tu­zak na­sıl iş­li­yor?
 
Emek­li ma­aşı­nı çek­me­ye git­ti­ğin­de tek he­sap gö­rü­lü­yor. He­sap­ta ‘SGK ma­aş öde­me­si­’ ya­zı­yor. ­Aslında o he­sap­ta ay­nı za­man­da ban­ka­nın emek­li­ye aç­tı­ğı 200 ile 600 li­ra ara­sın­da de­ği­şen kre­di de bu­lu­nu­yor.
 
Va­tan­daş pa­ra­nın hep­si­ni çek­ti­ğin­de kre­di kul­lan­mış olu­yor. Far­kın­da ol­ma­dan çek­ti­ği kre­di da­ha son­ra yüz­de 1-3 ara­sın­da fa­iz­le emek­li­nin maa­şın­dan ke­si­li­yor. Hâ­lâ kre­di­li mev­du­at he­sa­bıy­la ma­aş alan mil­yon­lar­ca emek­li bu­lu­nu­yor.
 
99 li­ra­lık ke­sin­ti
 

Bu­nun­la il­gi­li son ör­nek An­ka­ra­’da ya­şan­dı. Y. K. isim­li emek­li, ma­aşı­nı çe­ker­ken 99 li­ra ke­sin­ti ya­pıl­dı­ğı­nı fark et­ti. Bin 250 li­ra ola­rak ya­tan ay­lı­ğa 250 li­ra kre­di ek­len­di­ği­ni ve ma­aş he­sa­bı­nın bin 500 li­ra ola­rak gö­zük­tü­ğü­nü söy­le­yen Y.K, “Zam gel­miş se­vin­ciy­le pa­ra­nın hep­si­ni çek­miş­tim. Bu ay ke­sin­ti yap­mış­lar. He­sap ha­re­ket­le­ri­ne bak­tı­ğım­da ke­sin­ti­nin kre­di­den kay­nak­lan­dı­ğı­nı öğ­ren­di­m” de­di.
 
Ban­ka­lar kan­dı­rı­yor

İş­çi, Me­mur, Bağ-Kur Emek­li­le­ri Der­ne­ği Baş­ka­nı Ham­di Öz, uy­gu­la­ma­yı ban­ka­la­rın kan­dır­ma­ca­sı ola­rak yo­rum­la­dı. Far­kın­da ol­ma­dan kre­di çe­ken bin­ler­ce emek­li şi­ka­ye­ti­nin ken­di­le­ri­ne ulaş­tı­ğı­nı söy­le­yen Öz, “Bü­tün bun­lar ban­ka­la­rın ayak oyun­la­rı. Va­tan­daş far­kı­na var­ma­dan kre­di­yi çe­ki­yor son­ra fai­ziy­le ke­si­li­yor" de­di.

Emek­li­le­rin yüz­de 90’ı­nın ka­mu ban­ka­la­rın­dan ma­aş al­dı­ğı­nı ha­tır­la­tan Ham­di Öz, "SGK, 10 mil­yon 300 bin emek­li­ye her ay yak­la­şık 9 mil­yar li­ra ma­aş ödü­yor. Yıl­lık­ta bu ra­kam 100 mil­yar li­ra­yı aşı­yor. Bu ra­ka­mın 80 mil­yar li­ra­lık bö­lü­mü 3 ka­mu ban­ka­sı; Zi­ra­at, Halk ve Va­kıf­lar Ban­ka­sı­’na ya­tı­rı­lı­yor. Emek­li­nin maa­şı üze­rin­den mil­yon­lar­ca li­ra kâr eden ka­mu ban­ka­la­rı yıl­lık  900 li­ra­lık pro­mos­yon­dan emek­li­ye tek ku­ruş ver­mi­yo­r” di­ye ko­nuş­tu.

İzinsiz kredili hesap açmak yasak

BDDK çok sa­yı­da şi­ka­yet alan kre­di­li mev­du­at he­sa­bı açıl­ma­sı­nı ge­çen yıl müş­te­ri­nin iz­ni­ne bağ­la­dı. Emek­li­ler so­run ya­şa­ma­mak için SGK’­dan ma­aşı­nın ay­lık ne ka­dar yat­tı­ğı­nı sor­gu­la­ya­bi­lir. SGK'nın söy­le­di­ği ra­ka­mın üze­rin­de ya­tan her ku­ruş ban­ka­nın ver­di­ği kre­di­dir. Ma­aşı­nı ban­ka­ma­tik­ten çe­ker­ken maa­şı tu­ta­rın­da­ki pa­ra­yı al­ma­sı ge­re­kir. Her ay ka­fa ka­rı­şık­lı­ğı ya­şa­ma­mak için ma­aş al­dı­ğı ban­ka­ya kre­di­li he­sa­bı­nı ka­pat­ma­la­rı da­ha ya­rar­lı olur.

