Eğitimde anlık kararlar zarar veriyor

Eğitimde yerli ve milli bir sistem belirleyip hayata geçirilmesi yerine anlık kararlarla iş götürülmeye çalışılıyor. Bir bakıyorsunuz tıkır tıkır işleyen bir uygulama bir anda değişmiş. Yeni ile uygulama eski sistem giderken okulların adları değiştirilmiş, liselerin adı Anadolu, fen ve sosyal bilgiler olarak belirlenmiş.

Hâlbuki bu ülkede uzun yıllar ortaokulu bitiren her öğrenciye ilçesinde ya da yaşadığı şehirde evlerine en yakın liseye kayıt yaptırma imkânı vardı. Liseye ihtiyaç arttıkça da yeni binalar yapılmak suretiyle iş yürüyordu. Sonra ne olduysa liselerin yanında birde Anadolu liseleri çıktı. Bununla da yetinilmedi fen liseleri, sosyal bilgiler liseleri gibi adlar altında yeni liseler oluşturulurdu. Böyle olunca her il ve ilçede yeteri kadar Anadolu Lisesi yapılamadığı için klasik liselerin adı değiştirilmeye başlandı.

Giderek artık eski liselerin yerini Anadolu liseleri ya da meslek liseleri aldı. Bu gelişmeler sonucunda liselere giriş sınavla olmaya başladı. Neticede düne kadar aynı binalarda fen ve edebiyat kolu olarak eğitim verilirken bu defa ayrı binalar devreye girdi. Müfredat programında da fazla bir değişiklik olmadı. Lise edebiyat kolunda okutulan müfredat bu defa sosyal bilgiler, fen kolunda okutulan müfredat ise fazla bir değişiklik olmadan fen liselerinde uygulandı. Anadolu liseleri ile klasik liseler arasındaki tek fark yabancı dil konusunda ortaya çıktı.

Liselerdeki haftalık yabancı dil saati artırılarak öğrencilerin yabancı dil öğrenmeleri sağlanacakmış gibi bir görüntü ortaya çıktı. Bugün gelinen nokta bu yönde bir başarı sağlandığını söylemek mümkün değil. Eğer başarı sağlanmış olsaydı herhalde beşinci sınıflarda haftalık yabancı dil saatinin 20’ye çıkartılması gündeme gelmezdi. Bir başka ifadeyle yabancı dil açısından beşinci sınıfların hazırlık sınıfı haline getirilmesi söz konusu olmazdı.

Niçin atılan her adım kısa süre sonra değiştirilmek zorunda kalınıyor Bu soruya kimse gücenmesin ama üzerinde ciddi olarak çalışılmadan ayaküstü alınan kararlar sebebiyle atılan adımlar bir süre sonra değiştirilmek zorunda kalınıyor. Sanki yıllardan beri eğitime hizmet eden liselerin adı Anadolu olarak değiştirilence eğitimin kalitesi artacak gibi bir yaklaşımın yanlışlığı bugün ortaya çıkmış durumda.

Bunun ötesinde daha önceleri de dikkat çektiğim gibi öğrenciler için eskiden aileden ayrılma üniversite tahsilinde başlarken değişiklikler ve liselere girişin sınavla olması sebebiyle dokuzuncu sınıflardan itibaren yavrularımız ailesinden kopuyor.

İşin bir başka boyutu ise devlet olarak daha üniversite öğrencilerinin yurt ihtiyacı karşılanmazken ailesinden uzaklarda lise tahsilini sürdürmek zorunda kalan gençler bir takım grupların eline düşüyor. Bu bakımdan lisan öğretimi gerçekten önemseniyorsa daha işin başında ister beşinci sınıfta ister lise birinci sınıflar hazırlık sınıfı haline dönüştürülebilirdi. Bu da her öğrenci için zorunlu olmamalı, lisan öğrenmek istemeyenler hazırlık sınıfını okumadan birinci sınıftan başlar, öğrenmek isteyenler ise hazırlık okurlardı. Ancak, dediğimiz gibi birilerinin aklına gelen bir konu uygulamaya konuluyor ama sonu düşünülmüyor.

Mekân ihtiyacı, öğretmen durumu dikkate alınmadan ‘garibin göçü yolda düzülür’ misali daha sonra halledilmeye çalışılıyor. Bu yaklaşım ise eğitimi olumsuz etkiliyor. Bunun için diyorum ki, eğitim sistemi ile ikide bir oynamaktan vazgeçelim,atacağımız adımların önce alt yapısını sağladıktan sonra harekete geçelim.,Ben yaptım oldu anlayışının en mahzurlu olduğu alan eğitim alanıdır.

Çünkü her değişiklik bir neslin arada kaynamasına yol açıyor. Bunun için öncelikli olarak ilköğretimden orta öğretime geçişin imtihanla olmasına son verilmelidir. Eğer, veliler ve öğrenciler belli okullarda yığılma yapacak ise bu okullara müracaat eden öğrenciler arasında sınav yapılmalıdır. Bunun dışında ilk ve ortaöğretimde öğrencilerin evlerine en yakınında okumalarının sağlanması esas olmalıdır.

Bu noktada önümüzdeki yıl bazı okullarda uygulanmaya başlayacak olan haftalık 20 saat yabancı dil uygulamasında her öğrenci için zorunlu olması gibi bir uygulama yanlış olacaktır. Eğer bir öğrenci yabancı dile ilgi duyuyorsa ona ille de İngilizceyi ya da bir başka dili öğrenmek mecburiyetinde olmaması gerekir.