Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açığa alınan İhsan Şenocak  Hoca" Ehl-i Sünnet'i Temsil İddiamız Olabilir mi?" dedi

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açığa alınan İhsan Şenocak, ilk defa sessizliğiniz bozdu. Şenocak Twitter üzerinden video ile mesaj gönderdi

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hakkında soruşturma başlatılan ve açığa alınan İhsan Şenocak, Samsun 'da bulunan Aşıkkutlu Eğitim Merkezi'nde eğitim görevlisi olarak görev yapıyordu. Şenocak geçtiğimiz ayın son günlerinde açığa alınarak hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ , bugün yaptığı açıklamada, İhsan Şenocak'ın açığa alınması ile ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığına yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi. Bozdağ, "Son günlerde bir soruşturma gündeminde, medyada, şurada burada, bir sürü Diyanete iftiralar var. Deniyor ki, ‘Ayet okudu, hadis okudu diye birisini Diyanet açığa aldı.’ Bunu diyenler yalanın alasını söylüyorlar" dedi.

İhsan Şenocak ise suskunluğunu bozdu ve twitter hesabından " Ehl-i Sünnet'i Temsil İddiamız Olabilir mi? Açıklamaların farklı noktalara çekilip müslümanlar arasında fitneye sebep olma ihtimalinden dolayı neşrini bir süre tehir ettik" dedi 

İŞTE DİYANET'İN İHSAN ŞENOCAK AÇIKLAMASI

Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek görevlerini yerine getirmektedir.

Hakkında yürütülen idari soruşturma kapsamında bir personelimizin soruşturmanın selameti açısından açığa alınması nedeniyle sosyal medyada ve bir takım basın yayın organlarında Başkanlığımıza yönelik hakarete ve tehdide varan yorumlar yapıldığı üzülerek müşahede edilmiştir.

Bu soruşturma nedeniyle toplumda büyük bir saygınlığı bulunan ve milletimizin göz bebeği olan güzide teşkilatımızın haksız ve mesnetsiz eleştirilerle yıpratılması asla kabul edilemez.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cuma Hutbesinde Ehl-İ Sünnet Vurgusu

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açığa alınan Samsunlu vaiz İFAM kurucusu İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak’ın görevden uzaklaştırılmasının haftasındaki Cuma Hutbesinde Ehl-i Sünnet vurgusu dikkat çekti.

 Cuma Hutbesinde Ehl-İ Sünnet Vurgusu

Cuma Hutbesinde Ehl-İ Sünnet Vurgusu

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açığa alınan Samsunlu vaiz İFAM kurucusu İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak’ın görevden uzaklaştırılmasının haftasındaki Cuma Hutbesinde Ehl-i Sünnet vurgusu dikkat çekti.

Ehl-i Sünnet savunucusu İhsan Şenocak’ın Diyanet içindeki Sünnet ve Hadis karşıtı grup tarafından açığa alındığı iddialarının ardından Diyanet tarafında Türkiye’nin bütün camilerinde okutulan hutbede Ehl-i Sünnet vurgusu manidar bulundu.

İşte o hutbe:

“(Resûlüm!) De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Âl-i İmrân, 3/31


Aziz Müminler!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “(Resûlüm!) De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’ ”

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Bunlar, Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.”

Değerli Kardeşlerim!

İman edilmesi gereken esaslardan biri de peygamberlere imandır. Müminler olarak bizler, Âdem (a.s.)’dan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e kadar gönderilen bütün peygamberleri tasdik ederiz. Peygamberimize ve onun tebliğ ettiği hususların tamamına inanırız. İmanımızın sözlü bir ifadesi olan kelime-i şehadette ve kelime-i tevhitte bu inancımızı gönülden dile getiririz. Biliriz ve iman ederiz ki Peygamberimize iman olmadan tevhit inancı olmaz. Peygamberimizi herkesten ve her şeyden daha çok sevmedikçe kâmil manada mümin olunamaz. Biliriz ve iman ederiz ki onun sahih sünnetine tabi olmadan gerçek anlamda İslam dini yaşanamaz.

Aziz Kardeşlerim!