Allah'ın(cc) en büyük yasağı olan en büyük günahların başında gelen 

FAİZLE  İLGİLİ AYETLER:

 

Kur’an’da faizle ilgili 7 ayet vardır.Konuyla ilgili ilk ayetin Mekke’de indirilen Rum süresinin 39. ayeti olduğuna dair bilgiler vardır. Kesin yasaklamanın Medine’de indirilen Bakara suresinin 275. ayetten 280. ayete kadar olan ayetlerle yapıldığı bilinmektedir.

 

İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını kazanmak için verdiğiniz zekata gelince, işte zekatını veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır. (Rum, 30/39).

 

Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz. (Âl-i İmran 3/130)

faizle ilgili ayet ve hadisler ile ilgili görsel sonucu

 

Men edildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık. (Nisa 4/161).

 

Faiz yiyenler ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi kalkarlar. Bu onların: “Alım satım da ancak faiz gibidir." demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alış verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de faize bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim faize geri dönerse artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. Allah, faizi yok eder de, sadakaları artırır. Allah, günahkâr kafirlerin hiç birini sevmez. (Bakara 2/275-276).

 

Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve eğer inanmışsanız faizden arta kalanı bırakın. Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tövbe ederseniz artık sermayeleriniz sizindir. Böylece ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz. (Bakara 2/278-279).

 

faizle ilgili ayet ve hadisler ile ilgili görsel sonucu

 

FAİZLE  İLGİLİ HADİSLER:

 

“Rasûlüllah bizi altını parayla veresiye satmaktan nehyetti.” (Buharî, 1993: Büyû 80),

 

Hz. Ömer anlatıyor: Hz. Peygamber buyurdu ki: “Altın altınla peşin satılmazsa faizdir. Buğday buğdayla peşin satılmazsa faizdir. Kuru hurma kuru hurmayla peşin satılmazsa faizdir”. (Buharî, 1993: Büyû, 54, 74, 76; Müslim, ts.: Müsakat 79; Ebu Dâvud, ts.: Buyu’ 12; İbn Mâce, ts.: Ticaret 50; Malik b Enes, ts.: Buyu’ 38; Tirmizî,2001: Buyu’ 24; Nesâî, 1986: Buyu’ 41).

 

“Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla,arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla başa baş misliyle, peşin olarak satılır. Kim artırır veya artırılmasını talep ederse faize girmiş olur. Bu işte, alan da veren de aynıdır”(Müslim, ts.: Müsakat 82)

 

Ebû Hüreyre (r.a.)`den rivâyete göre,: “Rasûlullah (s.a.v.) bir satışta iki satış muamelesini yasaklamıştır.” (Nesâî, Büyü: 73 ,Tırmızı)

 

NOT:Bu iki satışı üç farklı yönde anlamlandırılmıştır.

1..Satıcı alıcıya bu elbiseyi sana peşin on, vadeli yirmi liraya satarım der ve bu iki tekliften biri üzerinde anlaşmaya varmaksızın alıcı ve satıcının birbirinden ayrılmasıyla gerçekleşen alışveriş şeklidir.

2..Şâfii diyor ki: Peygamber (s.a.v.)`in yasakladığı bir satışta iki satışın manası şudur: Satıcının evimi şu fiyata sana satarım köleni bu fiyatla bana satarsan gibi veya kölen benim mülküm olduğunda evim de senin mülkün olsun demek gibi. Bu tür alışverişler malın değer ve kıymeti tespit edilmemiş meçhul alışverişler durumundadır.

3..Ebu Dâvud’un Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet ettiği bir hadiste de şöyle buyurulur:“Kim bir satış içinde iki satış yaparsa satıcı için ya bu iki fiyattan az olanı, yahut da faiz vardır.”Bu son hadise göre iki satışın biri peşin diğeri vade farklı satıştır.

