Ağustos'un tarihte büyük zaferlerin kazanıldığı bir ay olduğunu belirten Karamollaoğlu, bu ayda elde edilen Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun Müslümanların yurdu olduğunu, Dumlupınar Zaferi ile de İslam'ı Anadolu'dan söküp atmaya çalışanlara en kesin cevabın verildiğini anımsattı.

Karamollaoğlu, "Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları başta olmak üzere, bu vatan için can veren şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla yad ediyorum" diye konuştu.

"DUVARA TOSLADIK"

Hükümetin ekonomik politikalarını eleştiren Karamollaoğlu, Türkiye'nin ekonomik afetle fiilen karşı karşıya olduğunu öne sürdü.

Karamollaoğlu, "Üretmeyen ekonomi, iflas etmeye mahkumdur.

Deniz bitti, duvara tosladık. Bu ekonomi bugünkü prensiplerle idame ettirilemez" değerlendirmesinde bulundu.Suriye'deki savaşın bir an önce durması gerektiğini vurgulayan Karamollaoğlu, şunları kaydetti:"İdlib'de kuzey bölgelerde şimdi bir katliam endişesi var.

Esad kendi memleketinde Suriye'de artık kuzey bölgeler hariç hakimiyetini tescil ettirdi. Ama bütün direnç noktası kuzeye kaydı. Şimdi buralara müdahale etme hazırlığı yapıldığını duyuyoruz. Buraya bir askeri müdahale hakikaten binlerce, on binlerce insanın katline vesile olur. Bu katliam durdurulabilir. Zaten Astana süreci devam ediyor. Türkiye'nin İran ve özellikle Rusya ile bir araya gelerek,

Esad'ı böyle bir saldırıdan vazgeçirmeleri, arkasından da buraya herkesin uyacağı bir çözüm yolu getirmeleri mümkündür. Artık bu bölge katliama doydu. Mutlaka buralar ile ilgilenilmeli.

"Karamollaoğlu, af konusundaki çalışmalara da değinerek,

"Devlet şahıslara karşı yapılmış olan suçlara affetme yetkisine sahip değildir" dedi. 


 

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, olağan haftalık basın toplantısında gündeme yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin genel merkez binasında düzenlenen basın toplantısında Karamollaoğlu, ekonomi başta olmak üzere, Ahlat’ta yapılması planlan köşk ve Yemen ile Suriye’de yaşanan olayları değerlendirdi.

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, yazı

ANADOLU GÖNÜLLERİN FETHİ İLE VATAN TOPRAĞI HALİNE GELDİ
Karamollaoğlu, konuşmasına, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik ederek, Ağustos ayında kazanılan Malazgirt, Kosova ve Dumlupınar Zaferleri’ni kutladı. Sultan Alparslan’ın Malazgirt Zaferini unvan ve nam için yapmadığının altını çizen Karamollaoğlu, “Yeryüzünde hak ve adalet hüküm sürsün diye yapmıştı. Anadolu sadece kılıç ile vatan toprağı haline getirilmedi. Şifahaneler, medreseler, imarethaneler gönüllerin fetihleri ile vatan toprağı haline geldi. 30 Ağustos ise bin yıldır kaldığımız bu topraklarda bizi emperyalizmin kölesi yapanlara karşı kazanılan bir zaferdir. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyoruz” diye konuştu.

KARDEŞLİK RUHU İLE ATLATILMIŞTIR
Zaferlerden ele alınacak birçok dersin olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, sözlerine, şöyle devam etti: “Bu büyük destanlara baktığımızda iki önemli gerçeği görüyoruz. Birincisi bağımsızlık ikincisi de birlik ve beraberliğimizin tesisidir. Şartlar ne olursa olsun, bu millet esarete boğun eğmez. Bağımsızlığından taviz vermez. Hiç kimsenin şüphesi olmasın bu aziz Milet aynı kararlığı tekrar ortaya koyar. Karşı karşıya kaldığı her durumu kardeşlik ruhu ile atlatmıştır. 77 düvel bir araya gelse bu ülkeden çakıl taşı koparamayacağını biliyor.”

ŞATAFATTAN UZAK DURURDU
“Büyük zaferler, büyük ufuklar gerektirir” diyen Karamollaoğlu, “Asıl zafer kılıç ile değil, strateji ve bilgiyle elde edilir. Bu yüzden Sultan Alparslan Malazgirt’i kazandığında, köşk, saray değil. Bir sistem, bir anlayış inşa etti. Anadolu kapıları bu anlayışla bizler açıldı. Sultan Alparslan cesaretliydi, ileri görüşlüydü, mütevazıydi. İstişareye önem verip, tecrübeden yararlanırdı. Âlimlerin fikrine önem verirdi. Adalet üzerine davranırdı. Haksız yere kimse zulüm edilmesine izin vermezdi. Halkın malına el atılmasına asla izin vermezdi. İsraf ve şatafattan uzak dururdu. Bugün ülke yöneticilerden kaçı böyle size bırakmak istiyorum. Şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Çadırlarda kurulan devletler saraylarla idame edilemez” şeklinde konuştu.



