Peygamber Efendimiz, “Kıyamet günü bütün insanlar 70 cemaate, topluluğa tamamlanır” buyuruyor. Kur’an-ı Kerim’de de, “Biz her bir ümmete belli bir şeriat, yol belirledik” buyrulmaktadır. Her dinin şeriatında farklılıklar vardır. Mesela İncil’e kadar yakın akraba ile evlilik yasak değildi. Âdem babamız, Havva anamız ile evlendiğinde, Havva anamız her batında ikiz doğuruyordu. İki batın arasında da evlilikler oluyordu. Çünkü evlenecek başka kimse yoktu. İnsan soyunun devam etmesi için o dönemin şeriatı böyledir. Bu Tevrat’ta da böyledir. Ancak İncil ile beraber yakın akraba evliliği yasaklandı. Bu yüzden Yahya Aleyhisselam şehit edilmiştir. Yahya Aleyhisselam döneminde Yahudiler iki yakın akrabayı evlendirmek istemişlerdi. Yahudi milleti parayı çok sever. Onun için para bölünmesin, yabancıya gitmesin diye dışarıdan kız alıp vermiyorlardı. İşte böyle bir vakıa da Yahya Aleyhisselama geldiler. O zamanın din adamı Yahya Aleyhisselam olduğu için ona gelmişler. O da bu evliliğin olmayacağını bildirmiş. Yahya Alehisselam ile İsa Aleyhisselam teyze çocuğudur. Ve İncil ile aile içinde evlilik yasaklandığı için, Yahya Aleyhisselam bu isteğe icazet vermemişti. O zengin Yahudiler de şikâyet için krala gittiler. Kral da bu zenginlerin hatırı için Yahya Aleyhisselamdan gençleri evlendirmesini istemişti. Yahya Aleyhisselam ise, “O eskidendi artık İncil’in hükmü geçerli” diyerek nikâhın geçerli olmayacağını söylemişti. Bunun üzerine kral, Yahya Aleyhisselamın ölüm emrini vermiş ve Yahya Aleyhisselam kafası kesilerek şehit edilmişti… Tevrat’ın kendi döneminde bir şeriatı vardı. İncil’in kendi döneminde bir şeriatı vardı. Ve Kur’an’ın da kıyamete kadar sürecek olan bir şeriatı var…

70 GRUBUN EN HAYIRLISI
Kıyamet günü Allah’ın huzurunda toplanacak 70 fırkanın da şeriatları farklıdır. Ancak tevhit ve ihlâs akidesi ile iman esasları Hz. Âdem’den Peygamber Efendimize kadar hep aynı kalmıştır. İtikatta hep Allah tek kabul edilmiş ve hiçbir konuda ortağının olmadığı açıkça beyan edilmiştir. Bir işin sadece Allah için yapılması yani ihlâs hiç değişmemiştir. Hazreti Peygamber, “İşte biz bu 70 grubun en sonuncusu ve en hayırlısıyız” buyuruyor. Kur’an’ı Kerim’deki Al-i İmran Suresi’nin 110. ayetinde de, “Siz iyiliği emreden ve kötülüğü engelleyen ümmetlerin en hayırlısısınız” buyrulmaktadır. Evet, biz emr-i bil maruf, nehy-i anil münker yaparız. Bizim mümeyyiz vasfımız budur. “Bana ne, ne halleri varsa görsünler” diyemeyiz.

OSMANLI, BÜTÜN İLİM DALLARINDA DÖNEMİN EN İYİ DEVLETİ
Bütün insanlık Müslümanları örnek almalı. Onun için her durumda insanlığa örnek davranışlar sergilemeliyiz. Tıp ilmini biz öğreteceğiz, mühendisliği, kültürü, sanatı biz öğreteceğiz. Tüm dünya bunu bizden öğrenecek. İşte örnek ümmet olmak böyle olur. Yoksa vasat ümmet olursun. İslam, sadece namaz kılmaktan ibaret değildir. Sadece namazdan hesaba çekilmeyeceğiz. Tüm bu meselelerin hesabı sorulacak. İşte Osmanlı döneminde böyle bir ümmetmişiz. Şu yapılan devasa camilere bakın. Asırlardır hâlâ ayaktalar. Ve hepsi çok önemli sanat eserleri olarak kabul ediliyor. Askeriyede, mimaride, şiirde, hat sanatında, matematikte, tıp ilminde, bütün ilim dallarında Osmanlı, döneminin en iyi devleti… İşte yine böyle olursak sağlam ve örnek bir ümmet oluruz. Allah, “Ben sizi örnek ümmet yarattım” buyuruyor. Allah’ın bu övgüsünü hak etmek lazımdır. Eğer biz Hazreti Muhammed Mustafa’yı örnek alırsak, tüm dünya bizi örnek alacaktır.