 

 

"Însanlar dinar ve dirhemlerin peşine düşer, iyne satışı yapar, hayvancılık yapar ve Allah yolunda cihadı terk ederlerse, Allah onlara bir belâ indirir ve bu belâyı yeniden dinlerine dönünceye kadar da kaldırmaz" (Ebû Dâvud, Büyû', 54; Melâhim,10; Ahmed b. Hanbel, II, 42).

faizle ilgili ayet ve hadisler ile ilgili görsel sonucu

 

Hz. Peygamber (sav) yaş hurmayı kuru hurma ile değiştirmeyi yasakladı ve "Bu riba'dır, buna müzabene denir" buyurdu. Ancak ariyye satışını bundan istisna etti. Ariyye bahçe sahibinin ayırdığı bir veya iki hurma ağacıdır. Onların başındaki meyvenin kuruyunca ne kadar olacağını göz kararıyla tahmin eder. Bunun bedelince yaş hurma (satın alıp) yer" (Tirmizi bir başka rivayette şu ilaveyi kaydeder: "Resulullah (sav) yaş üzümü kuru üzümle her meyveyi, meyve cinsinden tahmini karşılığıyla satmayı yasakladı." Yahya İbnu Said ariyye'yi şöyle açıkladı: "Kişinin ailesine yedirmek maksadıyla birkaç hurma ağacının yaş meyvesini, - miktarını tahmin yoluyla takdir edip - kuru hurma karşılığında satın almasıdır.")

Kaynak: Buhari, Büyu 83, Şürb 17; Müslim, Büyu 64, (1540); Ebu Davud, Büyu 20, (3363); Tirmizi, Büyu 64, (13

 

 

Ebu Said anlatıyor: Hz. Peygamber zamanında bize kötü hurma veriliyordu. Bu çeşitli cins kuru hurmanın bir karışımıydı. Bu kötü hurmanın iki ölçeğini bir ölçek iyi hurma karşılığında satıyorduk. Bu tarz Hz. Peygamber’e haber verilince: “İki ölçek hurmaya bir ölçek hurma, iki ölçek buğdaya bir ölçek buğday, iki dirheme bir dirhem olmaz.” buyurdu (Buharî, 1993: Büyû, 20; Müslim, ts.: Müsakat 98; Malik b Enes, ts.:Buyu’ 32; Tirmizî, 2001: Buyu’ 23; Nesâî, 1986: Buyu’ 41, 50).

 

Başka bir rivayette de şöyle gelmiştir. Bilal-i Habeşî Hz. Peygamber’e bernî

hurması (iyi cins bir hurma) getirmişti. O, “Bu nereden?” diye sordu. Bilal-i Habeşî:“Bizde âdi hurma vardı. Hz. Peygamber’in yemesi için, ondan iki ölçek vererek bundan bir ölçek aldık”, dedi. Bunun üzerine Hz.Peygamber: “Eyvah bu ribanın ta kendisi,eyvah bu ribanın ta kendisi, sakın öyle yapma! Eğer iyi hurma almak istersen elindekini ayrıca sat, sonra onun parasıyla iyi hurma al!” buyurdu (Buharî, 1993: Vekalet 11;Müslim, ts.: Müsakat 96; Nesâî, 1986: Buyu’ 41).

 

 

İbn Ebi İshak’tan: “…Hz. Peygamber bize altını gümüşle, gümüşü altınla dilediğimiz şekilde satmamızı emretti” nakledilmiştir. (Buharî, 1993: Büyû 81).

 

Müslim’in rivayet ettiği ve yukarda zikrettiğimiz altı mal hadisine ek olarak, Ubade İbn Samit’ten şu ziyade rivayet edilmiştir: “…Bu çeşitler farklı olduğu taktirde, peşin ise dilediğiniz gibi satın”. Bu hadisi Buharî hariç, beş kitap rivayet etmiştir (Müslim, ts.:Müsakat 81; Ebu Dâvud, ts.: Buyu’ 12; İbn Mâce, ts.: Ticaret 48; Tirmizî, 2001: Buyu’

23; Nesâî, 1986: Buyu’ 43).

 

 

Hz Peygamber’in aşağıdaki hadisiyle bütün standart (mislî) malların mübadelesi de faiz kapsamına alınmıştır:

“Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla ve tuz tuzla misli misline, eşit ve peşin şekilde trampa edilir. Farklı cinsler birbiriyle mübadele edilirse, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satış yapınız.”

Bu hadisin Tirmizî’deki rivâyetinde şu ilâve vardır:

“Her kim bu şekildeki mübadelede fazla verir veya alırsa şüphesiz ribâ yapmış olur.”

