İnsanı tesir altına alan, hasta eden bazı vak’alar vardır ki, tıp ilmi bunlar için kesin teşhise varamamıştır. Gerçek sebebi hakkında da açık bir bilgi verememektedir.

İşte bunlardan birisi de “nazar etme,” “göz değme”dir. Nazarın gerçek olduğu, nazar edilen kimsenin hastalanmasına, hattâ ölümüne sebep olduğu da bilinen ve kabul edilen bir hakikattir.

Yılan gibi bazı hayvanların, avlarını bakışlarıyla sersemlettikleri söylenmektedir. Ayrıca insan zihninin oluşturduğu çeşitli beyin dalgalarının etrafa yayıldığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.

Haset, nefret, kıskançlık gibi ani duygu yoğunluğuyla kişiye odaklanıldığında da nazarın etkilerinin ortaya çıktığı görüşü de vardır.

Nazarın gerçek olduğunu ve insanın kaderiyle yakından alâkasının bulunduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmaktadır:

“Nazar haktır, kader ile yarışan bir şey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi (kaderi değiştirirdi).”(Müslim, Selâm: 42; İbni Mâce, Tıb: 3)

Nazardan korunmak için mânâsı bilinmeyen bazı muskalar yazıp kullanmak veya “nazar boncukları” takmak İslâm inancına uymayan bâtıl âdetlerdir. Bu gibi şeyleri insanın takınması caiz olmadığı gibi, bir hayvana veya bir eşya üzerine takmak da aynı şekilde meşru değildir. Mavi boncuk eski İslamdan önceki Orta Asya Türk adetidir. İslam'da nazar boncuğu yoktur. Faydası da yoktur.

nazar değdiğini gösteren 5 belirti ile ilgili görsel sonucu

Nazarın şüpheye yer bırakmayacak belirtileri

Hakim olan inanışa göre negatif beyin enerjisine maruz kalıp, nazara uğrayan kişinin sık sık esnemeye başlar.

Nazarın ani ruh bozukluklarına sebep olduğu, birden bire oluşan ağrıya veya ön belirtisi olmadan ortaya çıkan hastalıklara sebep olduğu düşünülmektedir.

Nazar, sadece insanlara değil eşyalara da değebilir. İnanışa göre camlar kırılabilir veya hasetle bakılan eşyalar zarar görebilir.

Nazar belirtilerinin neler olduğu konusunda ciddi  bilgi eksikliği söz konusudur. İnsanların büyük bir kısmı nazarın hak olduğuna ve nazardan korunmak gerektiğine inanmaktadır fakat “Nazar belirtileri nelerdir” diye sorulduğunda sağlıklı  cevaplar verememektedir.

Toplumumuzda nazar duası çok sık yapılan dualardan biridir. Her gün yüz binlerce insan nazar duası okumakta ve böylece nazardan korunmaya çalışmaktadır. Ancak nazar belirtileri bilinmediği için çoğu zaman bu dualar yerini bulmamaktadır ya da vaktinden çok geç yapılmaktadır.

Yerinde ve zamanında önlem almanın yolu nazarın belirtilerini bilmekten geçmektedir. İşte bu yazımızın konusu 5 belirtiden hareketle nazarın olup olmadığını tespite yardımcı olmaktır.

Sadece renkli gözlü insanların mı nazarı olur?

Toplumda renkli gözlülerin ya da alnı dar kişilerin nazarı olduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Ancak bu rivayetler kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır?

Her insanın nazarlama olabilir. Bir insanın dış görünüşü ile nazarı arasında bir ilgi yoktur. Yani kişinin renkli gözlü olup olmamasının  ya da kafa biçiminin nazarın oluşumunda bir kıymeti yoktur. Aynı biçimde nazara sahip olmanın kadın ya da erkek olmakla da bir ilişkisi bulunmamaktadır. Yani halk arasındaki “ Kadınların nazarı daha güçlüdür.” inanışı da gerçeği yansıtmamaktadır.