ÜLKE DÜZE ÇIKAMAZ 
Ahlat’a yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı Köşk’üne de değinen Karamollaoğlu, “Ahlat’ta 10 dönüm içende 1071 metrekare büyüklüğünde bir Cumhurbaşkanı Köşk yapılacak. Malazgirt zaferini kazanan Sultan Alparslan dahi ‘buraya bir köşk yapalım’ dememiştir. Bundan sonra gelen liderler de böyle bir ihtiyacı lüzum görmemişlerdir. Ülke ekonomisinin zor süreçlerden geçtiği bugünlerde, bu köşkün inşası neyle izah edilebilir konusunda ben acizim. Biz devlet büyüklerinden farklı bir davranış beklediğimiz için şaşırıyoruz. Hakikatken anlamakta zorluk çekiyoruz. Bugün milletimize bulunduğumuz zor ortamdan dolayı tasarrufu öğütleyenler bu israf ve şatafattan vazgeçmedikleri takdirde ülke ekonomisi düze çıkamaz” ifadelerini kullandı.

ÜRETMEYEN EKONOMİ İFLASA MAHKÛMDUR
Ekonomideki sıkıntılara dikkat çeken Karamollaoğlu, “Her zaman söyledik, üretmeyen ekonomi iflasa mahkûmdur. Seçimden önce de ifade ediyordum. Deniz bitti, duvarlara tosladık. Ekonomi bugün ki, prensiplerle idame edilemez. Bir konuda bizi sevindiren konularda var. Gerek Cumhurbaşkanı, gerek bakanlar bizim söylediklerimizi neredeyse kelimesine kelimesine tekrar ediyorlar. ‘Sanayileşmeden olmadan olmaz, teknoloji olmadan olmaz, tasarruf olmadan olmaz. Parayı beton gömerek kalkınmaz’ diyorlar. Tasarruf üretime yönelik olmayan her türlü harcamadır. İtibardan bile tasarruf etmek lazım. Ahlat’ın ve Malazgirt’in 1071 metrekarelik köşke değil, 1071 kişinin çalışacağı bir fabrikaya ihtiyacı vardı. Bu müjdeyi verselerdi, ellerini öperdim” diye konuştu.

BETONA DEĞİL ÜRETİME İHTİYAÇ VAR
Karamollaoğlu, ekonomik dalgalanmada ‘ABD’nin parmağı var’ açıklamalarına değinerek, “ABD’nin oyunu var sözünü iştirak ediyorum. ABD, Türkiye’ye çökertmenin peşindedir. Amma ‘ekonomi kriz yok.’ Nasıl yok! Biz elimizde ne var, ne yok hepsini kaybettiğimizde dolar düşse ne işe yarar. Eğer iktidar bu oyunu bozmak istiyorsa, köşk yapmaktan vazgeçip, şeker fabrikalarını yeniden yapmalıdır. En azında Et ve Süt Kurumu’nu yeniden ihya etmelidir. Tarım ve hayvancılığa destek verilmelidir. Bu ülkede köşke, saraya ve betona değil, üretime ihtiyaç vardır” diye uyardı.



YANAN FABRİKALAR DEĞİL, TÜRKİYE EKONOMİSİDİR
Şirketlerin iflas edecek seviyeye geldiğini ifade eden Karamollaoğlu, konuşmasını, şöyle sürdürdü: “Devasal müesseseler elden çıkıyor. Türkiye Odalar Borsalar Birliği verilerine göre, haziran ayının bir önceki yılın aynı ayına göre, kapanan şirket sayısı yüzde 32 oranında artmış. Şirketler kapanıyor. Açılan şirket yok. Ekonomi alarm vermiyor, yanıyor. Bu arada son zamanlarda yanan fabrikalarda da dikkat çekiyor. Son 6 ayda sadece İstanbul’da 80’inin üzerinde fabrika yanmış. Bir yılında Türkiye’de yanan fabrika sayısı 200’ün üzerinde olduğu ifade ediliyor. Diyorlar ki, işadamları o kadar zor durumda ki, çaresizlikten fabrikaların yaktıklarını söylüyor. Çünkü yaptıklarını satamıyor, sattıklarının yerine yenisini koyamıyor. Tek umudu sigortadan alacağı tazminat parasıdır. Acilen işadamına ve esnafa yeni teşvikler verilmelidir. Yanan sadece Türkiye’nin fabrikalar değildir, Türkiye’nin ekonomisidir.”

