6 YAŞA KADAR ÇOK ÖNEMLİ

Çocuklara yaklaşım konusunda velilere önerilerde bulunan Uzm. Dr. Meryem Özlem Kütük, sahip olunan eğitim, yaşanılan sosyokültürel çevre, arkadaş ortamı ve inançların tutumlarımızın biçimlendirilmesinde çok önemli bir faktör olduğunu vurguladı. Kütük, "Çocuklarımızın tutumlarında 6 yaşa kadar verilen eğitim çok önemli. Ama 6 yaştan sonrası da önemli. 6 yaşına kadar tohumları atıyoruz. Ergenlik çağında bu tutumları şekilleniyor" diye konuştu.

KURALLAR VE SINIRLAR OLMALI

Ebeveynlerde sıklıkla karşılaşılan 5 durumu anlatan Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Meryem Özlem Kütük, "Aileler genelde aşırı koruyucu, izin verici, ilgisiz, otoriter-baskıcı, demokratik tutum, olmak üzere bu 5 tutumdan birisini uyguluyor. Anne ve babalar tutarlı ve güvenli bir aile ortamı için, ailedeki herkesin nedenini bildiği kurallar ve sınırlar koymalıdır. Sınırlar; çocukların dünyayı ve insan ilişkilerini tanımalarını, yapmaları gerekeni kavramalarını ve kendi alanlarını keşfetmelerini sağlar. Kurallar konulurken de nedenleri ve sonuçları açıklanmalıdır" dedi.

Kütük, Başkent Üniversitesi Adana Özel Başkent Okulları velilerinin büyük ilgi gösterdikleri konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Anne-babaların en büyük sorumlulukları, çocuklarını kendilerine yeten bireyler olarak yetiştirmektir. Bunu sağlamak için çocuklara doğru örnek olmak, onları uygun sınır ve kurallarla korumak, desteklemek, güven vermek gerekir.”

ÇOCUKLARINIZA SORUMLULUK VERİN

“Çocuğunuza sevginizi her işini yaparak değil, ona sorumluluk vererek gösterin” diyen Kütük, "Çocuklar istediğiniz gibi değil, yetiştirdiğiniz gibi olur. Çocuk eğitiminde en önemli etken tutarlı davranan anne babalardır. Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğu dinleyin. Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. 

anız baya zengin olmalısınız. Ne kadar zengin olsanızda çocuğun her dediği yapılmaz. Eğitimsel gerçek budur. Eğer her dediğini yapacak olursanız amaçsız ve yaşama amacı olmayan bir birey yetiştirmiş olursunuz. Buna en güzel örneği ünlü bir iş adamının iki oğlunu verebilirim. İş adamı o kadar zengin ki, çocuklarının isteyipte alamayacağı şey yok, çocuklarının her istediğini yapabilmekte. Aradan zaman geçip çocuklar büyüdüğünde iki çocuğu da intihar etti; çünkü yaşama amaçları yok her şeye sahipler.

 

Anne babalar doğal olarak çocuklarının her istediğini yapmak isterler. Burada bir problem yok zaten önemli olan bunun bir ölçüsünü daha doğrusu ortasını bulabilmekte. Öncelikle şunun farkına varmak lazım, çoğuna ne yaparsanız yapın gene isteyecektir. Mesela çocuğunuzu lunaparka götürdünüz, elindeki fişler bitti ve ağlamaya başladı  büyük ihtimal elinizde para varsa tekrar fiş alırsınız. Peki o fişler bitince ne olacak? Tabi ki çocuk gene ağlayacak. Bunun sonu yok. Her ağladığında istediğini yaparsanız çocuk şöyle düşünür "Ben ağlayınca isteklerim oluyor" çocuklar sandığınız kadar salak değildir. Özellikle bu ağlama huyunu ona bir şeyler alarak veya bir şeyler yaparak bastırdıysanız, çocuk bunun farkına varır ve her istediği olmadığında ağlamaya başlar. Bu tip durumlarda şunu yapmalısınız: lunaparka gelindiğinde fişleri alın mesela 5 tane fiş aldınız. Çoğunuzla göz teması kuracak şekilde diz çökün ve şöyle deyin "Bak 5 tane fişin var, en çok istediğin oyuncağa bin bundan sonra başka fiş yok" çocuk bunu anlar yada anlamış gibi yapar. Fişleri bitince gene binmek isterse ona "5 tane hakkın vardı hepsini kullandın" deyin. Büyük ihtimal kabullenmeyecektir. Gene ağlamaya başlarsa ona haklarının bittiğini söyleyin. Ağlama devam ederse aldırmayın. Bu şekilde bir davranış sergilerseniz çocuk "Ağlasam da fiş almıyorlar" düşüncesi yerleşecektir. Boğazı acımaya başlayınca da susar zaten, sonsuza kadar ağlayacak değil. Bundan sonraki lunaparka gidişinizde fişleri bittiğinde ağlamayacaktır; çünkü ağlayınca bir şeylerin değişmediğini önceki deneyiminden bilir. Bu şekilde ona elindekilerle yetinmeyi öğretmiş olursunuz. Alttaki videoyu izleyin, büyük ihtimal çocuk bir şey istemiş o da alınmamış. Ağlama davranışını devreye sokarak yaptırmaya çalışıyor.