Nazar eden her insanın kötü niyetli olduğuna dair ön yargılar da kesinlikle yanlıştır. Çok iyi niyetli insanların dahi bir şeye arzuyla ve gıpta ile bakmaları durumunda nazar ortaya çıkabilmektedir.

 nazar değdiğini gösteren 5 belirti ile ilgili görsel sonucu

Nazarın sık sık görüldüğünü ve etkisinin büyük olduğunu birçok İslam alimi defalarca zikretmiştir. Hatta Kuran'daki

"Şüphesiz inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.( Kalem-51 )

ayeti kerimesinde geçen "gözleri ile devirmek"ten kastın nazar olduğuna dair alimler arasında ittifak vardır.


Nazarın günlük yaşam üzerindeki büyük etkileri

“Nazar nedir?” diye sorulduğunda uzmanların verdiği cevap şöyledir: Gözlerdeki zararlı ziyaların yoğun duygularla birleşerek karşıdaki varlığa zarar vermesidir.

Tabi buradaki tanım tıp ve fizik uzmanları tarafından yapılan bir açıklamadır. Nazarın mahiyeti ve tesirleri çok daha derin ve karmaşıktır.

Nazara maruz kalanlar genellikle insanlardır. Nazar insanların hastalanmasına, sakat kalmasına, basiretinin bağlanmasına hatta kendi eli ile kendisine zarar vermesine neden olmaktadır.

Nazar insan dışındaki varlıkları da etkileyebilir. Besili hayvanlar, yeni alınan otomobiller, inşaatı tamamlanmak üzere olan binalar, şık ziynet eşyaları da en sık nazar edilen varlıklardır.

Günlük yaşamda çevremizde olan gelişmelerin ciddi bir kısmını nazarın etkilerine bağlamak kesinlikle abartılı bir tutum sayılmamalıdır. Zira nazarın hayatımızdaki etkileri sanıldığından çok daha fazladır.

Nazar Yüzünden Ölebilirsiniz! 16 Maddeyle Nazar İnancı

Nazar belirtileri nelerdir?

Nazarın olup olmadığını tespit etmek üzere çok sayıda belirti bulunur. Bu nazar belirtilerini şu biçimde sıralamak mümkündür:

Nazar belirtilerinin en yaygını: karşı konulamaz uyku isteği

Nazara maruz kalan insanlarda yoğun bir uyuma isteği vardır. Çok uzun zaman uyuyup gerçekte uykularını alsalar dahi uykuya şiddetli gereksinim duyarlar. Sabahları çok güç uyanırlar. Gün içinde boş bırakılırlarsa hemen uykuya dalarlar.

Üzerinde nazar olan şahıs herhangi biri ile konuştuğunda onun da uykusunu getirir. Ne kadar heyecanlı bir konu anlatırsa anlatsın karşıdaki kişi esnemeye başlar. Telefonda dahi konuştuğu kişinin uykusunu getiren insanlar vardır ki bunlar yoğun nazara maruz kalan kişilerdir.

Çok sayıda eşyanın kırılması ya da bozulması

Üzerinde nazar olan kişinin çok sayıda eşyası kısa bir sürede bozulmaktadır. Uzun yıllardır kullanılan eşyaların bozulup kırılması bir yana yeni alınan ürünler de bir çırpıda ciddi biçimde arızalanmaktadır.

Bazı durumlarda kişinin kullandığı saat, telefon gibi dijital ya da mekanik araçlar da ortada ciddi bir sebep yokken normalden daha sık bozulmaktadır. Eski kuşaklar bu durum için “Nazarın eli değdiği her şeyi bozar.” ifadesini kullanmışlardır ki bu yargı kesinlikle çok doğru bir çıkarımdır.

Unutkanlık ve dalgınlık sıkça görülen nazar belirtilerindendir

Nazara maruz kalan kişi daha önceden çok iyi bildiği birçok şeyi hızlı bir biçimde unutmaktadır. Birçok örnekte kişi kendi telefon numarasını dahi hatırlayamamaktadır. Nazara maruz kalan kişiler sadece ezberledikleri Kuran surelerini canlı biçimde hatırlamakta geriye kalan her şeyi unutma eğilimi göstermektedirler. Bu insanlarda çok iyi bildikleri konular hakkında hızlı cevap verme yeteneği ortadan kalkar. Kendi isimleri dahi sorulduğunda biran durup beklerler daha sonra cevap verirler.