 

 Ebu'l-Minhâl anlatıyor: "Zeyd İbnu Erkam ve el-Berâ İbnu Âzib (radıyallahu anh)'e sarf'tan (yani altınla gümüşü cinsi cinsine satmaktan) sordum. İkisi de şu cevabı verdi: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) altının gümüş mukabilinde veresiye satılmasını yasakladı."Buhârî Büyû 80 8 Şirket 10 Menakıbu'l-Ensâr 50; Müslim Müsakât 87 (1589); Nesâî Büyû 49 (7 280).

 

 

Hz. Peygamber Veda Haccı sırasında Mekke'de faiz yasağı uygulamasını şu ifadelerle bildirmiştir: “Dikkat ediniz! Cahiliye devrinden kalma faizin hepsi kaldırılmıştır. Kaldırdığım faizin ilki, amcam Abbas b. Abdilmuttalib'in faizidir” (Müslim, ts.: Hac, 147; Ebu Davud, ts.: Büyü', 5).

 

 

İbn Mes'ud şöyle bir rivayet nakletmektedir: “Hz. Peygamber ribâyı (fâizi) yiyene de, yedirene de lânet etti” (Müslim, ts.: Müsâkât 25; Ebu Dâvud,ts.: Büyû 4; Tirmizî, 2001: Büyû 2; İbn Mâce, ts.: Ticârât 58).

 

Ebu Hüreyre’in naklettiği diğer bir rivayet ise şöyledir: “Hz. Peygamber buyurdu ki: “İnsanlar öyle bir devre ulaşacak ki, o zamanda faiz yemeyen kalmayacak. Öyle ki,(doğrudan) yemeyene buharı ( veya tozu)ulaşacak”(Ebu Dâvud, ts.: Büyû 3; Nesâî, 1986: Büyû 2;İbn Mâce, ts.: Ticârât 58).

 

 

Hz. Peygamber: “Faiz mahvedici yedi günahtan biridir.” buyurmuştur. Burada faiz şirk, sihir, katillik, yetim malı yeme, savaştan kaçma ve iffetli kadınlara iftira etme suçuyla bir tutulmuştur (Buharî, 1993: Vesaya 23; Müslim, ts.: Hacc 144).

 

 


Sınırlandırma açısından tartışmalı olmakla beraber: “Faiz ancak nesiededir (borç ,veresiye).”hadisi de faizin haramlığına delalet eden rivayetlerdendir.

Konuyla ilgili olay Buharî’nin rivayet ettiğine göre olay şöyle gelişmektedir: Ebu Salih ez-Zeyyat Saıd el-Hudrî’den onun: “Altın altınla, gümüş gümüşle peşin olarak satılır.” dediğini duyunca ona, İbn Abbas’ın böyle söylemediğini haber verir. Ebu Said el-Hudrî de ez-Zeyyat’a İbn Abbas’a şöyle dediğini anlatır: “Sen bunu Hz. Peygamber’den mi duydun yada Kur'an’dan böyle bir şey mi buldun? diye sorduğunu, İbn Abbas’ında kendisine:“Bunların hiç birini ben söylemedim. Siz Hz. Peygamber’i benden daha iyi bilirsiniz.Ancak Üsame bana, Hz. Peygamber’in ‘Riba ancak nesiededir’ dediğini haber verdi.”demiştir (Buharî, 1993: Buyu’, 79). (Müslim Müsâkât 101 (1596).)

Ancak, faizin sadece nesie faizi olduğu hususunda itirazlar vardır. Bu hadisi rivayet eden İbn Abbas’ın, fazlalık faiziyle ilgili rivayetler kendisine ulaşması üzerine bu görüşünden döndüğünü bildiren bilgiler mevcuttur. (bkz.Razî, 1990: VII, 75). Hatta daha önce İbn Abbas ile aynı görüşte olan İmam Şafiî’nin,Müslim’in rivayet ettiği altı mal hadisini gördükten sonra önceki görüşünden döndüğü bilinmektedir (Şafiî, 1993: III, 25).

Üsâme İbnu Zeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm): "Ribâ veresiyededir" buyurdu.(Buhârî Büyû 40; Müslim Büyû 102 (1596); Nesâî Büyû 50 (7 281)
Diğer bir rivayette: "Peşin alış-verişlerde (cinsler farklı ise fazlalık sebebiyle) ribâ olmaz" buyurulmuştur.allahdostuseyyid

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben dinarla deve satıyor dinar yerine gümüş alıyordum. Bazanda gümüşle satıyor onun yerine dinar alıyordum. Bu durumu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a arzederek hükmünü sordum. "O andaki (aynı meclisteki) kıymetiyle olunca bunda bir beis yok" buyurdu."Tirmizî Büyû 24 (1242); Ebu Dâvud Büy û 14 (3354-3355); Nesâî Büyû 50 (7 281-282); İbnu Mâce Ticârât 51 (2262).

