Peygamber Efendimiz, sevdiği kimselere “Allah’ım bana hiç şüphesiz inananlar, getirdiklerime gözüyle görür gibi şehadet edenler, dünyadan korunsun, yanlış yola girmesin, ahireti unutmasın diye çok mal, çok evlat verme ve onların canını geciktirme, erken al, sana kavuşmayı onlara sevdir” diye dua ediyor. Efendimiz, “Bana inanmayan ve getirdiğime şehadet etmeyene gelince, onun malını çoğalt, çocuklarını çoğalt, ömrünü uzat ve böylece dünyaya dalsın. Seni unutsun” diye dua ediyor. Mal büyük bir çetin imtihan sebebidir. Ahirette hesabımız kolay olsun diye Peygamber Efendimiz bu şekilde dua ediyor. Ancak Hz. İbrahim de çok zengindi. Bir kişi misafirliğe gelse sırasıyla koyun , sığır ve deve kesmesine rağmen Allah, sen misafire ikram etmiyorsun deyince Hz. İbrahim, ‘bu yol yanlış’ diyor. Sonra Hz. İbrahim bizzat hizmet etmeye başlıyor. Allah (cc) bu sefer oldu diyor. Kanuni Sultan Süleyman da zenginlik imtihanından geçiyor. 76 yaşında Zigetvar’a cihada çıkıyor. Zenginlik kolay iş değil. Zor imtihan. Peygamberimiz bunları bildiğinden bu şekilde dua ediyor.

ARAP TARİHİNDE TÜM LİDERLER KUREYŞ’TEN ÇIKMIŞTIR
Peygamberimiz’in bir duası da şöyle: “Allah’ım Kureyş’e hidayet ver. Hak yolunu göster onlara. Çünkü Kureyş’in bir âlimi yeryüzünü ilimle doldurur. Onlara zorluk verdiğin zaman, güzel ihsanlarda da bulun.” Nasibi olanlar İslam ile müşerref olmuşlar. Ebu Leheb, Peygamberimiz’in amcası olmasına rağmen ona hidayet nasip olmuyor. Kureyşliler çok akıllılar. Arap tarihinde tüm liderler onlardan çıkmış. Peygamber Efendimiz’in amcasının oğlu Abdullah da müfessirlerin başıdır.

HZ. ALİ İLMİN KAPISIDIR
Peygamber Efendimiz, Hz. Ali için de “Ben ilmin şehriyim, Hz. Ali kapısıdır” buyuruyor. Birçok şeyi Hz. Ali’den, Hz. Abdullah bin Abbas’tan öğreniyoruz. Kureyşliler çok zeki adamlar ve Peygamber Efendimiz’in akrabalarıdır. Ancak Müslüman olmak kaydıyla, yoksa sayılmazlar. Hazreti Peygamber’in duası ile dünyaya ilim yaymışlar. Peygamber Efendimiz, Ebu Süfyan’ın oğlu Hz. Muaviye için “Allah’ım Muaviye’ye Kur’an’ı öğret, hesabı, mal taksimini öğret” şeklinde dua ediyor. Muaviye için “Kerhen Müslüman oldu” deniliyor, bu yanlış Müslüman’ın aleyhine konuşulmaz. Kerhen de olsa Müslüman olmayan olmuyor, kâfir olarak ölüyor. Demek ki ezelde ona bu nasip edilmiş.

İNSANLARI İSLAM’A ISINDIRMALIYIZ
Peygamber Efendimiz’in hayatını, savaşlarını iyi bilmeliyiz. Resulullah, Mekke’nin fethine 10 bin kişilik orduyla gidiyor. Orduyu çok göstermek için askerleri dağıtıyor ve her askerin olduğu yere ateş yaktırıyor. Bir bakıyorlar 10 kişilik ordu 100 bin gözüküyor. Ebu Süfyan bunu görünce moral olarak çöküyor ve yakalanıyor. Peygamber Efendimiz’in çadırına getirmişler. Efendimiz, o gelince ayağa kalkmış. Ebu Süfyan, Peygamber Efendimiz’in saygısını görünce yumuşamış ve Müslüman olmuştur. Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’ye, “Siz de başkasını İslam’a ısındırmak için siyaseti kullanacaksınız” buyuruyor. Peygamberimiz bizim örneğimiz, kim olursa olsun içkici, kumarcı, beynamaz olsun biz de siyaset yoluyla, zaaflarını kullanarak camiye İslam’a insanları ısındırmalıyız.