Nazara maruz kalındığını gösteren bir diğer detay ise farkında olmadan dalıp gitmektir. Kişi bir anda içinde bulunduğu dünya gerçekliğinden kopar ve iç alemine dalar. Birisi tarafından uyarıldığında ise hemen toparlanıp kendisine gelir. Ancak kendisine  az önce ne düşündüğüne dair bir soru sorulursa cevabı "hiçbir şey" olacaktır. Gerçekten de nazara maruz kalan bireyin iç dalgınlığı anlamlı bir içsel davranış olmayıp sadece "gerçeklikten kopuş" biçimindedir.

Takıntılı hale getirilmiş devamlı davranış kalıpları ve sözcükler

Nazar belirtileri içinde en kolay fark edileni kişinin sürekli aynı hareketleri tekrarlayıp durmasıdır. Son zamanlarda ortaya çıkmış bir el hareketi, tespih, anahtarlık gibi eşyaları elden düşürmeme ve onlarla devamlı ritmik hareketler yapma, bir sözcüğe takılıp devamlı onu kullanma ya da bir şarkı nakaratını tekrarlayıp durma nazar belirtisi olarak kabul edilir.

Nazarlanmış kişi bu takıntılı hareketleri farkında olmadan yapmaktadır. Mesela hiç de uygun olmayan bir ortamda farkında olmadan diline doladığı şarkı sözlerini mırıldanır ve niçin böyle yaptığını kendisi de izah edemez.

Bıçak vb. keskin aletlerden duyulan yoğun korku nazar belirtilerindendir

Günlük hayatta insanlar bıçak ve jilet gibi kesici aletlerden korkmamaktadır. Mutfakta ve normal işlerde çok rahat kullandığımız bu araçlar nazara maruz kaldığımızda bize çok korkunç araçlarmış gibi  gelir. Nazara uğrayan biri bıçak gibi keskin araçlarla çalıştığında normal durumdan çok daha fazla ürküp korkmaktadır.

Keskin aletlerden korkmanın yanı sıra ev hayvanlarından, karanlıktan ve yalnız kalmaktan korkma da nazar belirtisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nazardan Korunma Tedbirleri

Nazara karşı su ile tedaviyi Peygamberimiz uygulamıştır. Ancak büyü veya nazara karşı sirke ile tedavi uygulamasını bilmiyoruz.

Gözdeğmesi (nazar) illetine yakalanmadan önce korunmak için şu tedbirler alınmalıdır:

1) BİRİNCİ TEDBİR: Sabah ve akşam koruyucu dua, evrad ve zikirlere devam edilmelidir.

Onları okuyan kimseyi Allah (c.c.) nazardan muhafaza buyurur. Okunacak sure ve dualar çoktur.

Bazıları şunlardır: Fatiha Suresi, Ayetü'l-Kürsî, Felâk Suresi, Nâs Suresi,

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in okuduğu muhtelif dualar. Nazara karşı şu duayı okumalıdır:

"Yarattığı şeylerin şerrinden Allah (c. c.)' in tam olan kelimelerine sığınırım." (Ebu Davûd, Tıp, 19; Dârimî, İsti'zan, 48; Muvatta, İsti'zan, 34; Ahmed b. Hanbel, 4/430)

Yine şu duayı okumalıdır:

"Bütün şeytanlardan, zararlı hayvanlardan, Kem gözlerden Allah (c.c.)'ın tam olan kelimelerine sığınırım.

Hiçbir iyinin ve kötünün yapamadığı ve Allah (c. c.) 'in yaratıp vücuda getirdiği bütün şerlerin şerrinden,

Gökten inenlerin ve göğe çıkanların şerrinden,

Yerde bitenlerin ve yerden çıkanların şerrinden,

Gecenin ve gündüzün fitnelerinin şerrinden,

İyilik için kapı çalan hariç, gece ve gündüz her kapı çalanın şerrinden Allah (c. c.) 'ın tam olan kelimelerine sığınırım.

Ey Rahman (olan Allah'ım)." (Buharî, Kitabü'l-Enbiya, 10; Müslim, Kitabu'z-Zikr, 54, 55) 

Yine şu ayeti okumalıdır:

"Doğrusu inkâr edenler, Kur'an'ı duydukları vakit (sana olan düşmanlıklarından dolayı) neredeyse gözleri ile seni yere sereceklerdi! Hâlâ da (senin için) mutlaka o, delidir, diyorlar. Halbuki Kur'an, bütün âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir." (Kalem, 68/51, 52.)

