Cuma vakti hatip hutbedeyken mescide giren kimse, Hanefî ve Malikî mezhebine göre, tahiyyetü’l-mescid namazını dahi kılamaz, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre, hafif bir şekilde iki rekat tahiyyetü’l-mescid namazını kılabilir.

Bu nedenle Hanefi ve Malikilere göre, imam hutbeye çıktıktan sonra namaza durulmaz. Bir kimse Cuma namazı için camiye girdiğinde imam hutbede ise önce hutbeyi dinler, kılamadığı cuma namazının ilk sünnetini ise cuma namazının farzından hemen sonra veya son sünnetinden sonra kılar.

Hutbe okunurken cemâat başka bir şeyle meşgul olmayıp yalnız hutbeyi dinleyecektir. Hutbe anında söz söylemek veya söyleyene sus demek yahut namaz kılmak tahrimen mekruhtur. Hutbede hazır bulunanların iki tarafa bakmaları da mekruhtur (el-Fetâvâ'l Hindiyye, Beyrut, 1400,1,146, 147).

Hatip henüz hutbeye başlamadan cemaatten biri nafile kılmaya başlar da bu esnada hatip hutbeyi okursa, başladığı nafileyi secde ile bağlamamışsa, olduğu yerde keser. Secde ile bağlamışsa iki rek'at olarak kılıp hemen selâm verir. (El-Kınye / Eburrecâ.)

Ancak bazı kimseler o gün sabah namazını kılmamışlar ise bunun kazasını kılmaktadırlar.

cuma namazı ile ilgili görsel sonucu

Cuma namazını kılmaya hazırlanırken, tertip sahibi sayılan bir kim­se sabah namazını kılmadığını hatırlarsa ne yapar?

İmam Ebû Hanîfe ve imam Ebû Yusuf'a göre, cuma namazına başlamaz, önce kazaya kalan sabah, namazını kılar. Bu durumda cumaya yetişmeyecek olursa, onun yerine öğle namazını kılar. İmam Muhammed'e göre, cuma namazına yetişeceğini kestirirse, önce sa­bah namazını kaza eder, değilse, kazayı bırakıp cuma namazını kılar. (Siracül-vehhac / Helvani; Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/414)

uma vakti hatip hutbeye başladıktan sonra mescide giren kimse, Hanefî ve Malikî mezhebine göre, tahiyyetü’l-mescid namazını dahi kılamaz, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre, hafif bir şekilde kısa tutarak iki rekat tahiyyetü’l-mescid namazını kılabilir.

Bu nedenle Hanefi ve Malikilere göre, imam hutbeye başladıktan sonra namaza durulmaz. Bir kimse Cuma namazı için camiye girdiğinde imam hutbeye başlamışsa önce hutbeyi dinler, kılamadığı cuma namazının ilk sünnetini ise cuma namazının farzından hemen sonra veya son sünnetinden sonra kılar.

Demek ki, hutbeden maksat, imamın minbere çıkması değil, onun hutbe okumaya başlamasıdır. Bu açıdan iç ezan okunurken namaz kılınması mekruh olmaz.

Hatip henüz hutbeye başlamadan cemaatten biri nafile kılmaya başlar da bu esnada hatip hutbeyi okursa, başladığı nafileyi secde ile bağlamamışsa, olduğu yerde keser. Secde ile bağlamışsa iki rek'at olarak kılıp hemen selâm verir. (El-Kınye / Eburrecâ) Kılamadığı veya başlayıp da bitiremediği sünneti de cumanın farzından sonra kılar.

Ancak bazı kimseler o gün sabah namazını kılmamışlar ise bunun kazasını kılmaktadırlar.

Hutbe okunurken cemâat başka bir şeyle meşgul olmayıp yalnız hutbeyi dinleyecektir. Hutbe anında söz söylemek veya söyleyene sus demek yahut namaz kılmak tahrimen mekruhtur. Hutbede hazır bulunanların iki tarafa bakmaları da mekruhtur (el-Fetâvâ'l Hindiyye, Beyrut, 1400,1,146, 147).

