Sultan II.Abdulhamid Han'ın halledildiği Fetva yayınlandı

Son devrin siyasi dehası Sultan II. Abdulhamid Han siyasi entrikalar ile siyonist masonlar tarafından tahtan indirilmiştir.

 

Fetva'nın ilk metni herkesin az çok bildiği Elmalılı Hamdi Yazır tarafından yazıldı ve Şeyhülislam Ziyaeddin Efendi tarafından onaylandı.Aşağıda solda Fetva'nın imzalandığı hokka takımı var.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

31 Mart Vakası ve Sultan II. Abdulhamid’in Tahttan İndirilmesi

Abdulhamid’in hal edilmesine yönelik karar aslında 1907 yılında Paris’te toplanan II. Jöntürk Kongresi’nde alınır. Bu karara göre, gerekli olan bütün araçların kullanılmasıyla sultanın tahttan indirilmesi akabinde onun yerine anayasal ve temsili bir hükümet öngörülür. Bu süreç Makedonya ve diğer Balkan ülkelerinde bazı isyanlar çıkarılması, Sultan Abdulhamid’in anayasayı yeniden yürürlüğe koyması ve 23 Haziran 1908’de meclisi yeniden açmasıyla neticelenir.

Sultan Abdülhamid’in, 17 Aralık 1908’de Kânûn-i Esâsîyi tekrar yürürlüğe koyarak Meclis-i Meb’ûsân’ı toplamasını müteâkib, Avusturya-Macaristan’ın Bosna-Hersek’i işgali(5 Ekim 1908), Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesi, Girit’in Yunanistan ile birleştiğini bildirmesi, 17 Aralık 1908’de açılan meclis seçimlerinde çeşitli Osmanlı milletlerinin(Rum, Arap, Arnavut, Ermeni, Slav ve Musevi) Türk unsura ve dolayısıyla Osmanlı bütünlüğüne yönelik mücadeleleri, İttihadçıların başlattığı suikastler, alaylı zabitlerin ordudan çıkarılmak istenmesi, İttihadçıların devlet dairelerinde örgütlenmeleri, medrese talebelerinin de orduya alınması için meclise kanun tasarısı verilmesi gibi olaylar iç huzursuzluğu arttırmış ve bir muhalif cephe oluşmasına sebebiyet verir.

Muhalefet, İttihad-ı Muhammediye Cemiyeti etrafında toplanır. Kıbrıslı Hafız Derviş Vahdetî’nin kurduğu cemiyet, Volkan adlı gazetesi ile halkı tahrik eden yazılar kaleme almaya başlar. Mizancı Murad ise, Mizan Gazetesi ile İttihadçıları suçlayan yazılar kaleme alır. Bu süreçte Taşkışla’daki Avcı Taburları’nın subayları hapsederek Sultan Ahmed Meydanı’nda toplanmalarıyla İstanbul’da 31 Mart adıyla bilinen ayaklanma başlar.(31 Mart 1325/13 Nisan 1909)

Bir gün sonra Adana’da çıkan ayaklanmalarda Ermeniler’in birçok Türk’ü katletmeleri de buna eklenir. Olaylar 11 gün devam eder ve Selanik’den gelen Hareket Ordusu’nun 23-24 Nisan’da İstanbul’a girmesini müteakib bastırılır. Abdulhamid’in hal edilme düşüncesi de ilk kez, Hareket Ordusu’nun Yeşilköy’de bulunduğu sırada ayan üyelerinden bazıları ve mebusların çoğunun oraya giderek 22 Nisan 1909 Perşembe günü ayan reisi eski Sadrazam Said Paşa’nın başkanlığında Meclis-i Umumi Milli adındaki toplantıda karar verilmiş fakat gizli tutulur.

Nitekim Meclis-i Umumi Milli, 22 Nisan’da İstanbul Hükümeti’ne bir tezkere göndererek “padişahın Anayasaya sadık kaldığı müddetçe hayatının ve haklarının korunacağı”nı bildirir. Daha sonra Mahmut Şevket Paşa, 23 Nisan 1909’da Padişah’a bir telgraf çeker ve "İkinci Ordunun gelişi sebebiyle bir takım kötü niyetlilerin, kendisinin hal‘ edileceği haberlerini çıkarttıklarını, ancak bunların aslı olmadığını" bildirir.

