Fulbright komisyonu hakkında bilinmeyenler, komisyonun üyelerinin kimlerden oluştuğu ve Fulbright komisyonu gerçeklik payı halen tartışma konusu iken Bakan Ziya Selçuk’un göreve başlaması ile Fulbright komisyonu veABD Türkiye arasında yapılan Fulbright anlaşması tekrar gündeme geldi. 24 Haziran seçimleri sonrasında kurulan yeni hükümet sisteminin yeni bakanları arasında Prof Dr Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olarak yer aldı. Bakan Ziya Selçuk 20 Temmuz 2018 tarihinde ilk basın toplantısını düzenledi. Bakan Ziya Selçuk gazetecilerin sorularını yanıtlarken en dikkat çekici soru FULBRİGHT KOMİSYONU hakkında geldi.

FULBRİGHT KOMİSYONU

 

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a gazeteci tarafından sorulan soru;

Fulbright Komisyonu diye bir komisyon var. Fulbright Komisyonu, Fulbright Anlaşması üzerine köşe yazıları yazıldı, tartışıldı. Fulbright Komisyonunun daha aktif hale getirilmesi için ilgili ülkenin Büyükelçisi tarafından bir talep geldi mi? Fulbright Komisyonu gerçekten var mıyoksa Fulbright antlaşması yalanı olduğu da söyleniyor. Fulbright Komisyonu şehir efsanesi mi, bu komisyona nasıl bakıyorsunuz? Bu soruya vereceğiniz cevapla bundan sonraki yol haritanızı anlamış olacağız”

 

 

 

 

Ziya Selçuk Fulbright Eğitim Komisyonu açıklaması
Fulbright Eğitim Komisyonu

Milli Eğitim Bakanı Prof Dr Ziya Selçuk2un Fulbright Komisyonu hakkında gelen soruya verdiği cevap;

“Bir tek soruyla yol haritamızı anlayabiliyorsanız… Şimdi bakın Ful ve Bright ne güzel isim değil mi? Koyarken düşünmüşler. Fulbright Komisyonu şehir efsanesi değil, bu ülke efsanesidir. Gerçekten bir şey yapıyorsak bunu biz yapıyoruz. Ben Ankaralı bir ülkenin evladıyım. Bunu Ankaralılar yapıyor emin olun, bunu yapmayan da biziz. Bunu Erzurumlular, İzmirliler yapıyor. Elbette bazı dışsal faktörler harekete geçmek isteyecektir. Bu dışsal faktörler bizi etkilemek isteyecektir, ben onların kendi vazifeleri ile meşgul olduklarını düşünüyorum. Bizim milli vazifemiz var, bu ülkeye borcumuz var. Bizim defterimizde böyle bir şey yazmıyor.”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Fulbright Eğitim Komisyonu hakkında yaptığı açıklamanın videosu;

Peki Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un ülke efsanesi olarak nitelendirdiği FULBRİGHT KOMİSYONU farklı anılması ile FULBRİGHT ANLAŞMASI nedir?Fulbright Komisyonu  ile ilgili bazı bilgileri hazırladık. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bu komisyon için ülke efsanesi demiş olsa da bu komisyon ve anlaşması ile ilgili resmi bilgiler mevcuttur.

FULBRİGHT ANLAŞMASI

Fulbright anlaşması nedir? Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu farklı isimle de Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri Kültürel Mübadele Komisyonu olarak bilinmektedir. 1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşmadır. Bu anlaşma Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçtikten sonra 13 Mart 1950 tarih ve 5596 sayılı kanun çerçevesinde çalışmalarına başlamıştır. Fulbright Eğitim Komisyonu, kuruluş amacı olarak Türk ve Amerikan halkları arasında eğitim ve kültürel değişim yoluyla ortak bir anlayış geliştirmek olduğu belirtilse de bu komisyonun Türkiyede eğitim politikalarını belirlemede etken olduğu iddiları da kamuoyunda yer almaktadır.

FULBRİGHT ANLAŞMA METNİ

Fulbright antlaşması yalanı mı gerçeği mi tartışmalarında TBMM kayıtlarına baktığımızda Türkiye ile Amerika arasında bu anlaşma 1950 yılında imzalanmıştır. Fulbright antlaşması tam metni 18 . III . 1950 – Sayı: 746 ile Resmi Gazetede yayınlanmış olup metnin tamamı için TIKLAYINIZ

ANLAŞMA SÜRESİ

Peki Fulbright anlaşması ne zaman bitecek sorusuna cevap arayalım. 27 Aralık 1949 tarihinde ikişer nüsha olarak, İngilizce ve Türkçe lisanlarında tanzim edildiği belirtilen bu anlaşmanın bitiş süresi anlaşma metninde yer almamaktadır. Fulbright anlaşması wiki gibi ekşi gibi ya da diğer tartışma, sözlük platformlarında sıkça tartışılıyor olsa da biz TBMM kayıtlarından yola çıkarak bu bilgileri sizlere sunuyoruz.