İSLAM İÇİN SİYASETİ KULLANMAK
Hazreti Peygamber, Ebu Süfyan’ı serbest bırakıyor ve “Kim Ebu Süfyan’ın evine sığınırsa serbesttir” diyor. Ebu Süfyan eve gidince Hint olan hanımı, “Sen de mi Müslüman oldun?” diyor. Ebu Süfyan, Peygamber Efendimiz’in yaptığı gibi karısı Hint bin Utbe’yi ikna etmeye çalışıyor. Karısına “Ben Kureyş’in ulusuyum, reisiyim. Sen de en akıllı ve güzel kadınısın, yoksa seni almazdım. Biz güçlüydük. Muhammet güçsüzdü, yetimdi. Baksana herkes arkasına takıldı ve bizi yendi. Aklını kullansana, demek ki biz yanlış yoldayız” diyor ve karısı da Müslüman oluyor.

ALLAH ÜÇ KİŞİYE LANET ETMİŞTİR
Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde “Allah üç kişiye lanet etmiştir: Ana-babasından yüz çeviren, karı-kocanın arasına girip onları ayırmaya çalışan, bir de Müslüman toplumun arasına nifak sokmak için dedikodu yapmaya çalışan kimse” buyuruyor. Lanet, Allah’ın insanı rahmetinden uzaklaştırması demektir. Gerçek manada melun, lanet edilmiş kişi iblistir. Şeytan, Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmıştır. Hadis-i şerifte yer alan lanetten kasıt; eğer kişi bu üç şeyi yaparsa Allah’ın laneti ile karşı karşıyadır ve bu kimseler Allah’ın rahmetinden de uzaklaştırılır manasındadır. Ana ve babadan yüz çevirmek haramdır. Onlara asi olmak, onlara zulüm etmek, imkânınız varken onlara bakmamak sizi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırır. İki kişinin arasını açmaya çalışmak şeytanın işidir. Gerek evli çiftleri ayırmaya çalışmak, eşlerden biri ile evlenebilmek için aralarına fitne sokmak, ikisinin arasında laf taşımak, şeytanın işidir. Allah böylelerine lanet eder. Ayrıca Müslüman toplumun arasına da birbirlerine düşsünler, kavga etsinler, buğz etsinler, haset etsinler diye fitne ve dedikodu sokmak, şeytanın en zararlı işlerindendir. Şeytanda biliyorsunuz vesvese vererek, suizan ettirerek insanları birbirinden uzaklaştırıyor. İbadetten uzaklaştırıyor. İstediğiniz kadar namaz kılın bu üç şeyi yaparsanız, Peygamber Efendimiz Allah onlara lanet eder diyor. Lanet edilirsen de Allah’ın rahmeti senden çekilir. Çünkü sen şeytanla arkadaşlık yapıyorsun. Bir gün yanıma biri gelip “hocam sizi dinleye dinleye namaza başladım ama namaza durduğum zaman, Allah hakkında da diğer şeyler hakkında da aklıma kötü kötü şeyler geliyor” dedi. Ben de ona dedim ki: “Devam, iyi yoldasın. Şeytan seni elinden kaçırıyor diye bütün gücüyle sana saldırıyor. Seni yolundan döndürmeye çalışıyor. Onun için iyi yoldasın. Gayret et, mücadele et.” Biliyorsunuz ki, pahalı, değerli şeyler zorla elde edilen, kazanılan şeylerdir. Mücadele ile mücahede ile çalışma ile elde edilen şeylerdir. Kolay elde edilen şeyler ucuz olur. Amelleriniz şeytanla mücahede ederek yaptığınız için çok kıymetli. Peygamber Efendimiz’in, “Vesvese şeytandır” sözünün yanı sıra “Vesvese imandandır” şeklinde de sözü vardır. İşte bu anlattığımız olaydaki gibi bir durumunuz varsa şeytanın vesvesi, imanınızın kuvvetlenmesine doğru yolda olduğunuza alamettir.

SAHABEYE SÖVMEK PEYGAMBER’E SÖVMEKTİR
Peygamber’imizin net ve sahih hadisi var. “Hangisi olursa olsun sahabeye dil uzatan bana uzatmış olur” diyor. Hz. Muaviye, “Peygamber’in duası olmasa ben halifeye talip olmazdım” demiş. Emevilerin çok yanlışları olmuştur ama çok da fetihleri olmuştur. Oradaki insanların Müslüman olmasına vesile oldular. Oğlu Yezid de Peygamber Efendimiz’in bir sözü ile İstanbul ’a fethe geldi. Başaramadılar ama Eyüp el Ensari’nin burada şehit olmasına vesile oldu. Yezid’i sevin demiyorum ama aleyhinde de konuşmayın. Vasiyeti üzerine İstanbul’a gömülen Eyüp el Ensari için Yezid, Bizans imparatoruna, “Eğer Peygamber’in dostu Eyüp el Ensari’nin kabrine bir zarar gelirse, Suriye ’deki, Irak ’taki bütün Hıristiyanları öldürürüm” demiş. İmparator bunun üzerine aman bir şey yapma diyerek Eyüp el Ensari’nin ilk türbesini yaptırmıştır.