Günümüzde bel ve boyun fıtıklarının çok sık görüldüğünü belirten Kalyon, başta hareketsizlik olmak üzere ev ve iş ortamlarındaki değişik faktörlerin etkisiyle omurgayla ilgili rahatsızlıkların arttığını kaydetti. Omurgamızın 32-33 tane kemiğinin üst üste dizilimiyle meydana gelerek hareket sistemimizin en önemli destek elemanını oluşturduğunu belirten Kalyon, şunları aktardı:

"Bu kemikler birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında 'disk' adı verilen kıkırdaklar bulunur. Omurlar arasındaki diskler hareketler sırasında esnekliğin artmasını sağlar ve böylece günlük yaşantımız sırasında hiç farkında olmadan pek çok zorlu işi yerine getirebiliriz. Ancak bazı hallerde omurgadaki bu sistemde aksaklıklar ortaya çıkabilir. Örneğin; boyun ve bel bölgesindeki kasların uzun süre aynı pozisyonda kalması sonucunda kasların iç gerginliği artar ve omurganın o bölgedeki eğriliği giderek azalmaya başlar.

Uzun süre aynı pozisyonda oturmak veya çalışmak, sürekli ağır kaldırmak, öne eğilerek iş yapmak veya ağır kaldırmak gibi zorlayıcı pozisyonlar nedeniyle kaslarda gelişen spazmlar, disklerin içindeki basıncın artmasına neden olur. Böylece bel ve boyun bölgesinde düzleşme meydana gelir. Omurganın düzleşmesi, uzun dönemde o bölgedeki disklerin yapısının bozulmasına yol açar ve bir süre sonra bel fıtığı ya da boyun fıtığı gibi daha ciddi ağrılı rahatsızlıklar ortaya çıkabilir."

"ROMATİZMAL HASTALIKLAR ŞİDDETLİ BEL VE BOYUN AĞRILARINA NEDEN OLABİLİR"

Fıtık ağrılarının yalnızca bel veya boyun bölgesinde olabildiği gibi kollara veya bacaklara da yayılabildiğini aktaran Kalyon, "Kalçadan başlayıp topuğa kadar devam eden ağrıya 'siyatik ağrısı' adı verilir. Boyun fıtıklarında ise tek veya iki kola yayılan ağrılar olabilir. Bu ağrıların en önemli özelliği hareketle artması, yatarken veya uyurken azalmasıdır. Ağrıyla birlikte yanma, uyuşma, karıncalanma, elde- ayakta kuvvet kaybı gibi yakınmalar da olabilir. Ancak bu tip ağrılar başka nedenlerle de ortaya çıkabilir. İstirahatle geçmeyen, gece veya sabaha karşı hastayı uyandıran ağrılı durumlarda diğer nedenlerin araştırılması gerekir. Bazı romatizmal hastalıklar, omurga iltihaplanmaları ve hatta bazı tümörler şiddetli bel ve boyun ağrılarına neden olabilir. Bu gibi durumlarda en kısa zamanda uzman bir hekime başvurup gerekli muayene ve incelemeler yaptırılmalıdır." ifadelerini kullandı.

"1-2 GÜN KADAR YATAK İSTİRAHATİ VERİLEBİLİR"

Prof. Dr. Kalyon, bel fıtığının teşhisinde klinik muayenenin önemine dikkati çekerek, "Muayenenin ardından bir takım tetkikler istenebilir. Günümüzde en yaygın kullanılan görüntüleme yöntemi kısaca MR olarak bilinen Manyetik Rezonans görüntüleme yöntemidir. Bu yöntemle fıtığın yeri, seviyesi ve derecesi hakkında çok ayrıntılı bilgi edinmek mümkündür. Bel ve boyun fıtıklarının akut ağrılı dönemlerinde 1-2 gün kadar yatak istirahati verilebilir ancak daha uzun süre istirahat önerilmez ve hasta yavaş yavaş günlük hareketlerine başlatılır. Tedavide ağrı kesici ilaçların yanı sıra fizik tedavi yöntemleri de sıklıkla kullanılır." bilgilerini verdi.

Tüm hastalıklarda olduğu gibi bel- boyun ağrılarından korunma tedbirlerine uyulmasının önemine işaret eden Kalyon dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıraladı:

"Duruş, oturuş ve çalışma pozisyonlarına dikkat edin. Beş kilodan daha fazla ağırlık kaldırmayın. Yerden bir şey alırken kesinlikle öne eğilmeyin. Araba kullanırken direksiyona doğru eğilmeyin, bel kavisini destekleyin, uzun yolda sık ara verip kısa yürüyüşler yapın. Sert yatakta sırtüstü veya yan yatın, yüzüstü yatmayın. 48 saatten fazla süren ve basit ağrı kesicilerle geçmeyen bel ve boyun ağrınız varsa mutlaka hekime başvurun. Hızlı yürüme, hafif koşu veya yüzme gibi kondisyon egzersizleri yapın; ani ve zorlayıcı hareketler yapmayın. Fazla kilolardan kurtulun."