Günümüzde herşede abartı olduğu gibi kız isteme işlerinde de abartı maalesef söz konusu. Kız tarafı kızı istemeye gelen oğlan tarafına yani erkek tarafına bir liste hazırlar ve evde iken veya evden çıkılırken ellerine uzatılır. Bunları almalısınız.Yoksa olmaz bu iş gibi sözlerle tehditler yapılır..

Wedding-rings-rose-flower-hd-wallpapers-wedding-zonehdwallpapers

Erkek tarafı kızsada alınsada küssede almak zorunda kalırlar bazende iki aile arasında sert tartışmalara sebep olunur. Erkek tarafı daha makul şeyler olsun derken kız tarafı "bizim kızımızın diğerlerinden ne farkı var,elaleme rezil olmayalım, bulmuşken yolalım" gibi abuk subuk ifadeler ve isteklerde bulunurlar.

Kız tarafı mihir istemek hakkıdır. İsteyebilir. Mihirde kız tarafına kalmaz kızla birlikte erkek tarafına gelir alınanlar. Birçok aile de maalesef byle istekler görmemişlik olarak değerlendirilir işler oldukça kolay yürür. Ama maalesef bazı gözü doymaz aileler böyle işleri zorlaştırır hatta bazen nişan süresinde yüzükler geri atılır aile bozulur. 

Bazı aileler böylecekızı garantiye alıyoruz diye laflar etslerde gerçekte kızın mutluluğnu zora soktuklarının farkında değiller. Nişan süresince oluşan fitne,fesat,dedikodu daha elenmeden iki aile arasını açar, kavgalara,küskünlüklere, tahammülsüzlüklere hatta boşanmalara kadar gider.

Aslında birbirlerinin din ve ahlakından emin olan iki taraf, işi uza­tarak bir takım zorluklara girmemeli ve hayırlı bir iş olan ev­liliği gerçekleştirmek için iki kişinin nişanlanmasına ve ev­lenmesine zorluk çıkarmadan "Evet" deyip, onların da bir yuva kurmalarına çalışmalıdır. Zorlaştırmak yerine kolaylaştırmak gerekir.

Kız tarafının, damad tarafından ağır, pahalı ve onlara zor gelecek şeyleri istemeleri İslami değildir. İnsani de değildir. Kültürümüzde de yoktur.

kız isterken kız tarafının abartılı istekleri ile ilgili görsel sonucu

Kutsal bir müessese olan aile; günah, hata ve yanlış bir temel üzerine kurulursa, doğacak neslin bundan etkilenmemesi mümkün değildir. Uygun bir zemine ekilemeyen tohumdan nasıl verimli bir ürün alınamazsa, sünnete aykırı olarak yapılan düğün ve nikâhlardan da sünnete göre yetişecek nesiller beklemek hayal olur.

Meselâ, zaten örf ve geleneklerimizde var olan; kızı Allah’ın emriyle, Peygamberin kavliyle istemek, kızın olurunu alan kız tarafının bu talebe uygun cevap vermesi, tarafların bu evliliğe yardımcı olmaları, köstek olucu davranışlardan uzak durmaları, kızın mehri konusunda erkek tarafının elinden geldiğince cömert olması, zorlukların anlayışlı yaklaşımlarla aşılması, tarafların birbirlerine karşı mütevazı olmaları ve sevgi ile yaklaşmaları, birbirlerinin hatâlarını örtmeleri, karşılıklı hazırlıkların yapılması, düğün gününün birlikte tesbit edilmesi, halkımızın adına yer yer “okuntu” da dediği ve imkânlar ve örf ölçüsünde küçük hediyeciklerle birlikte dâvetiyelerin dağıtılarak insanların düğüne çağrılmaları, düğün öncesi sünnete uygun davranışlardır.