İnsanların ahvâline bakan kimse, nazar konusunda onlarda bir umursamazlık olduğunu görür. Oysa ki, bilhassa bebeklerin ve küçük çocukların şeriata uygun dualarla nazardan korunmaları gerekir.

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)'ı şu dua ile koruyordu:

"Sizi, bütün şeytanlardan, zararlı hayvanlardan, kem gözlerden, Allah (c.c.)'ın tam olan kelimelerine sığındırırım." (Buharî, Abdullah b. Abbas'dan rivayet etmiştir.)

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, torunları olan Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)'a hitaben yine şöyle derdi:

"Şüphesiz ki, sizin atanız (İbrahim Aleyhisselâm) İsmail'i ve İshak'ı onlarla koruyordu." (Buharî, İbn-i Abbas'dan rivayet etmiştir.)

2) İKİNCİ TEDBİR: Nazar değmesinden korunma yollarından biri de, korktuğu ve şüphelendiği kişilerin yanında güzelliklerini teşhir etmemelidir.

Hafız el-Bağavî "Şerhü's-Sünne" eserinde anlattığına göre, Hz. Osman b. Affan (r.a.) çok güzel bir çocuk görmüştü. Bunun üzerine, onu nazardan korumak için çocuğun velisine şöyle dedi: "Bu çocuğun çenesine siyah boya sürerek onun güzelliğini kamufle ediniz."

3) ÜÇÜNCÜ TEDBİR: Göz değmesinden korunma yollarından biri de görüp beğendiği bir şey hakkında, gören kişinin bereketle dua etmesidir.

Bir kimse, kendi gözünün başkasına zarar vermesinden korkarsa, ona baktığı zaman şöyle demelidir:

"Allah (c.c.) onu sana mübarek etsin." (Benzer ifade ile bk. Ebu Davud. Nikâh, 36; Tirmizî, Nikâh, 7; İbn-i Mâce, Ezan, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/281.)

Veya şöyle demelidir:

"Ya Rabbi! Ona mübarek eyle." (Benzer ifade ile bk. Müslim, Zühd, 74; Ebu Davud, Vitir, 31; Nesaî, Zekât, 12; İbn-i Mâce, Zühd, 8; Ahmed b. Hanbel, müsned, 3/108, 188, 5/77.)

Yahut şöyle demelidir: "Mâşâallah (Allah ne güzel yapmış) Allah'tan başka kuvvet (sahibi) yoktur." (Ebu Davud, Edeb, 101.)

Ya da buna benzer dualar etmelidir. O zaman Allah (c.c.)'ın izni ile zarar defolur gider.

Kendi nefsinden, başkasına nazar değmiş olmasından şüphelenen ve endişe duyan kimsenin yapması gereken şey, Allah (c.c.)'dan korkması ve gözdeğmesine sebep olabilecek şeylerden sakınmasıdır. Bunun için Allah (c.c.)'ı çokça zikretmeye devam etmelidir. İnsanlardan hoşa giden bir şey gördüğü zaman Allah (c.c.)'dan, onu mübarek kılmasını dilemelidir.

Yüce Allah (c.c.)'ın, insanlara vermiş olduğu nimetlere kesin olarak hased etmemelidir. Çünkü, eğer onlara hased ederse, sanki Rabbine karşı itirazda bulunmuş gibi olur.

Cevap 3:

Nazar Değmesinden Sonra

Yukarıda, nazar değmemesi için alınacak tedbirler ve korunma çareleri açıklanmıştı. Nazar değdikten sonra da şeriata uygun çareler vardır. Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde bu hususa işaret eden deliller bulunmaktadır.