 

Uzaktan bakıldığında gaddarlıkmış gibi görünsede doğru olanı budur. Bu konu hakkında başka bir hikaye anlatayım. Olay hava alanında geçiyor. Yurtdışında bir annenin iki çocuğu var, anne iki çocuğuna aynı miktarda para verip "Bakın bu kadar paranız var istediğinizi alın" diyor. Çocuklardan büyük olan dondurma alacağını söylüyor. Küçük olan ise gördüğü bir oyuncağı almak istiyor. Anne küçük olana dönerek "Ağabeyin dondurma alacak, sen oyuncak alacaksın. Sonra dondurma istersen paran kalmayacak emin misin?" diye soruyor. Küçük olan emin olduğunu söyleyip oyuncak almaya gidiyor, ağabeyi ise dondurma alıyor. İkisi de annelerinin yanına geliyor, birinin elinde oyuncak diğerinin elinde dondurma. Daha sonra küçük olan dondurma istediğini söylüyor, annesi "Sen paranı oyuncağa harcadın, şimdi paran kalmadı. Ben sana daha önce söylemiştim." deyince küçük olan başlıyor ağlamaya. Ağabeyi duruma üzülerek dondurmasını onunla paylaşıyor (Doğan Cüceloğlu, İletişim Donanımları adlı kitabından). Türkiye'de olsa bu anneyi topa tutarlar; ama doğru olan bu. Eğer anne küçük olan ağlamaya başladığında para verip dondurma aldırsaydı büyük olanda ağlamaya başlayıp kendisine farklı bir şey aldırırdı. Bunun önüne geçilebilir mi? Sınırı yok, bu yüzden sınırlarını siz koymalısınız, yoksa çocuk sizi parmağında oynatır.

 

Burada önemli olan farklı bir nokta daha var. En önemlisi burası da diyebiliriz. Çocuğa lunaparkta fişleri bittiğinde "Paramız yok" veya "Sana verdiğimiz parayı bitirdin" deyip çocuk ağlamaya başladığında "Al bakalım haydi biraz daha bin" deyip para verirseniz, çocukta "Ben ağlarsam oyuncaklara binmeye hak kazanırım" düşüncesi gelişir. Bu yüzden senin hakkın bu kadar dediğinizde o hakkı bitirince tekrar hak tanımayın. Çocuk hakkının bittiğini anlasın. Çocuğu sınırlandırmalısınız, sınırlandırmazsanız sonu gelmez.

 

Bir diğer önemli nokta ise tutarlılık. Gene lunaparka gittiniz, 5 fiş verildi ve çocuk bütün haklarını kullandı. Daha sonra oyuncaklara gene binmek için para istedi ama siz hakkının bittiğini söylediniz. Bu sefer ağlama davranışını devreye soktu, siz normal olanı yapıp hakkının bittiğini söyleyerek ilgilenmiyorsunuz. Daha sonra araya baba giriyor "Of al şu parayı da sus" diyor. Her şey bitti. Anne ayrı baba ayrı davranıyor, aralarında hiçbir tutarlılık yok. Böyle bir durumdan sonra çocuk anneye yalvarır, ağlar sonra baba kızar ve istediğine kavuşur. Bu yüzden anne baba olarak birlikte ve aynı davranışları sergilemelisiniz. Herkes farklı davranırsa çocuk kendisinin isteklerini karşılayan en iyi yönteme başvurur ve ona göre strateji yapar.