İLMİNİZ KADAR TARTIŞIN
Hz. Enes’ten nakledilen başka bir hadis-i şerifte de, “Bir saatlik tefekkür, 60 senelik ibadetten daha hayırlıdır” buyruluyor. Bu konuda Peygamber Efendimizin birkaç hadis-i şerifi bulunuyor. Şimdi tamam tefekkür edelim, akıl süzgecinden geçirelim ama aklettiğimiz şey bir fikre dayansın. Her şeyi düşünebilirsiniz ama sonunun Allah’a çıkması şartıyla… Ancak Allah’ın zatı hakkında düşünmeyin. Yani Allah’ın eli var mıdır, ayağı var mıdır gibi şeyleri düşünmeyin. Çünkü Hazreti Allah tasvire sığmaz. Yedinci sema ile Allah’ın kürsüsü arasında 7 bin perde vardır buyruluyor. Cenab-ı Hak bunlardan da ötededir. Tabi bu manevi olarak üstündedir manasında kullanılıyor. Yoksa Allah mekândan ve zamandan münezzehtir.

İSLAM’DA ÇÖZÜLMEYEN HİÇBİR MESELE YOKTUR
Bir melek vardır ki arşın köşelerinden birisinde bulunur. Ayakları yerde başı semadadır. Bunları derin ilim sahibi olmadan düşünmek tehlikelidir. Hatta bilgili olunsa bile tehlikelidir. İslam’da çözülmeyen hiçbir mesele yok. Sorulmayan hiçbir soru yok. Ama soruların seviyesi var. Yani hiçbir İslami bilgisi olmayan adam çıkmış kafasına göre soru soruyor. Bu olmaz! Sorunun da mantıklı ve ilmi olması gerekir. Temel prensipleri bilmeyen bir adam kafasına göre soru sormamalıdır. Mesela hiçbir ilmi seviyesi olmayan adamlar oturmuş kaderi tartışıyorlar. Bu çok tehlikelidir. Bu konuda ilmi olmayan adam çıkmaz sokaklara sapar, sapıtır, saçmalar. Hatta daha da ileriye gidip kâfir de olabilir. Dini konularda Kur’an’daki hükmünü, hadisteki hükmünü ve icmayı bilmeden keyfi olarak konuşamazsınız. Her sorunun seviyesi vardır. Yani şimdi ilkokul sorusu başkadır, ortaokul sorusu başkadır, lise başka, lisans başka, doktora çok daha başkadır. İnsana ilmi seviyesine göre soru sorulur. Soruyu soran da ilmi seviyesinde anlar meseleyi…

BİLMİYORSANIZ EHLİNE SORUN
Hocam bilmiyorsak ne yapacağız o zaman? İslam’da musallaya kadar ilim öğrenmek farzdır. Bir kere dinimizi hakkıyla bilmemiz lazım. Namaz kılacak kadar ayet bilmek lazım. Ayetin manasını bozmayacak kadar Arapça bilmek lazım. Harama girmemek için neyin haram neyin helal olduğunu bilmek lazım. Peki, hocam nereden öğreneceğiz bunları… Kur’an ile Hz. Allah’tan sünnet ile Hz. Peygamberden öğreneceğiz. O zaman da, “Ama hocam her meal başka yazıyor” diyorlar. Kur’an, içinde her şeyi muhteva eden bir kitaptır. Onun için herkes başka açılardan görebilir. Ancak İslam medeniyetinde 1400 yıldır çözülmemiş bir mesele, tartışılmamış bir konu kalmamıştır. Bir hüküm için Kur’an’a bakılır. Ancak kafamıza göre mealinden anladığımızla hükmedemeyiz. Onu işin ehline sormamız gerekir. Kur’an hadis ile çatışmaz. Çatışıyorsa o hadis Peygamberin sözü değildir. Ama Kur’an’ın yanlış anlaşılmaması için Kur’an’a, hadise, icmaya vâkıf âlimlerin izahı gerekir. Yani işi ehlinden öğrenmelisiniz. Bir mesele hakkında Peygamber Efendimiz nasıl hareket etmiş, sahabe efendilerimiz ne yapmış bilmemiz lazımdır.

ALLAH SİZİN ÖLÇÜLERİNİZE SIĞMAZ
Devamlı gözlem yapın. Fakat unutmayın ki Allah’ı tasavvur edemezsiniz. Allah’ı insanların zihni almaz. Bugün bakıyorsunuz semanın direği yok duvarı yok. Denizler bir saniye durmuyor. Güneş ve ay her gün kendi yörüngesinde şaşmadan dönüyor. Her şey gayet nizami. Bunları tefekkür edin. Ama Allah’ın zatını düşünmek insanı helaka sürükler. İnsan aklı sonsuzu tam kavrayamadığı gibi Allah’ı da kavramaktan acizdir. Siz sonradan yaratılmışsınız bir şekliniz var. Bir zamanınız ve mekânınız var. Allah sizin ölçülerinize sığmaz. Allah’a ulaşmak için yarattıklarını düşünün ama haddinizi aşmayın. Allah bizleri hakkını ve haddini bilenlerden eylesin. Âmin…