Avrupa’da hızla artan Müslüman nüfusunun, helal gıda sektörünün de büyümesine vesile olduğunu belirten Büyüközer, ”Araştırma Merkezleri’nin verilerine göre, hâlihazırda Avrupa genelinde yaşayan Müslüman nüfus 50 milyona yaklaştı. Bu durum yerli-yabancı çok sayıda firmanın helal gıda sektörüne girmesine sebep oluyor. Bununla birlikte diğer bütün sektörlerde olduğu gibi helal gıda sektöründe yaşanan hızlı büyüme de beraberinde çeşitli sorunları getiriyor” diye konuştu. Her şeyden önce helal kesimle ilgili tartışmaların yıllardır dinmek bilmediğini söyleyen Büyüközer, “İlerleyen teknolojiye paralel yeni kesim teknikleri, sorunu çözmek bir tarafa daha da karmaşık hâle getiriyor. AB genelinde hayvana eziyet verdiği gerekçesiyle boğazlamanın yasaklanmasından sonra gündeme gelen tabanca ya da elektrikle şoklama veya daha da kötüsü gazla öldürme yöntemi, İslam’ın helal kesim konusundaki kuralları son derece açık olmasına rağmen, sadece sıradan Müslümanlar değil, din adamları arasında da büyük tartışmalara sebep oldu“ ifadelerini kullandı.

İSLAMİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI TARAFINDAN KABUL EDİLEN BİR ÜST KURULUŞ BULUNMUYOR
Yakın zamanda patlak veren at eti skandalı Avrupa’da ‘helal gıda’ tartışmalarını yeniden alevlendirdiğini belirten Dr. Büyüközer: ”Zira İrlanda ve Hollanda’da kesilen atlar, Avrupa’nın birçok ülkesine satılmıştı ve satın alanlar arasında ‘helal sertifikalı’ ürün sattığını iddia eden firmalar da vardı. Söz konusu etleri Avrupa genelinde 370 firma almıştı ve bunlar arasında sattığı ürünlerin üzerinde helal sertifikası bulunan bazı firmalar da vardı. Bu durum ister istemez akıllara ‘helal sertifikası’ veren Avrupa’daki kurumların güvenilir olup olmadığı sorusunu getiriyor. Hâlihazırda helal sertifikaları konusunda Avrupa genelinde faaliyet gösteren ve bütün İslami sivil toplum kuruluşları tarafından kabul edilen bir üst kuruluş bulunmuyor“ şeklinde konuştu.

Kaynak: Milli Gazete