EN MÜBAREK ÜMMET
Peygamber Efendimiz, “Ümmetim mübarek bir ümmettir. Ümmetimin içinde önce gelenler mi daha hayırlıdır, yoksa daha sonra gelenler mi seçilmez” buyuruyor. Sahabe-i kiramda elbette çok büyük insanlar var. Mesela Ebubekir Hazretleri bu ümmetin en hayırlısıdır. Sonra Ömer, sonra Osman, sonra Ali bu ümmetin büyükleridir. Sahabe efendilerimiz bizim gibi rahat değildiler. Çamursuz yollarda geçmedi ömürleri, rahat yataklarda geçmedi. Hep savaştaydılar. Ancak ahir zamanda da işler iyice birbirine girdi. Zulmetler, haramlar alenen yaşanır oldu. İşte bu durumda kendini muhafaza eden kurtulmuştur. Efendim, faizsiz iş yapılmıyormuş, sen Müslümansın faize girmeyeceksin. Efendim, herkes zina ediyormuş, sen Müslümansın yapmayacaksın. Eğer haram önüne geldiğinde, “Yok arkadaş, ben Müslüman’ım. Bu iş İslam’da yasaklanmıştır. Ben bu işe girişemem” diyorsan işte sen de kazandın demektir. Herkese ve her şeye rağmen Allah’ın hatırını, emrini gözetebiliyorsan bu ümmetin kahramanı olursun. İşte Hazreti Peygamber, bu karışık zamanda sapmayan kullar için, “Ashabım mı daha hayırlıdır, ümmetimin bu kahramanları mı seçilmez” buyuruyor. Ashab-ı kiram ile aynı kıyas edilememek ne büyük bir nimettir.

ÜMMETİ SARSACAK ZELZELELER
Peygamber Efendimiz, “Ümmetim arasında zelzeleler olacak. Bu sarsıntılardan dolayı 10 bin kişi, 20 bin, 30 bin kişi ölecek” buyuruyor. Bu çok büyük olayların olacağına işarettir. Öğüt alanlar bu olaylardan ders çıkaracaklar. Belalar günahlara kefaret olur. Ondan dolayı bu ümmet için büyük bir rahmet olacak. Bu kıyamet alametleri zuhur etmeye başladığında olabilir. Mesela doğu ve batı da büyük toprak parçası batacak. Yine Arap Havzası’nda da göçükler olacak ve hadiste sayıldığı gibi çok sayıda insanlar ölecek. Kur’an-ı Kerim’de bunların işaretleri vardır. Allah bizleri bu afetler, bu uyarılar gelmeden öğüt alıp dinine sarılanlardan eylesin. Âmin…

DİNİNİ AİLENE ÖĞRETMEN FARZDIR
Evet, iyiliği emredip kötülüğü nehyetmek bize farz kılındı. Bu özellik de diğer ümmetler ile aramızdaki en büyük nimetlerden. Çünkü son Peygamberin ümmeti olarak, hele de ahir zamanda iyiliğe sevk edip kötülüğe engel olursak çok büyük sevap kazanırız. Tabi öncelik ailemizdedir. Mesela benim hoca olarak buradan topluma dini emirleri hatırlatmam, öğretmem farz-ı ayındır. Aynı şekilde sizlerin de eşlerinize ve çocuklarınıza bunları anlatmanız farz-ı ayındır. Diğer insanlara anlatmanız ise farz-ı kifayedir. Eğer ailenize anlatıp, bellettikten sonra diğer insanlara da Allah’ın emir ve yasaklarını ulaştırırsanız büyük sevaplara gark olursunuz. Bu hayırlı ümmet olmamızın niteliğidir.