Zorlaşan Düğünler, Kolay Biten Evlilikler

 

   Bir düğün yemeği, kadınlar arası makul ölçülerde bir kına gecesi ile düğün yapılabilecekken; İki gencin evlenmesi aylarca süren sancılara dönüşüyor. Hele o ev dizmeler yok mu? Tam tekmil evlere gelin gitmeli kızlar. Kapının süsü, damacanın örtüsü dahi unutulmamalı!

Tam müteşekkil bir eve gelin gideceksin de, daha sonra neyin hayalini kuracaksın diye soran yok!

Annelerin düğün öncesi kızlarına verdiği öğütler akla ziyan. “Koparabildiğin kadar kopar. Ne alabilirsen al. Kız alıyorlar kolay mı?”…Yangından mal kaçırıyor sanki. Sanki düşman evine yıkıma gidiyor!

Düğünler, mutlu bir yuvaya, hayırlı bir nesle başlangıç olması için bir duyuru niteliği taşımalıyken, “El ne der?”kaygılarının ve “El alem düğün görsün!” çabalarının göstergesi haline geldi.

Söz tepsisi, nişan sepeti, düğün arabası, çikolata en pahalısından, çiçek en kocamanından, söz elbisesi, nişan elbisesi derken masraflar katlanıyor. Düğünde elbise giymek zaten olacak iş değil! Kiralık gelinlik asla olmaz. Ucuzundan olsa? O da kızımızın şanına yakışmaz! Köşesi güllü, boncuklu davetiyeler, her biri dünyanın parası nikah şekerleri, bilmem kaç katlı pastalar…say say bitmez…

Düğün bitip herkes evine çekilince, arkada kalan; huzurlu bir yuvanın başlangıcından ziyade, yıllar boyu ödenecek faturalar, taksitler oluyor. Bu kadar borcu tek aile üstlenemeyince, borçların çoğu gelin ve damatın üzerine kalıyor. Bir yığın faturanın üzerine bina edilmiş evliliklerde ne cicim ayı, ne cicim haftası yaşanamıyor maalesef. Genç çiftler, birbirlerinin yüzüne bakınca muhabbeti değil, taksitleri düşünüyorlar. Sonra başlasın, huzursuzluk, tartışmalar…

Ne olurdu gümüşlüğü olmasaydı, perde koltuğa, halı yolluğa uymasaydı ne olurdu? İlk zamanlar iki kanepeyle,bir makina ile idare etseler, koltuk takımı sonraya kalsa ne kaybederlerdi? Son çıkan, mutfak masası olmasa, yer sofrasında ağız tadıyla yemeklerini yeseler ne olurdu?

Gençler kendilerini haramdan koruyacak, dinlerinin yarısını tamamlayacak evliliği niye  kara kara düşünüp dert etsin ki? Çok daha az masrafla, yorulmadan, aylarca sıkıntıya girmeden evlilik yapılamaz mı? Derdimiz gençlerimizin yuva kurması, haramdan korunması, helal dairesi içine girmesiyse neden hem onları, hem kendimizi bunca sıkıntıya sokuyoruz?

Her şeyi tam olsun, hiç bir eksik kalmasın diye uğraşırken, gençlerin evlilik çağları geçiyor, evlilik geciktikçe harama düşmeleri, flörtlerle oyalanmaları kolaylaşıyor.

Eskiden evlilikler daha kolay ve masrafsız, fakat temelleri daha sağlam ve dayanıklı olurdu. Boşanma kelimesini dahi kullanmaya imtina ederdi büyüklerimiz.

Şimdi iki gencin evlenmesi yıllar sürüyor. Ama boşanmak bir celsede…

Özellikle genç kızlara ve annelerine çok iş düşüyor. İslamda mehir vardır ve haktır. Fakat bu meblağ erkek tarafının bütçesini aşacak ve evlilik sonrası sıkıntıya sokacak şekilde olmamalıdır.