EKONOMİ GÖSTERİŞLE DÜZELMEZ
Karamollaoğlu, hükümetin önce israfı kendi bünyesinde durdurması gerektiğine dikkat çekerek, “Bu hafta Arjantin’de G-20 teknolojiden sorumlu bakanlar toplandı. Türkiye’yi Sanayi Bakanı temsil etti. Özel uçakla gitti. Endonezya Sanayi Bakanı normal uçakla 33 saate Arjantin’e gitti. Dönüşte bizim Sanayi Bakanımız Endonezyalı bakanı uçağına davet ederek, büyük bir jeste imza atmış. Çünkü Endonezyalı Savunma Bakanı normal uçakla ülkesine gidiyor. Bizim bakanımız Endonezyalı bakanın uçak aktarımı yaparak 33 saate Arjantin’e gittiğini bu yola katlanmasını azaltmak için jest yapmış. Endonezya petrol zengini olan bir ülkedir. Endonezyalı bakan itibardan ‘tasarruf olmaz’ diye bir mantığa sahip değil. Milletimiz her krizden fedakârlık eder iktidardaki arkadaşlarda kendi konforunda ödün versin. Marmaris’te bir saray yapılacakmış. Yakında Uludağ ve Erzurum’dan da bir saray yapılabilir. Ekonomi gösterişle düzelmez” diye eleştirdi.

‘DÜNYADA İTİBARIMIZ YÜKSELDİ’ DEMEYİN
Yemen’de yaşanan katliama dikkat çeken Karamollaoğlu, “Yemen’de ‘kim öldü’ denildiğine bakmıyoruz, insanların kalabalık olarak bulunduğu yerler vuruluyor. Pazar yerleri bombalanıyor. Bizim hükümetimizin dünyada itibari zirve yapmış ama müdahale etmiyor. Allah rızası için müdahale edin. İslam İşbirliği Teşkilatı, D-8’in başkanlığı Türkiye’de şuan, bir şeyler yapın. ‘Dünyada itibarımız yükseldi’ demeyin. İdlip’te bir katliam endişesi var. Bütün direnç noktası kuzeye döndü. Buraya askeri müdahale binlerce insanın katline neden olur. Bu katliam durdurulabilir. Astana süreci devam ediyor. Türkiye, İran ve Rusya ile bir araya gelerek, Esad’ı bundan vazgeçirmelidir. Benim dediğim olacak, anlayışı olmuyor” diye değerlendirdi.

ONLARIN GÜCÜ YETMEZ
Gazetecilerin, “Ekonomi ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın, AVM’lerde dolar kullanılmasının kaldırılacağını açıkladığını bu durumun köprüler için geçerli olabilir mi” sorusuna yanıt veren Karamollaoğlu, “En azından AVM’lerden kiradan vazgeçmelerini makul görüyorum. AVM’lere de son verilmesi gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde AVM’lerin bu kadar yoğun olduğu başka bir ülke yok. Bu ülkeyi belli şirketlere mahkum etmektir. Köprülerde dolardan vazgeçmelerine onların güçleri yetmez. Baştan yanlış kararlar almışlar. Biz ısrarla bunların altında yatan fizibilite çalışmalarını görmek istedik. Yap-İşlet devret modelleri para paradan basma makineleridir. Özel şirketlerin yaptığı köprüler, tüneller, hastaneler para basma makinesidir. Merkez Bankası’ndan daha güçlüdür. Dolar bazında para basıyorlar. Bu konuda milletten özür dilemeleri gerekiyor. Millet bu kadar parayı veremez ancak bütçeden ödeyecekler. Kendi kesesinden mi veriyorlar. Saray yapacaklarına bu parayı ödesinler. Onun için en azından yapılacak anlaşmalar dolar bazında yapılmasın. Bunu yapabilirler mi, bilmiyorum” dedi.

GAFLET İÇİNDELER
Gazetecilerin “İthal edilen büyükbaş hayvanlarda şarbon hastalığının çıktığına” ilişkin soruya Karamollaoğlu, şu yanıtı verdi: “Şarbon hastalığını ilk kez yaşamıyoruz. Ülkeler elindeki hasta hayvanları Türkiye kakalıyorlar. Maalesef biz bu oyuna düşüyoruz. Biz neden hayvan ithal ediyoruz konusunda çaba göstermelidir. Şeker fabrikalarını kapatırsanız, ithalat artar. Çünkü şeker fabrikaları hayvancılıkla bağlantılıdır. Hayvanları gemiye bindirirken neden denetiminin yapılmadığı ise bu hükümetin ne kadar gaflet içine düştüğünü gösteriyor. Hayvanı gemiye yüklerken, hasta olup olmadığını niye bakmıyorsunuz.”