Laneti hak etmeyen bir kişiye lanet etmek lanetin o kişiye geri dönmesine sebeptir

"Kul herhangi bir şeyi lânetleyince, lânet semaya çıkar, ama önünde sema kapılarını kapanmış bularak geri döner, arza iner. Sağa sola gider, gidecek bir yer bulamazsa lânet edilene uğrar. O buna ehilse mesele yok, değilse, lâneti yapana döner." (Ebu Davud, Kütüb-i Sitte) 
Hz. Ebu Zerr (ra) anlatıyor: 
"Resulullah (asm) buyurdular ki: 
"Bir kimse diğer bir kimseyi fıskla veya küfürle itham etmesin. Aksi takdirde, itham edilen arkadaşında bunlar yoksa kelime kendine döndürülür."
 (Buhârî) 

Ebu Talib'in oğlu Hazret-i Alî'nin (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir: 
“Lanet edenlere lanet olunmuştur.”
 (Edeb’ül Müfred) 

Kavilerden Mervan demiştir ki: 
“Bu lanet olunmuşlar, insanlara lanet okuyanlardır.”
 (Edeb-ül Müfred) 

Hadis-i Şeriflerden açıkça anlaşılacağı üzere laneti hak etmeyen bir kişiye lanet etmek lanetin kişiye geri dönmesine sebeptir.

Peygamber Efendimiz (asm) müminlere beddua etmeyi yasaklamıştır

Peygamberimiz (asm) müminlere beddua etmeyi yasaklamıştır. Kendisi müşrik olanlara bile beddua etmekten kaçınmıştır. 
Hz. Cabir (ra) anlatıyor: 
Resulullah (asm) buyurdular ki: 
“Nefisleriniz aleyhinde dua etmeyin, çocuklarınız aleyhinde de dua etmeyin, hizmetçileriniz aleyhinde de dua etmeyin. Mallarınız aleyhinde de dua etmeyin. Ola ki Allah’ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, istediğiniz kabul oluverir.”
 (Ebu Davud) 

Burada yasaklanan “aleyhe dua” dan maksat dilimizde beddua dediğimiz şeydir, yani kötü temennide bulunmaktır. Kişinin kendisi için, “Gözlerim kör olsun”; evladı için, “Allah canını alsın”; malı için, “yok olsun ateş olsun…” gibi sözler sarf etmesidir. İnsanlar çoğu kere bu çeşit sözleri çok samimi olmaksızın, bir dil alışkanlığı şeklinde sıkça kullanırlar. İşte bu hadiste, Resulullah (asm), bu hareketin müminlik edebine uymadığını, dilimizi zihnimizi böylesi sözlere alıştırmamamız gerektiğini ders veriyor. Bu sözlerin Cenab-ı Hakk’ın duaları kabul ettiği bir ana rastlayacak olursa, pek samimi olmadan yapılan bu duaların bed (kötü) akıbeti ile karşılaşılabileceğini belirtiyor.

İlgili resim Bir başka hadiste dualara meleklerin “amin” demeleri sebebiyle kişinin kendisi için hayırdan başka bir temennide bulunmaması tavsiye ediliyor: 
“Kendiniz için sadece hayır dileyin. Zira melekler, dualarınıza “amin!” derler.
 (Kütüb-i Sitte) 

İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki: 
"Mümin ne ta'n edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayâsızdır." 
(Tirmizî) 

Semüre İbnu Cündüb (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki: 
"Birbirinize, Allah'ın laneti, Allah'ın gadabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın."
 (Ebu Davud, Tirmizî) 

Dinimiz müminleri birbirlerine kardeş kılmıştır. Ayette "Müminler birbirlerinin kardeşleridir" (Hucurat, 10) buyrulmuştur. Dili, rengi, içtimâî seviyesi, maddî durumu ne olursa olsun birbirlerinin kardeşi olan müminler bir bedenin azaları mesabesindedirler ve dayanışma içinde olmaları gerekir. Birbirlerine dua edecekler, rahmet okuyacaklar "Ey Rabbimiz, beni, annemi, babamı ve müminleri hesap günü mağfiret buyur" (İbrahim, 41) diyeceklerdir. Şu halde birbirine karşı ahlakı bu olması gereken mümin, mümin kardeşine nasıl bedduacı olur, lanetçi olur? Mümin kardeşe lanet, kişinin imanıyla, ahlakıyla ters düşmesi, tezat içinde kalması Allah'a ve Resulü’ne karşı gelmesi demektir. Hele âlemlere rahmet olarak gelen peygamberin lanetçi olması hiç düşünülemez. Bu sebeple Resulullah (asm), beddua etmesi talebini reddederek, "Ben rahmet olarak gönderildim, lanetçi değil" demiştir. Bu hususta da örneğimiz olan Efendimizin yolunda giderek, bilhassa müminlere karşı merhametkâr, sabırlı, bağışlayıcı, hayırhah, hayır dualar edici olmamız gerekir. (Kütüb-i Sitte)

Lanet okuyan kimseler şehit ve kıyamet günü şefaatçi olamazlar

Ebu'd-Derda (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki: 
"Laneti çok yapanlar kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şehit de olamazlar." 
(Müslim, Ebu Davud) 

Bu hadiste, kıyamet günü müminler muhtaç olanlara şefaatte bulunurlarken, dilinden laneti düşürmeyen kimselerin bu şerefe eremeyecekleri, dolayısıyla yakınlarına şefaat edemeyecekleri belirtilmektedir. 

Peygamber Efendimiz (asv) “Bir mü’mine lânet (beddua) etmenin, onu öldürmek gibi olduğunu.” bildirir. (Buhârî, edep 44) Ayrıca “Yapılan bir lânetin (bedduanın) yerine vardığında, haksız yere yapıldıgını görünce sahibine döneceğini.” haber verir. (Tirmizî, birr 48; Ebû Dâvûd, edep 45)

Demek ki insan bu dünyada başkasını tenkid etmek veya ona beddua etmenin neticesi olarak musibete uğrar. Fakat bu musibetin nasıl tecelli edeceğini Allah bilir. Ayrıca kişi tövbe etmişse veya Allah rızası için bir hayırda bulunmuşsa, bu sadakaları da belayı defedebilir.

BEDDUA ile ilgili görsel sonucu
Lanetçi müminin şehit olamaması Nevevî tarafından üç ayrı manada izah edilmiştir: 
1) En doğru ve en meşhur olanına göre: "Kıyamet günü diğer ümmetler üzerinde, peygamberlerin kendilerine Allah'ın risaletini tebliğ ettiklerine dair şehadette bulunamaz. 
2) Dünyada şahidlik yapamazlar. Yani fıskları sebebiyle dünyada şahid olamazlar, şehadetleri kabul edilmez. Zira fasığın şehadeti merduddur. 
3) Şehidlik nimetini tadamazlar. Yani Allah yolunda ölemezler. 
"Şu da var ki, ayet ve hadislerde Allah'ın, Resulü'nün ve meleklerin lanetine müstehak oldukları belirtilenler var. Onlara lanet etmek bu yasağa girmez; zalimlere, Yahudi ve Hıristiyanlara, içkicilere, faiz yiyenlere... lanet gibi.
 (Kütüb-i Sitte)