Evlilik sonrası, çiftin kendi imkanlarıyla aldığı her bir eşyanın sevinci bambaşkadır. huzur verenin eşya olmadığını, borçsuz yaşamanın en büyük zenginlik olduğunu anlatalım gençlerimize.

Yüce rabbimiz; Eşinin yüzüne bakınca huzur veren, önceliği dünya, mal mülk olmayan, sadece Allah’ın rızası, haramlardan korunmak ve hayırlı bir nesil yetiştirmek için evlilik yapan gençlerin ve onlara bu konuda destek olup anlayış gösteren ailelerin sayısını artırsın. (Amin)

islamda kız istenirken erkek tarafından ne  istenir ile ilgili görsel sonucu

Mehir nedir? Dinimizde mehrin önemi nedir?
CEVAP
Mehir, erkeğin evlenirken kıza vermesi gereken altın, mal veya bir menfaattir. İstanbul’da genel olarak 11 Reşat altını mehir olarak verilir. Mehrin altın olması şart değildir. Herhangi bir mal [ev, apartman, bağ, araba, fabrika] veya bir menfaat de olabilir. Dul kadınla evlenen de mehir verir.

Mehir söylenmeden yapılan nikah da sahihtir. Fakat evlendikten sonra da erkeğin hanımına Mehr-i misil vermesi gerekir.

Bir kız veya kadın evlenirken, (Benim nikahım mehirsiz olsun) diyemez. Bir mehirde anlaşılır. Bu mehir kadının hakkı olduktan sonra, henüz almadan da kocasına bağışlayabilir. Bağışlaması ise çok sevaptır.

Hanım, mehrimi helal ettim dedikten sonra, haram olsun demesi ile haram olmaz, hediyesini geri isteyemez.

Düğünden önce, kıza verilen takılar, nikahta mehirden söz edilmemişse, mehir yerine geçer. Erkek, nişan için gönderdiğim şeyler mehir idi dese, kadın ise, hediye idi dese, yenilen şeyler hediye olur. Başka şeyler, mehir olur.

Mehir
iki kısımdır. Mehr-i muaccel ve mehr-i müeccel. Her iki mehir, nikahta bildirilmedi ise, Mehr-i misil verilmesi gerekir. Kadının baba tarafından akrabasına verilen kadar verir.

Mehr-i muaccel:
Acele verilmesi gereken mehir demektir. Bir bilezik, bir küpe, bir buzdolabı vesaire olabilir. Nikah yapılınca, verilmesi vacip olur. Zifaftan veya halvetten önce verilir. Mehr-i muacceli geciktirmek caiz değildir. Hanım ayrılmaya sebep olan bir şey yaparsa, mesela mürted olursa, hürmet-i müsahere’ye sebep olursa, mehr-i muaccel verilmez. Erkek boşarsa veya ayrılığa sebep olanı yaparsa, yarısı verilir.

Önce kıza takılan takılardan hangisinin mehr-i muaccel olduğu bilinmeli. Nikah kıyılırken o zaman (malum olan) denilir. Bilinmiyorsa, malum olan demek yanlış olur. En uygunu ise, mehr-i müeccel gibi muaccel de tespit edilip, şu kadar mehr-i muaccel ve şu kadar mehr-i müeccel ile denmelidir. Taraflar, mehr-i muacceli tespit ettikleri halde söylemek istemezlerse o zaman, (aralarında malum olan mehr-i muaccel ile) ifadesi kullanılır. İleride boşanma vaki olunca takılan takıların hangisi emanet, hangisi hediye, hangisi mehr-i muaccel olduğu bilinmeli, herhangi bir uyuşmazlığa sebep olmamalı.

Mehr-i müeccel:
Hemen verilmeyip daha sonra verilmesi gereken mehir demektir. Halvet olmuşsa veya ikisinden biri ölmüşse, mehr-i müeccelin verilmesi vacip olur. Hanımının istediği zamanda verilir. Eğer istemedi ise, ikisinden biri ölünce, verilmesi vaciptir. Hanım ölünce, kocası, hanımının vârislerine verir. Kocası ölünce, mirasından hanımına verilir. Mehrin başlık parası ile ilgisi yoktur. Başlık parası almak haramdır.