Yine şu sure ve ayetler, dua maksadıyla okunmalıdır:

a) Fatiha Suresi,
b) Ayetü'l-Kürsî,
c) Felâk Suresi,
d) Nâs Suresi,


e) Ayrıca Cebrail Aleyhisselâm'ın, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz'e okuduğu ve öğrettiği şu dua okunmalıdır:

"Allah (c. c.) 'in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim). Sana eziyet veren her şeyin şerrinden, her nefsin yahut hased edenin kem gözünün şerrinden Allah (c.c.) sana şifa versin. Allah (c.c.)'in ismi ile sana rukye ederim." (Buharî, Kitabu't-Tıb, 38; Müslim, Kitabu's-Selam, 40; Ebu Davud, Kitabu't-Tıb. 19; Tirmizî, Kitabu'l-Cenâiz, 4; İbn-i Mâce. Kitabu't-Tıb, 36. 37; Ahmed b. Hanbel, Müsned. 6/332.)

Yine Resûlüllah (s. a.v.) Efendimiz'in bir hastalığı olduğu zaman Cebrail Aleyhisselâm gelir ve şu duayı okurdu:

"Allah (c.c.) 'in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim). Allah (c.c.) bütün hastalıklardan sana şifa versin. Hased ettiği zaman hased edenin şerrinden ve bütün kem gözlülerin şerrinden (seni korusun.)" [Müslim, Hz. Âişe (r.a.)'dan rivayet .etmiştir.]

Bazı İslâm büyüklerinden nakledilmiştir ki; gözden sakınmanın şartı, iyilikleri, güzellikleri, zînetleri gizlemektir. Bir kimsenin kendisini, ailesini veya çocuğunu süsleyip el âleme teşhir etmesi uygun değildir. Allâme İbnu'l-Kayyım diyor ki:

"Kim bu duaları okuyup tecrübe ederse, faydasının derecesini ve ona ne kadar çok ihtiyaç bulunduğunu anlar. Bu dualar, nazar edenin tesirine mâni olur. Onu okuyan kimsenin imanının kuvvet derecesine göre nazarın etkisini giderir. Çünkü bu dualar silahdır. Silah ise, kullanana göre etkili olur."

Abdullah es-Sâcî (r.a.)'ın anlattığına göre, kendisinin çok güzel bir devesi vardı.

Birgün devesine binerek yol arkadaşları ile beraber sefere çıktı. Yolculardan biri vardı ki, gözü değerdi. Bu durumu bilenler Abdullah'ı uyardılar. Devesini o adamın gözünden sakınmasını söylediler. Abdullah o adamın, devesine bir zarar veremeyeceğini söyleyip pek aldırmadı. Abdullah'ın sözlerini ve davranışını da o adama anlattılar. Adam, kendisini ispat etmek için Abdullah'ı kollamaya başladı. Bir mola sırasında Abdullah oradan ayrılınca, adam hemen gelerek deveye nazar etti. Biraz sonra deve hastalanıp yere düştü. O sırada Abdullah da çıkageldi. Deveyi o vaziyette görünce neler olduğunu sordu.

Dediler ki: "Sen gidince hemen o adam gelip deveye nazar etti. Hayvana bakınca o da bu hâle geldi."

Bunun üzerine Abdullah: "O adamı bana gösterin" dedi. Onlar da gösterdiler. Abdullah, adamın yanına varıp karşısında durdu. Sonra şu duayı okudu:

"Allah (c.c.)'ın ismiyle hapsedenin hapsinden, kuru taşın (şerrinden), yakıcı kıvılcımın (şerrinden Allah 'c.c.)'a sığınırım). Nazar edenin gözdeğmesi, kendi aleyhine dönsün ve en sevdiği kişinin üzerine dönsün."

"Gözünü çevirip de (sema' ya) bak! Bir bozukluk görüyor musun? Sonra gözünü iki kez çevir de yine bak. Göz hor, hakir, bitkin ve ümidini kesmiş olarak tekrar sana döner." (Bu duanın son kısmı, Mülk Suresi'nin 3. ce 4. ayetleridir. bk. Mülk, 67/3-4..)

Abdullah es-Sâcî bu duayı okuyunca gözdeğmesi kalktı. Allah (c.c.)'ın izni ile devesi iyileşti.

Cevap 4:

UYARILAR

1) BİRİNCİ UYARI: Gözdeğmesi (nazar) bazan insanlardan olur, bazen de cinlerden olur.

Mü'minlerin annesi Ümmü Seleme (r.a.)'dan rivayete göre, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, evinde bir kız görmüştü. Kızın yüzünde bir değişme farketti ve şöyle buyurdu:

"Ona rukye yapınız (okuyup üfleyiniz). Çünkü onda gözdeğmesi (nazar) vardır." (Buharî ve Müslim, Ümmü Seleme'den rivayet etmişlerdir.)