İstanbul’a girerek isyanı bastıran Hareket Ordusu/Kurtuluş Ordusu şehre kısa sürede hakim olur, Yeşilköy’de daha önce Abdulhamid’in hal’ine karar veren Meclis-i Milli azaları, 26 Nisan 1909 tarihinde tekrar toplanır. 240 mebus ve 34 ayandan oluşan mecliste, devletin bir İslâm devleti olması ve devletin anayasa hükümlerince Sultan Abdulhamid’in hal’i için bir hal fetvâsı yazdırılması istenir. Yapılan gizli oturumda, hal‘ işinin kanlı olmaması gerektiği ve halkı ikna için de fetva alınması gerektiği üzerinde de durulur. Bu süreçte memleketin farklı bölgelerinden ve özellikle Rumeli’den, Bâb-ı Ali’ye, Mebusan Meclisi’ne ve Ayan Meclisi’ne Sultan Abdulhamid’in mevcut durumdan sorumlu olduğu, tahttan düşürülmüş olduğu ve hutbelerde adının zikredilmeyeceğini bildiren protesto telgrafları da gelir.

Masonların tehdidi ile fetva yazdırılır

Şeyhülislâm Mehmed Ziyaüddin Efendi ve daha sonra Fetvâ Emîni Hacı Nuri Efendi Meclis’e getirilerek Sadrazam Ahmed Tevfik Paşa ve Heyet-i Vükelâ, Ayan, Mebusan reisleri ve azadan birkaç kişinin hazır olduğu riyâset odasında fetva işi görüşülür. Odada bulunan mebusan üyelerinden bir kısmının fıkıh ilmine intisabı olduğu için de önceden birkaç fetva sureti yazdıkları bilinmektedir.

Fetvanın Metni ve İçeriği

Söz konusu fetva metni günümüz Türkçesiyle şu şekildedir: “Müslümanların imamı olan bir kişi(Zeyd), bazı önemli şer‘î konuları şeriat kitaplarından çıkarsa ve bu kitapları yasak etse, yaksa, yırtsa devlet hazinesini israf edip şeriata aykırı şekilde harcasa, idare ettiği kimseleri şer‘î sebep olmadan öldürse, hapsetse, sürse, başka türlü zulümleri de âdet edindikten sonra, doğru yola yemin etmişken sözünden dönse, Müslümanların yaşayışını tamamen bozacak şekilde fitne çıkarmakta direnip onları birbirine öldürtse, buna engel olacak durumdaki Müslümanlar, onun zora dayanan tutumunu ortadan kaldırıp, İslâm memleketlerinin pek çok yerlerinden metbu‘ tanınmadığına dair haberler gelip yerinde kalmasında zarar ve ayrılışında kurtuluş olduğu düşünülürse, kendisine imamlık ve sultanlıktan vazgeçme teklif etmek veya hal etmek şekillerinden hangisi erbab-ı hall ve akd tarafından uygun görülmüşse, bu kararın uygulanması yerinde ve gerekli olur mu? Cevap: Olur.”

Fetvada Abdulhamid’e yöneltilen suçlamaların “Önemli dinî kitapların toplatılıp yakılması, yasaklanması ve şerî konuların kitaplardan çıkarılması, halka yönelik ölüm, hapis veya sürgün cezalarının verilmesi, devlet hazinesinin israf edilmesi ve İslâm memleketlerinde fitneye(31 Mart Vakası) sebep olunması” olduğu görülmektedir. Fetva Şeyhülislâm tarafından imzalanıp oya sunulur, hal kararı oybirliği ile alınır. Ardından cülus topları ateşlenerek biraderi Sultan V. Mehmed tahta çıkar(14 Nisan 1325/27 Nisan 1909). Tahttan indirildiğine dâir karar, Sultan II. Abdülhamid’e Meclis-i Ayan üyelerinden eski Bahriye Nazırı Arif Hikmet Paşa, Ermeni Aram Efendi, Draç Mebusu Arnavut Esad Toptani Paşa ve Selanik Mebusu Yahudi Emanuel Karasu Efendi tarafından iletilir(27 Nisan 1909). Sultan’ın, Çırağan Sarayı’nda ikamet etmek istemesine rağmen, aynı günün akşamı ailesi ve maiyetiyle birlikte 38 kişilik bir grupla Selanik’e gönderilmesiyle, Osmanlı tarihinde bir padişahın sürgüne gönderilmesi de ilk kez vuku bulur.

Elmalı fetva yazdığına sonradan çok pişman olmuş. Ancak iş işten geçmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır Efendi

Sultan Abdulhamid, bir komisyon kurularak olaylarda dahlinin olup olmadığının araştırılması karşılığında şayet milletin de istememesi durumunda tahttan feragat edebileceğini ve tahtı kardeşine bırakabileceğini belirtir. Bu teklif Ayan Reisi ve II. Abdulhamid’in 7 defa sadrazamlığını yapan Said Paşa tarafından, Sultan’ın haklı çıkması endişesiyle reddedilir.

Sultan Abdulhamid, Selanik’teki Alatini Köşkü’nde bir süre kaldıktan sonra, Balkan Savaşları’nın çıkması üzerine İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda ikâmet ettirilir. 10 Şubat 1918 tarihinde vefat eder ve Sultan Mahmud Türbesi’ne defnedilir.