Boşanma halinde, zifaf veya halvet olmuşsa, müeccel mehrin tamamı, olmamışsa yarısı verilir. Bir âyet-i kerime meali:
(El dokunmadan boşadığınız kadınlara, mehrin yarısını verin!)[Bekara 237]

Nikah kıyılırken mehir söylenip de, ne kadarı muaccel olduğu bildirilmedi ise, âdete ve hanımının emsaline göre, söylenilenin bir miktarı muaccel olur. Nikah kıyılırken, mehr-i müeccelin belli bir tarihte ödenmesini şart etmek caizdir. Boşanma halinde, mehrin ödeme tarihi beklenir. Ödeme tarihi belli değilse, boşarken hemen ödenir. (Fetava-yı Hindiyye)

İslamiyet’te mehir parası, evlenmek için değildir. Evliliğin düzenli, mutlu olarak devam etmesi, kadının hak ve hürriyetlerinin korunması, din cahili huysuz erkeğin elinde oyuncak olmaması içindir. Mehir parasını vermek ve çocukların nafaka paralarını her ay ödemek korkusundan, erkek, hanımını boşayamaz. Bu korkunun olmadığı yerlerde, mahkemeler boşanma davaları ile dolup taşar. Bunun için, evlenecek kızın, İslam’ın güzel ahlakını ve kadına verdiği kıymeti bilen ve bunlara önem veren erkekten az miktarda, böyle olmayandan ise, fazla miktarda mehir istemesi efdaldir.

Mehir parası, kadın için bir sigorta sayılır. Erkeğin zor ödeyeceği veya hiç veremeyeceği bir mehir ile evlenen kadını, erkek boşayamaz. Boşarsa, maddi hayatı felce uğrar. Mehir vermek korkusu, erkeğin iyi geçinmesine de sebep olur. Şayet erkek, mehir parasını verir de, hanımından ayrılırsa, hanımın kimsesi de yoksa, bu mehir parası ile geçinme imkanı bulabilir. İmkanı olan erkeğin, saliha kız veya kadına çok mehir vermesi iyi olur. Habeş imparatoru Necaşi, Ümm-i Habibe validemiz ile Peygamber efendimizin nikahlarını kıyınca, mehir olarak yaklaşık 2 kilo altın vermişti. (Nesai)

Mehir biçilmeden yapılan nikah da sahihtir. Ama daha sonra mehr-i misil vermek gerekir. Mehrin çoğunun bir sınırı yoktur. Fakat en azı, 5 gram altındır.

Boşadığı kadına mehrini ödememek kul hakkıdır. Ödemezse, ahirette azabı çok şiddetlidir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile verin; kendi arzuları ile mehrin bir kısmını size hediye ederlerse, onu da afiyetle yersiniz.) [Nisa 4]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Mehir vermemek niyeti ile evlenen, kıyamette hırsızlarla haşrolur.) [R.Nasıhin]

(Hanımını bırakıp mehrini vermemek haramdır.) [Hakim]

(Mehir olarak, bir yüzük olsa da verin!)
[Müslim]

(Mehir parası hayırlı maldır.) [Deylemi]

(En iyi mehir kolay ödenendir. Mehirde kolaylık gösterin. Çok mehir istemek düşmanlığa sebeptir.)
[Abdürrezzak]

Karı koca arasında olan meşru halvet, yabancı kadın ile olan haram halvet gibi değildir. Yanlarında hissen veya şeran yahut tabiaten cinsi münasebete mani bir sebep bulunursa, meşru halvet olmaz. İkisinden birinin hasta olması, ihramlı olması, farz namazda, Ramazan orucunda olması, kadının hayız veya nifas halinde olması, yanlarında akıllı [7 yaşında] bir çocuk bulunması bu halvete mani olur. Fakat akıl baliğ olmayan bir çocuk, haram olan halvete mani olamaz. (Mezahib-i erbea)

Bir kız ile bir erkek nikahlanıp, sonra boşanırlarsa, böyle meşru bir halvet de olmamışsa, mehrin yarısını verir. Halvet olmuşsa mehrin tamamını verir.