Ebû Dâvud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "...O günün fiyatıyla almanda bir beis yoktur yeter ki aranızda (henüz ödenmeyen) bir miktar olduğu halde birbirinizden ayrılmış olmayasınız." Ebu Dâvud Büyû 14 (3354 3355).

“En hayırlınız, borcunu en iyi ödeyendir.” (Buharî, 1993: İstikraz 4,6,7,13) hadisini ve örfün bağlayıcılığını dikkate alan İslam Hukukçuları, alacaklı tarafından şart koşulmaksızın ve o yörede böyle bir adet bulunmaksızın, borçlunun, daha fazlasıyla veya daha kalitelisiyle ödemede bulunmasını sakıncalı görmemişlerdir. Yani alacaklı tarafından şart koşulmayan fazlalık faiz sayılmamıştır.(O beldenin ticari hayatında borçların ödenmesinde böyle bir adet bulunsa, bundan dolayı,sözleşme yapmasa da, sanki sözleşme yapılmış gibi, örfen rayiç olan oran üzerinden fazla ödemeyi her iki taraf da umar ve bilirse bu faiz olur)

Ayrıca şu iki olayda borcun güzel ödenmesi tavsiye edilir:
Buhari’nin Sahihinde, Ebu Hureyre’den rivayet ettiği şu hususa gelince: “Bir adam, Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem’e alacağını almak için geldi ve onu yanılttı. Bunun üzerine Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in ashabı üzüldüler. Bunun üzerine Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem şöyle dedi “Onu bırakın, hak sahibinin alma hakkı vardır. Onun için bir deve satın alın ve ona verin” Onlar dediler ki; Onun dişinden daha iyisini göremiyoruz. Rasulullah şöyle dedi: “Onu alın, ona verin. Zira sizin hayırlınız, ödemesini güzel yapandır." Buhari, K. İstikrâd, 2215

Ebu Davud da, Ebu Rafi’den şunu rivayet etti: “Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem, bir genç deve ödünç aldı. Sonra ona zekâttan bir deve geldi. Bana onu erkenden o adama borcun edası olarak teslim etmemi emretti. Bunun üzerine dedim ki; O deveden daha güzel, iyi, ön ve arka dişleri olanını göremiyorum. Bunun üzerine dedi ki: “Onu ona ver. İnsanların hayırlısı, borcunu en iyi şekilde ödeyendir.” Ebu Davud, K. Buyu’, 2904

Enes’ten şu rivayet edildi: “Bizden kardeşine borç mal/para veren sonra da kendisine hediye verilen adamın durumu soruldu. Bunun üzerine Resulullah şöyle dedi “Sizden birisi borç verdiğinde; sonra kendisine hediye verilir yada hayvana bindirilirse, o hayvana binmesin ve o hediyeyi kabul etmesin. Onunla borç verdiği kişi arasında daha önce geçen bir husus müstesna.” İbn Mace, K. Ahkâm, 2423

Enes’ten Nebi SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in şöyle dediği rivayet edildi “Kişi borç para verdiğinde hediye kabul etmesin.” (Buhari, Tarihinde rivayet etti. Şevkanî de onu aktardı.)


HZ.ALİ'NİN SÖZLERİ:

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dinin hükümlerini bilmeden ticarete kalkışan kimse defalarca faize bulaşır.”

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah katından “Elif, Lam Mim. İnsanlar “inandık” demekle imtihan edilmeden bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar!” ayeti indiğinde anladım ki, Resulullah (s.a.a) aramızdayken bize fitne inmez. “Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın bu ayetle sana haber verdiği fitne nedir?” dedim... Şöyle buyurdu:


“Ey Ali! Bu kavim mallarıyla aldanacak, dinleriyle Rablerine minnet etmeye kalkışacak, rahmetini dileyecek, azabından emin olacak. Haramını yalancı şüpheler ve gaflete düşürücü isteklerle helal kılacaklar. Böylece içkiye nebiz (şıra), rüşvete hediye, faize alışveriş adını takarak helal sayacaklar.” (nechul belağa)