İlim Kültür ve Eğitim Vakfı İKEV’in Tecrübe Konferansları çerçevesinde üniversiteli gençlere hitap eden Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, ilmin din ve fen diye ayrılamayacağını belirterek, “Fıkıh, kelam, tefsir ne kadar dini ilim ise fizik, kimya da o kadar dini bir ilimdir” dedi.

Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Millî Gazete muhabiri Tolga Saçıkaralı’nın 38 cemaat, tarikat ve cemiyetin Görmez’in görev sırasında yapacağı ortak bildirinin akıbeti sorusuna çarpıcı bir açıklama yaptı. Ortak söylemin zamanında yapılmadığı için bugünkü itilafların doğduğunu ifade eden Görmez, “Görev yaptığımız dönemde yardımcımız olan bugün de İstanbul müftülüğünü yürüten Kamil Bey ve beraberindeki heyet, Türkiye’deki önde gelen belli cemiyet ve tarikatlerle 38 görüşme yaptılar. 39. görüşme de benim ile olacaktı. Türkiye’de ulemanın ortak bir sesi olsun istedik ama olmadı. Görev süremiz sona erdi. Eğer ortak ve kardeşçe bir açıklama yapılabilseydi bugünkü ihtilaflar yaşanmayacaktı” diye konuştu.

İKEV, 4 Fakülte Tecrübe Konferansları münasebetiyle üniversiteliler ile bir araya gelen Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, tecrübelerini gençlerle paylaştı. İlim konusu üzerinde duran Görmez, “Öğrendiğime göre salonun yüzde 40’ını ilahiyat okuyan öğrenciler oluşturuyormuş. Bu noktada şunu belirteyim: Dini ilimler ile dini olmayan ilimler diye bir şey olmaz. Fıkıh, kelam, tefsir ne kadar dini ilim ise fizik, kimya da o kadar dini bir ilimdir. Erbakan Hoca’nın bir sözünü hatırlıyorum. Hoca, ‘İktidara geldiğimizde ilahiyat fakültelerine yüksek matematik dersi koyduracağız’ diyordu. Yani şunu demek istiyorum: İlim öğrenin, alanınız dışında da çalışma yapın. İlim öğrenen insana balıklar bile dua eder” diye konuştu.

İSLAM ŞEHİRLERİ BİRER ÜNİVERSİTE GİBİ ŞEKİLLENMİŞTİR

İslam şehirlerinin açık bir üniversite olarak şekillendiğini dile getiren Görmez, “Hz. Peygamber’in bir vasfı da muallimliktir. Resulullah Medine’yi açık bir üniversite haline getirdi. Bununla birlikte dünyada kurulan tüm İslam şehirleri bir medrese gibi işlemiştir. Daha sonra bu Nizamülmülk ile birlikte evrensel bir hal aldı. Nizamiye medreseleri ile beynelmilel hal alan bu eğitim ağı bütün medeniyetimizi temellendirdi. Bugün gördüğünüz Fatih, Süleymaniye medreseleri o sistemin devamıdır” diye konuştu.

İSLAM BÜYÜKLERİNİ İYİ ÖĞRENİN

Tecrübe bahsine gelecek olursak ben M.Emin Er Hocamın yanında aldım ilk derslerimi. Medresede alınan eğitim, bir annenin evladına kaşıkla yemek yedirmesi gibi bir şeydir. Böyle yakini bir eğitim alıyorsunuz. Bu noktada İmam Gazali Hazretleri’nden bahsetmek istiyorum. İmam Gazali 51 yaşında vefat etmiş. 21 yaşında mükemmel bir usul kitabı yazmıştır. Sizlere tavsiyem odur ki; İslam büyüklerinin hayatlarını çok iyi öğrenin. İmam Gazali’nin yazdığı kitaplar İslam âleminin klasikleri haline gelmiştir. Bu kitaplar bugün dünyanın her yerinde okunuyor. Hz. Gazali’nin toplam 510 eseri var. Çok kısa sürede büyük hizmet yapmış. Bir âlimin başından geçmesi muhtemel bütün işler Hz. Gazali’nin başından geçmiştir. Gazali’ye bu kadar kitabı bu sürede nasıl yazdın diye sorduklarında, “Ben Allah’tan zaman içinde zaman istedim. O da bana zaman içinde zaman verdi” diyor. Gençler, bazı insanlar vardır, hayatları binlerce insanın hayatına denktir. İşte İmâm Gazali Hazretleri bu insanlardan birisidir. İslam tarihi böyle büyük zatlar ile doludur. Bu insanları iyi bilmeliyiz. Gençler, İslam dünyası sizden çok şey bekliyor. Kendi değerinizin, sorumluluklarınızın farkında olun” ifadelerini kullandı.