Zifafa girmeyen ve halvet de olmayan kız, bir kere boşanınca, bain [kesin boşanmış] olur. Erkeğin buna hemen yarım mehir vermesi lazım olur ve iddet beklemez. Boşandığı gün bile, başkası ile evlenebilir.

Mehirsiz nikâh
Sual:
Mehirsiz kıyılan nikâh sahih olur mu?
CEVAP
Nikâh sahih olur. Daha sonra da anlaşabilirler. Anlaşamayıp erkek mehir vermezse, mehr-i misil vermesi vacib olur. Yani kadının baba tarafından akrabasına verilen miktar kadar verir. Hiç vermezse kul hakkı olur, fakat kadın isterse, alacağı mehrini hediye edebilir.

Boşanmada mehir
Sual:
Evlenirken, hanımımın kapalı ve namaz kılan biri olmasını istedim. Açık bir kıza teklif ettim. Kabul etti ve evlendik. Sonra açılıp saçıldı. Namazı bıraktı. Müslümanlığı kabul etmiyorum, dedi. Beni bırakıp gitti. Yani boşandık. Mehir borcumu vermem gerekiyor mu?
CEVAP
Vermek gerekmez. Çünkü kadının mürted olması veya hürmet-i musahereye kasten sebep olması gibi, kadının sebep olduğu ayrılmalarda, mehri vermek gerekmez. Verilmişse, erkek hepsini geri alır.

Düğünde verilenler
Sual:
Düğünden önce, kıza altın bilezik vesaire veriliyor. Nikâhta mehir konuşulmazsa, mehir yerine geçer mi?
CEVAP
Evet, geçer.

Dul kadına mehir
Sual: Dul kadınla evlenen de mehir verir mi?
CEVAP
Evet, verir.

Mehr-i muaccel
Sual: S. Ebediyye’de, nikâh kıyılırken, (Şu kadar mehr-i müeccel ve aralarında malum olan mehr-i muaccel ile) deneceği bildiriliyor. Eğer mehr-i muaccel aralarında malum değilse, yani hiç mehr-i muaccel konuşulmamışsa yine böyle söylenebilir mi?
CEVAP
Hayır. O zaman önce her iki mehri de malum hâle getirmek gerekir. Mehir konuşulmadan yapılan nikâh sahih olursa da, doğrusu önceden bunları belirlemektir. Belirlenmemişse, nikâhtan sonra belirlenir.

Mehrin en azı nedir?
Sual:
Mehr-i müeccelin en çoğu ve en azı ne kadar olmalıdır?
CEVAP
Çoğunun bir sınırı yoktur, anlaşmaya bağlıdır. En azı ise, 5 gram altındır. Eğer nikâhta mehir anlaşması yapılmamışsa, o zaman, erkeğin, mehr-i misl vermesi vacib olur. Mehr-i misl, kızın baba tarafından akrabasına verilen miktardır. En azı ise, 5 gram altındır.