Bizler, Yüce dinimiz İslam’ı iki ana kaynaktan öğreniriz. Birincisi hidayet rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’dir. İkincisi ise Resûlullah Efendimiz (s.a.s)’in çağlara ışık tutan sünnet-i seniyyesidir. Nasıl ki peygambere iman olmadan Allah’a imanın bir geçerliliği yoksa Peygamberimizin örnek hayatı, sireti, sahih sünneti ve hadisleri olmadan da Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamak ve yaşanan bir hayata dönüştürmek mümkün değildir. Zira Kur’an-ı Kerim, Peygamberimize indirilmiş, O’nunla anlaşılmış ve O’nun örnekliğinde hayata yansıtılmıştır.

Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de,  “Ey İman edenler! Allah’a ve Resûlüne iman edin…” buyurarak kendisiyle birlikte Resûlüne inanmayı emretmiştir.

“Ey İman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin…” buyurarak kendisine itaatle birlikte Resûlüne tabi olmayı da emretmiştir. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği üzere Peygamber Efendimize uymak Allah’ı sevmekle doğrudan ilgili ve irtibatlıdır. Bu itibarla, Peygamber Efendimize hürmet göstermeyen bir inanç, kişiyi ne mümin kılar, ne de Müslüman.

Aziz Müminler!

Peygamberimiz, bütün insanlığa gönderilmiş rahmet ve hidayet kaynağıdır. O, bize varoluşumuzun gayesini haber vermiştir. Allah’a, doğru ve hakkıyla ibadet etmenin, O’nun rızasını kazanmanın yolunu öğretmiştir. O, bizleri özüyle ve sözüyle fazilet ve erdeme davet etmiştir.

Şu bir gerçektir ki; dünya ve ahiret saadeti hedefleyen her mümin, Peygamberimiz (s.a.s)’in sahih sünnetine tabi olmak durumundadır. Gerçek anlamda sünnete tabi olmaksa, öncelikle Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizin tebliğ ettiği şekilde doğru anlayıp hayatımıza yansıtmaktan geçer. Sünnete uymak müminleri engin bir gönle, derin bir ufka, yüce bir ruha, erdemli bir karaktere ulaştırır. Sünnete tabi olmak, cehalet ve tembelliğin, kin ve nefretin, şiddet ve tefrikanın karşısında dimdik durmaktır. Gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için her daim yüce ideallerin peşinden koşmaktır. Sünnete tabi olmak, Peygamber Efendimiz gibi feraset ve basireti, sadakat ve güvenilirliği, sabrı ve metaneti, şefkat ve merhameti, saygı ve sevgiyi, dahası ahlakı kuşanmaktır.

Aziz Kardeşlerim!

Resûlullah Efendimiz (s.a.s)’in örnek hayatını bizlere aktaran sünneti ve hadisleri bütün müminlerin ortak mirasıdır. Peygamberimize gönülden muhabbet besleyen, O’nun örnekliğini benimseyen, yolundan yürüyen her bir mümin, sünnet ehlidir. Hiçbir kimse ya da zümrenin, kendisini sünnetin tek hamisi olarak görmeye hakkı yoktur. Aynı şekilde sünneti itibarsızlaştırmaya ve devre dışı bırakmaya yönelik anlayış ve gayretler de beyhude birer çabadan ibarettir. Unutulmamalıdır ki Allah Resûlü (s.a.s)’in sünnet-i seniyyesi üzerinden ötekileştirici, ayrıştırıcı bir takım söylemler; kardeşliğimizi, muhabbetimizi, birlik ve beraberliğimizi zedeleyecektir.

Ne mutlu Allah ve O’nun Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in yolundan gidenlere! Ne mutlu Allah’ın Kitabına ve O’nun Peygamberinin sünnetine ittiba edenlere!

Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allah’ın Resûlü! Salat ve selam senin üzerine olsun Ey Allah’ın Habibi! 

Kardeşlerim!

Dün milletimizin bekası ve huzuru için canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Haktan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına ve milletimize sabır ve baş sağlığı diliyorum. Yüce Rabbimiz, şehitlerimizin uğrunda canlarını verdikleri değerlerimizden bizleri asla ayırmasın.

 Âl-i İmrân, 3/31.

Muvatta’ , Kader, 3.

Nisâ, 4/136.

Nisâ, 4/59.