Hafız el-Bağavî diyor ki: "Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz nazar değmesine işaret ederken cinlerden nazar değmiş olacağını kasdetmiştir."

Deniliyor ki: "Cinlerin nazar etmesi, mızrak ucundan daha tesirlidir." Şüphe yok ki, insan kirli elbiselerini değişmek için çıkardığı vakit, yahut tuvalet ihtiyacını gidermek için, ya da bir başka sebeple avret yerini açtığı vakit, cinlerin nazarından korunmak için dua etmelidir. Bu da Cenab-ı Hakk'ın ismini zikretmekle olur.

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Onlardan (insanlardan) biri helaya girdiği zaman, başka bir rivayette, elbisesini çıkarıp bir yere koyduğu zaman bismillah demesi, cinlerin gözleri ile Âdemoğlunun avret mahallinin arasında bir perdedir." (Tirmizî. Sünen'inde ve Ahmed b. Hanbel de Müsned'inde rivayet etmişlerdir.)

2) İKİNCİ UYARI: Cenab-ı Hakk'ın ihsan ettiği sağlığı, güzelliği, nâil olduğu nimetler ve sair sebeplerle gözdeğmesine hazır olan kimse, daima tedbirli olmalı ve kendisini teşhir etmemelidir.

Özellikle kadınlar kendi güzelliklerini ve bilhassa kız çocuklarının güzelliklerini aşırı derecede teşhir etmemelidirler. Çünkü bunun sonucunda birçok üzücü olaylara şahit olunmaktadır.

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz Esma binti Umeys (r.a.)'a hitaben şöyle buyurmuştur:

"Bana ne oluyor ki, kardeşoğullarının cisimlerini zayıf görüyorum! Yardıma muhtaç duruma gelmişler."[Müslim, Câbir b. Abdullah (r.a.)'dan rivayet etmiştir] 

Bunlar Hz. Cafer b. Ebu Tâlib'in çocukları idiler. Esma dedi ki: "Onların bir hastalıkları yok. Fakat onlara nazar değdi."

Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: "(O halde) sen onlara rukye yap. (okuyup üfle.)" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/333.)

3) ÜÇÜNCÜ UYARI: İnsanlardan bazıları rukye tedavisi (okuyup üfleme) talep ettikleri zaman, okuyan kişinin inancının sağlam olup olmadığını, maksadını, ilmini araştırmıyorlar. Bu sebeple de sahtekârlara, büyücülere ve kötü maksadlı olanlara yöneliyorlar. O bozguncular, yapıcı olmaktan çok yıkıcıdırlar. Hatta onların içinde niceleri vardır ki, haram olan şeyleri, yahut bid'atları, ya da şirk olan şeyleri insanlara emrederler. Böyle kimselerin şerlerinden muhafaza etmesini Yüce Allah (c.c.)'dan dileriz.

Rukye (okuyup üfleme) talep eden kimseye gereken şey, dikkatli olması ve işini sağlam apmasıdır. Yani, ya kendisi okumalı, Yahut da buna ehil olan imanlı ve ihlâslı kimseleri bulmalıdırlar. Şunu da iyi bilmelidir ki; eğer şeriatın uygun gördüğü şartlar uygun olmazsa, rukye yapmak caiz olmaz.

Hz. Yusuf Aleyhisselâm'ın kıssasını anlatan şu ayetin mânâsını derin derin düşünmeliyiz:

"Ayrı ayrı kapılardan (şehre) girin (ki size nazar değmesin.) Yine de Allah'ın takdir ettiği bir şeyi ben sizden gideremem. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben ona güvenip dayandım. Tevekkül edenler de yalnız ona güvenip dayanmalıdırlar."(Yusuf, 12/67)

Bilmelidir ki, gözdeğmesinden (nazardan) korunmak ve onu tedavi etmek, ancak Allah (c.c.)'dan ve onun Resûlü'nden gelen şeylerin doğruluğuna inanmakla mümkün olur. Eğer bu konuda şüphe ve tereddütleri olursa, ilacın tesiri de azalır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet