"İnsanları yargılarsan sevmeye zaman bulamazsın" Hz İsa

Basralı Hasan Tezkere anlatıyor;

Ben kendimi alçakgönüllü bir insan olduğuma inandırmıştım,başkalarına karşı düşüncelerim de ve davranışlarında da öyle olduğuna inanırdım.Kendimi iyi insan olarak değerlendirir,günahlarımın azlığıyla gurur duyardım...

Bir gün üç aylardan ikincisi olan Şaban ayında oruçlu olduğum bir gün,bir nehir kenarında oturan bir adam gördüm. Yanında bir kadın, önlerinde bir şişe şarap vardı.Gülerek,yiyip içiyorlardı.Yanlarına yaklaşırken şöyle düşünüyordum."İşte dejenere olmuş,yozlaşmış, günahkar insanlar,üç aylarda yanında sevgilisi,önünde şarap halime şükretmeliyim.Zavallılar keşke onları yola getirebilsem.

Tam sıratım biraz asık,selam bile vermeden onlara yaklaşırken nehirde bir sandal batmaya başladı.Herhalde fazla yolcu almıştı.İmdat çığlığını duyar duymaz benim günahkarlıkla suçladığım adam hemen kendisini suya attı ve tek tek hepsini kurtardı.Sadece birisi kalmıştı ve adamın takatı kesilmişti.Ben ise hiçbir şey yapmadan öyle bakıyordum adam bana seslendi;

Eğer iyi bir adamsan şu sonuncuyu kurtar,benim takatım kesildi.

Ama ben bir adam bile kurtarmak için riske giremedim,fedakarlık yapamadan ve adam bağıra çağıra boğuldu.önyargı ile ilgili görsel sonucu

Kıyıdaki adam bana şöyle seslendi ; Bu kadın kız kardeşimdir.Bu şaraap şişesi ise eski bir şişedir ve içindeki üzüm suyudur.

Ben adamın ayaklarına kapandım ve şöyle dedi; Tehlikeli de olsa yedi kişinin altısını kurtardığın gibi beni de erdem kılığa bürünmüş gurur içinde boğulmaktan kurtardın.

Neden bizler hep başkalarını yargılamakla meşguluz ? Kendi gözümüzdeki deveyi görmeyiz de kardeşimizin, başkasının gözündeki çöpü görürüz.Önyargılarımız yüzünden kimbilir kaç defa yanıldığımız ortaya çıkmasına rağmen yine de olumsuz zan ve tahminlerde bulunmaktan çekinmeyiz.