Hanefi mezhebinin görüşünün delili şu hadistir:

Ebû Hureyre (ra), Peygamberimizin (asm) şöyle dediğini haber vermiştir:

“Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına “sus” dersen lağvde (yani faydasız bir iş) bulunmuş olursun.” (Buhârî, Cuma 36; Müslim, Cuma 11-12)

Şafii ve Hanbelîler ise şu hadisleri delil getirerek hutbe okunurken bile olsa iki rekâtlık nafile namaz (tahiyyetü’l-mescid namazı) kılınabileceğini söylemişlerdir:

Câbir b. Abdillah (ra) dedi ki: “Resulullah aleyhissalatü vesselam cuma günü hutbe okurken bir adam geldi. Ona; “Namaz kıldın mı?” dedi. O da “Hayır” dedi. Dedi ki,“Kalk iki rekât kıl.” (Buhârî, Cuma, 33; Müslim, Cuma, 54-58)

Hz. Câbir’den gelen bir başka rivayet ise şöyledir:

“Sizden biri, cuma günü imam (hutbeye) çıkmışken gelirse iki rekât namaz kılsın.” (Müslim, Cuma, 57)

cuma namazı ile ilgili görsel sonucu

Cuma namazı kaç rekâttır? Cuma namazının son sünnetinden zuhr-i ahir namazını kılmak şart mıdır?

Bunu önlemek için cuma namazını kısa da olsa şöyle bir gözden geçirmeye ihtiyaç var anlaşılan... Zannederim bu kısa tarif, konuyu aydınlatacak, cumadan sonra kılınan fazla namazlarda şaşırmaya hiç de gerek olmadığı anlaşılacaktır. Önce cuma namazını baştan sona şöyle bir gözden geçirelim isterseniz...

- İlk olarak cuma namazının başında dört rekât sünnet kılıyoruz değil mi?.. Buna,cumanın ilk sünneti, diyoruz.

- Bundan sonra imam efendi hutbeye çıkıyor, gereken konuşmasını yaptıktan sonra inerek mihraba geçiyor, birlikte cumanın farzını kılıyoruz. Buna da, cumanın iki rekât farzı diyoruz...

- Bundan sonra ise dört rekât sünnet daha kılıyoruz. Buna da cumanın son sünnetidiyoruz... Böylece ne yapmış oluyoruz?

- Başta dört rekât cumanın ilk sünneti, ortasında iki rekât cumanın farzı, sonunda da yine dört rekât cumanın son sünnetini kılıyor, cuma namazını sünnetleriyle birlikte kılmış oluyor, vaktin ibadetini sünnetleriyle birlikte eda etmiş olmanın huzurunu duyuyoruz, değil mi?

Bundan sonra ise, isteyenler çıkıp gidebiliyorlar. İstemeyenler de kalıp geçmişte kılamadıkları bir öğle namazı (zuhr-u âhir) ile bir sabah namazı kazası kılıyorlar.

Nasıl bir niyetle kılıyorlar bu namazları, bir de ona bakalım isterseniz:

Herkesin ifadeleri farklı olsa da aşağı yukarı niyetlerini şöyle yapıyorlar:

- Niyet ettim vaktinde kılamadığım en son öğle namazının (zuhr-u âhirin) farzını kılmaya. Bundan sonra iki rekât da sabah namazı kaza etmeye niyet ediyorsa buna da:

- Niyet ettim vaktinde kılamadığım en son sabah namazının farzını kılmaya, diyerek, iki tane de kaza namazı kılmış olmanın huzurunu duyuyorlar.

Ancak cumadan sonra kılınan bu ilave namazların karışıklığa sebep olduğunu söyleyenler de diyorlar ki:

- İşin başında cuma namazından sonra kılınan böyle bir ilave namaz yoktu. Öyle ise şimdi de olmamalıdır. Cumadan sonra fazladan kılınan bu namazlar, cumanın sahih olmadığı yolunda bir şüphe meydana getiriyor! Ayrıca cuma namazını uzunmuş gibi gösterdiğinden cumadan tümüyle vazgeçmelere de sebep olabiliyor...

Bu görüşü yerinde bulanlar, cumadan sonra çıkıp gidiyorlar, kimse onlara “Neden âhir zuhurla iki rekât sabah namazı kazası kılmadan gidiyorsunuz?” demiyor. Dememeliler de. Onlar da kaza kılanlara, “Neden ilave olarak kaza namazı kılıyorsunuz?” dememeliler. Çünkü namazı terk ettirmek bir başarı değildir. Ama namazı kıldırmak bir başarıdır.

Burada akla gelen endişe, Rabb’imizin bize "Cuma namazından sonra neden fazladan namaz kıldınız?" diye sorması endişesidir. Bu sorunun muhatabı olmayı göze almak mümkündür. Ama "Neden öğle, sabah namazı borcuyla huzuruma geldiniz?"sorusunu muhatabı olmayı göze almak kolay değildir...

Burada şunu bir daha tekrar etmiş olayım: Bir kafa karıştıran da ben olmak istemem.İsteyen cumadan sonra çıkıp gider, istemeyen de kalıp kaza namazı kılar.

Zaten, Şafiilerin kılma titizliğine mukabil, Hanefilerde dileyenler kılıyorlar. Bu yüzden de ibadet hayatımızdaki uygulamalarda bir sıkıntı söz konusu olmuyor.