Mehir söylemeden, hattâ mehir vermemek şartıyla yapılan nikâh sahihtir, fakat şart fasid olur. (S. Ebediyye)

Mehir iki kısımdır:
a- Mehr-i muaccel: Nikâh yapılınca, verilmesi vacib olur. Zifaftan önce verilmesi gerekir. Kadın, mehr-i muacceli almadıkça, düğünü, halveti ve birlikte sefere çıkmağı istemeyebilir.

b- Mehr-i müeccel: Verilmesi, şu üç şeyden biri hâsıl olunca vacib olur:
1- Halvet,
2- Vaty [Zifaf],
3- İkisinden birinin ölmesi. Kadın ölünce, mehir kadının varislerine verilir. Koca ölünce, mirasından hanımına verilir. (Kitab-ül-fıkh alel-mezahib-il-erbea)

Mehri az istemeli
Sual:
Çok mehir istemek iyi midir?
CEVAP
Mehir, evlenecek kızın sigortası gibidir. Mehri çok isterse, erkek basit şeyler yüzünden karısını boşayamaz. Güvenilemeyen erkekten mehri çok istemekte mahzur olmaz. İstediği zaman kadın mehrini kocasına hediye edebilir. Bu bakımdan çok istemesinin bir zararı olmaz.

Salih, güvenilir biriyle evlenen kız, fazla mehir istememeli. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(En iyi mehir kolay ödenendir.) [Hâkim]

(Mehirde kolaylık gösterin! Çok mehir istemek düşmanlığa sebeptir.) [Abdurrezzâk]

Hazret-i Ömer buyurdu ki:
(Mehri çok istemeyin! Mehri çok almak fazilet olsaydı, Resulullah bunu yapardı.) [Tirmizî]

Bir kadının mehri, bir çift ayakkabıydı. Peygamber efendimiz, bu kadının mehrinden memnun olup olmadığını sordu. Kadının memnun olduğu bildirilince, Peygamber efendimiz de sevindi. (Tirmizî)

Mehir olarak ne verilir?
Sual:
Evlenirken mehr-i müeccel olarak neler istenebilir?
CEVAP
Altın, gümüş, kâğıt para veya herhangi bir mal yahut bir menfaat istenebilir. (Kitab-ül-fıkh alel-mezahib-il-erbea)

Kadın, mehir olarak kendisine Kur’an-ı kerim öğretmesini de isteyebilir. Bir ev, bir araba isteyebilir. Basit bir şey yüzünden erkeğin boşamasını önlemek gayesiyle mehri çok istemek iyi olur.

İslamiyet’te mehir parası, evlenmek için değildir. Evliliğin düzenli, mesut olarak devam etmesi, kadının hak ve hürriyetlerinin korunması, din cahili huysuz erkeğin elinde oyuncak olmaması içindir. Mehir parasını vermek ve çocukların nafaka paralarını her ay ödemek korkusundan erkek, hanımını boşayamaz. Bu korkunun olmadığı yerlerde, mahkemeler boşanma davalarıyla dolup taşmaktadır. Bunun için, evlenecek kızın, İslam’ın güzel ahlakını ve kadına verdiği kıymeti bilen ve bunlara ehemmiyet veren erkekten az miktarda, böyle olmayandan ise, fazla miktarda mehir istemesi efdaldir. (S. Ebediyye)

Mehir nisabı
Sual:
(Fakir kıza nisabın üstünde mehir istenince, o da kurban kesemeyeceği için günaha girer. Böylece kadına zulmedilmiş olur)deniyor. Fazla mehir istemekle kadına niye zulmediliyor ki?
CEVAP
Mehri çok istemekle kadına zulmün bir ilgisi yoktur. Kadın, alacağı olan mehri nisaba katar, fakat parası yoksa zekât vermez, kurban da kesmez. Bundan dolayı ne günaha girer, ne de zulme uğrar. Kurban kesecek kadar parası varsa, kurban keser ve kurban sevabına kavuşur. Kadın sevaba kavuştuğu için ona zulmedilmiş olmaz. Aksine elinde nisap miktarı kadar parası veya altını olmadığı hâlde, mehir alacağını nisaba dâhil ettiği için zengin olduğundan kestiği kurbana vacib sevabı veriliyor. Bu ise büyük bir nimettir. Bu bakımdan çok mehir istemenin hiç mahzuru olmaz, aksine kadın için maddî ve manevî faydası vardır.