Fullbright eğitim komisyonu nedir?

FULBRİGHT KOMİSYONU ÜYELERİ

Öncelikle ilgili kanunda Fulbright Komisyonu üyeleri nasıl belirleniyor ona bakalım. Fulbright antlaşması tam metni içerisinde beşinci madde komisyon üyelerinin nasıl belirlendiği, komisyonda kararlarda oylama usulüne açıklık getirmektedir. Komisyon üyeleri;

Komisyon, dördü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve dördü Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olmak üzere sekiz azadan müteşekkil bulunacaktır. Bunlara ilâveten Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiye’deki diplomatik heyetinin başı (ki aşağıda «Misyon Şefi» ismiyle anılacaktır). Komisyonun fahrî başkanı olacaktır. Misyon Şefi komisyonda reylerin tesavisi halinde katî reyi verecek ve komisyon başkanını tâyin edecektir. Başkan, komisyonun fiili âzası sıfatiyle rey hakkını haiz bulunacaktır. Misyon Şefi, en az ikisi Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiyedeki hariciye teşkilâtının muvazzaf memurlarından olmak üzere, komisyondaki Birleşik Devletler vatandaşlarını tâyin ve tebdil etmek salâhiyetini haiz olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti komisyondaki Türkiye vatandaşlarını tâyin ve tebdil salâhiyetini haiz bulunacaktır. Azalar, tâyin edildikleri tarihten itibaren mütaakip 31 Aralık tarihine kadar ifayı vazife edecekler ve tekrar tâyin edilebileceklerdir. İstifa, ikamet mahallinin Türkiye haricine nakli, vazife müddetinin hitama ermesi sebepleriyle veya sair suretle vukubulaeak münhaller, bu madde ile tesbit edilen hükümler dairesinde doldurulacaktır. Azalar, ücretsiz olarak ifayı vazife edeceklerdir. Bununla beraber komisyon, azaların toplantılarda hazır bulunmalarına muktazi masrafları ödemeye salâhiyettardır.

Anlaşmadaki madde;

ABD Türkiye Fulbright Komisyonu üyeleri
Fulbright Komisyonu üyeleri

Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeleri

Son güncel durumu ile Fulbright Komisyonu Üyeleri arasında yer alan Türk üyeler içerisinde tanınmış simalarda bulunmaktadır.

Fulbright Komisyonu Türk ve Amerikalı Üyeleri;

  • Funda KocabıyıkMilli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Birimi Genel Müdürü
  • Ayşegül Gökçen KaraarslanDışişleri Bakanlığı Kültürel Diplomasi Genel Müdür Yardımcılığı Genel Müdür Yardımcısı Vekili
  • Doç. Dr. Mehmet Akif KireççiBilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi
  • Prof. Dr. Muhsin KarNiğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü
  • Aslı BaşgözWhite & Case LLP Uluslararası Hukuk Bürosu Kıdemli Ortak Avukat
  • John Thomas McCarthyING Bank Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı
  • Scott WeinholdAmerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı
  • Jeffrey J. AndersonAmerika Birleşik Devletleri İstanbul Başkonsolosluğu Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı

Dünyaca tanınan Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun Fulbright Komisyonu, anlaşmasıve eğitim sistemi ile ilgili yaptığı açıklama videosu;

Görünen o ki Fulbright Komisyonu ve komisyonun kurulmasında imza altına alınanFulbright Anlaşması daha çok tartışılacağa benziyor.

 

27 Aralık 1949 tarihinde, yani İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde,

Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edildi.

ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu.

Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi.

Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk'tü.

 

Bu Komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını belirlemekti. Gençler bir ulusun geleceği demek değil midir? Türk ulusunun geleceği olan gençlerin eğitimi, yarısı Amerikalılardan oluşan bir komisyona bırakılıyordu.

Bu kadarla kalsa neyse, komisyon herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa ne olacaktı? Çözüme bakınız; O tarihte Ankara'da bulunan Amerikan Büyükelçisinin vereceği oy, belirleyici olacaktı.

Çok açık değil mi, Türk gençlerinin ne tür bir eğitimden geçeceği, derslerde hangi konuları ne tür boyutlarda öğreneceği, Amerikalılara bırakılmıştı. Bu tür bir uygulamayı, ancak sömürge ülkelerinde görebilirsiniz.

Daha acısını söyleyeyim;

O tarihten günümüze kadar olan süreçte kurulan Atatürkçü hükümetlerin hiçbirisi, bu anlaşmayı ortadan kaldırmayı düşünmedi.

27 Mayıs 1960 İhtilalini yapanlar, kendilerini 'devrimci' olarak niteleyenler, Fulbright Eğitim Komisyonu'nu ortadan kaldırmadılar!

Atatürkçü ve halkçı olarak bilinen Bülent Ecevit, beş kez Başbakan oldu, beş kez Hükümet kurdu. Neden Fulbright Eğitim Komisyonu'nun sonunu getirmedi?

Her yıl Köy Enstitüleri'nin kuruluş gününü yaşlı gözlerle anıp ağlaşacaklarına, 'Türk çocuklarının eğitimi Amerikalılara teslim edilemez' diye neden ayaklanmadılar?

27 Aralık 1949 tarihinde kurulmuş olan Fulbright Eğitim Komisyonu, 63 yıldır aralıksız yürürlükte kalmıştır.'

Komisyondaki isimlere dikkat!

'Bakın size, 2012 yılında Fulbright Eğitim Komisyonu'nun kimlerden oluştuğunu sayayım:

* John Tomas Maccarthy (Başkan), ING Bank Türkiye Müdürü,

* Scott F. Kilner, ABD İstanbul Başkonsolosu,

* Mark A. Wentworth, ABD Büyükelçiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı,

* Kaya Arıkoğlu, Mimar ve Şehir Tasarımcısı, Arıkoğlu Arkitekt Ltd. Şirketi, Adana,

* Prof. Dr. Ahmet Ademoğlu, İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü,

* Engin Soner, Dışişleri Bakanlığı İkili Kültürel İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı,

* Doç. Dr. Ömer Açıkgöz, Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü,

* Prof. Dr. Ekrem Tatoğlu, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Dikkat etmişsinizdir. Sekiz kişilik Fulbright Eğitim Komisyonu'nun 4 üyesinin Amerikalı, 4 üyesinin de Türk olması gerekirken, 2012 Komisyonunda sadece 3 Amerikalı bulunmaktadır. Yani dengeler değişmiş midir? Hayır. Komisyonun Türk üyelerinin tamamı Amerikanın has hizmetkârları olduğundan, artık Amerikalılar için üye sayısının 4'e 4 olması gerekirken 3'e 5 olması hiçbir önem taşımamaktadır.

Son 60 yılın yüksek Komutanları da Fulbright Eğitim Komisyonu'na karşı tavır almamışlardır.'

Bu satırlar Yılmaz Dikbaş'ın Enki Yayınları'ndan yeni çıkan 'Atatürkçüler Yenildi' isimli kitabından...

Şöyle bir soru akla gelebilir; 1946'dan günümüze milli ve manevi hassasiyetleri olan Hükümetler de kuruldu; örneğin 1980 öncesi MC Hükümetleri ve antidemokratik 28 Şubat süreci ile alaşağı edilen Refahyol hükümeti gibi...

Bu Hükümetler döneminde Fulbright Eğitim Komisyonu'na neden son verilmedi? Gerek MC Hükümetleri döneminde gerekse merhum Erbakan'ın Başbakanlığını yaptığı Refahyol hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı diğer partilerin milletvekillerinden oluşuyordu. (1)

****

 

fullbright bursu

 


Bir skandal komisyon daha!

27 Aralık 1949 tarihi, Türk Milli Eğitim tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu tarihte, ABD ile yapılan eğitim ile ilgili anlaşma, Fulbright Eğitim Komisyonu Türk çocuklarının geleceğinin Amerikalıların ellerine nasıl da teslim edildiğini gösteren en önemli belgelerden birisidir. Bu anlaşma ile Türk eğitim sistemi neredeyse tamamıyla ABD'lilerin insafına ve inisiyatifine bırakıldı. Geçtiğimiz hafta bu komisyonun ayrıntılarını yazdım.Komisyon üyelerinin isimlerini tek tek sıraladım.Ama yetkililerden tık yok.

Birisi de çıksın desin ki, "Arkadaş yok böyle bir şey. Nereden uyduruyorsun, nereden çıkarıyorsun bunları? " Hadi o birilerini geçtim, Türkiye'de milli eğitimden sorumlu bir bakanlık var sanıyorum. Böylesine iddialı bir konuda bir yetkili, bir sorumlu da çıksın desin ki, "Türk Milli Eğitim sistemini bu millet belirler.Dışardan müdahale edilmesine izin vermeyiz. Milli Eğitim sistemini de, müfredatı da biz belirliyoruz.." Üstüne üstlük bu komisyon üyelerinin arasında Milli Eğitim Bakanlığı üst düzey bürokratı da var. İsim geçiyor. Buna rağmen bir tepki yok.

Bu iddiayı 'Atatürkçüler Yenildi' isimli kitabında dile getiren yazar Yılmaz Dikbaş, Fulbright Eğitim Komisyonu hakkında başka ayrıntılar da veriyor.

Örneğin sözü edilen anlaşmanın birinci maddesi şöyle:

"Türkiye'de Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu adı altında bir komisyon kurulacaktır. Bu komisyon, niteliği bu anlaşmayla belirlenen ve parası Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından finanse edilecek olan eğitim programlarının yönetimini kolaylaştıracak ve Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri tarafından tanınacaktır."

Fulbright Eğitim Komisyonu'nun en kritik maddelerinden biri de kuşkusuz 5. maddesi. Ne var peki Fulbright Eğitim Komisyonu'nun 5. maddesinde?

Okuyalım;

"Türkiye'deki Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu, dördü T.C. vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden oluşacaktır. ABD'nin Türkiye'deki misyon şefi, komisyonun fahri başkanı olacak ve komisyonda oyların eşit olması halinde kararı komisyon başkanı verecektir."
Anlaşmanın bu maddesi yetkilerin kime devredildiğinin en açık göstergelerinden birisiydi. Bir başka ayrıntı daha vermek istiyorum.

Bu ayrıntı da en az Fulbright Eğitim Komisyonu kadar önem arzediyor.Milli Eğitim Bakanlığı personel politikalarından ders programlarına, çeşitli lise, yüksekokul ve enstitülerin açılmasına kadar pek çok konuda stratejik kararlar önerebilen 'Milli Eğitimi Geliştirme Komisyonu'.

Nedir bu Komisyon?

1994 yılında 60 personeli olan bu komisyonda çalışanların üçte ikisi Amerikalıydı...
Yılmaz Dikbaş'ın verdiği bilgiye göre Komisyonun başında L. Cook adlı bir Amerikalı bulunuyordu. Amerikalı L. Cook'tan ayrı olarak adı Howard Reed, ünvanı 'Milli Eğitim bakanlığı Bağımsız Başdanışman olan, bir başka etkin Amerikalı daha vardı.

Tüm bu bilgilerin hiç mi önemi yok gerçekten?
Yıllardır benim de gazeteci olarak görev yaptığım, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir aklı başında milletvekili kalkıp da bu ciddi iddiaları ve tespitleri neden Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e sormaz! Parlamenterlerin bir görevi de 'denetim' değil mi? Ama, hani nerede? Ya da neredeler? Değer mi hiç? Ankara'dan tanıdığım değerli bir televizyon programcısı dostum, yanındaki daimi iki konukla verip veriştiriyor. Kime mi? Programları aleyhinde yazı yazan bir köşe yazarına.. Programın önemli bir bölümünü bu yazara cevap yetiştirmekle harcadı dostum!

Üstüne üstlük sadece cevap vermekle kalmadı, dakikalar süren ve bu yazarın muhtelif dönemlerde kaleme aldığı yazılardan oluşan bir de VTR hazırlatmış; Şak şak şak, işte şu tarihte şu ahlaksız yazıyı kaleme aldı, bu tarihte bu yazıyı... Hızını alamamış olacak ki, şu cümleyi de bu yazıların hemen sonuna ekleyerek, "Ahlakımız, bu yazıların devamını buraya yazmaya engel teşkil etmektedir..."

Dinamizmi hayli yüksek, tempolu programda 3 gazeteci de bir noktayı ıskaladı, o köşe yazarı ile ilgili...
Farklı gazetelerde köşe yazarlığı yapan, Genel Yayın Yönetmenliği koltuğunda oturan, 'nehirin kıyısında bekleyen, sosyolog, sakıt bir Genel Yayın Yönetmeninin de sıkı dostu olan bu yazar, vakti zamanında sistem tarafından dışlanan, mağdur olan, üniversitelere alınmayan geniş bir kitle için 'ötekiler' başlığı altında yazılar kaleme almıştı.

O dönem 'büyük' gazetedeki bu yazıları büyük bir sempati ile karşılandı.Fakat antidemokratik 28 Şubat sürecinde aynı yazar 180 derece dönerek, bu kez 'kudretli'lerin safında yer aldı. Mağdurları bir kenara iterek, 28 Şubat darbecilerinin safında yer tuttu.

O kadar saydırmaya gerek yoktu be dostum!
Bunu söylesen yeterdi.Ha, bu anlı şanlı yazarın adı mı?

Siz anladınız.
Ayrıca da değmez...

 

Dipnotlar

1-) Adnan Öksüz / Milli Gazete 23 Eylül 2012
2-) Adnan Öksüz / Milli Gazete 30 Eylül 2012