Tesettür ve onun gerektirdiği edep ve vakar, kadın için bir ihtiyaçtır. Çünkü kadın yaradılıştan naziktir. Özellikle canından çok sevdiği yavrularını korumada ve yetiştirmede bir erkeğin yardım ve desteğine muhtaç olduğundan, eşi tarafından içtenlikle sevilmek, nefret edilmemek ve soğuk karşılanmamak için başkalarından kendini koruma eğilimine sahiptir.

En geniş anlamıyla tesettür, bu arzu ve ihtiyacın karşılanmasının önemli bir vesilesidir.

Tesettür ve gerektirdiği edep ve vakar, kadın için manevi bir kalkan ve zırh vazifesini görür. Dünyanın değişik yerlerinde, hafiflik ve açık saçıklık yüzünden türlü tehlikelere maruz kalan, kötü insanların aşağılık ba kışlarına ve kaba saldırılarına hedef olan kadınlarla haberler her gün magazin dergi ve gazetelerine malzeme olmaktadır. Hatta bu tür tacizleri önlemek ıçm Ingiliz polisinin, kadının değişik mekânlarda aşırılıklardan uzak ve nasıl davranması gerektiğine ilişkin tavsiyeler içeren bir broşür hazırlayıp dağıttığını okumuştum.

Mümin kan ile kocanın beraberliği, sadece gençlik ve güzellik dönemleriyle, hatta dünya hayatıyla sınırlı değildir; bilakis yaşlılık ve hastalık gibi güzelliği alıp götüren zamanlarda da bu beraberlik devam edecek, hatta ahirette ve sonsuza dek sürüp gidecektir. Kadın herhalde, acı tatlı günlerini beraber geçirdiği ve yaşlılık, hastalık gibi arızalarm baş gösterdiği zamanlarda en yakın dost ve şefkatli arkadaşı olan eşini kıskandırıcı tutum ve davranışlarla derinden sarsmak suretiyle incitmek istemez. Aksi hâlde, güzelliğini yitirdiğinde eşi tarafından soğuk karşılanır. Beklediği ilgi, sevgi, şefkat ve hürmeti ne eşinden ne de çocuklarından bulur.

Kadın, tesettürün zıttı olan hafiflik, laubalilik ve açık saçıklığm sebep olabildiği günah ilişkilerden daha fazla zarar görür. Dolayısıyla bu neticeye götüren yol ve sebeplerden şiddetle çekinir. Mesela, bir anlık gayrimeşru bir zevki cidden acılaştıracak, sekiz-dokuz ay bir çocuğu kamında taşımak, doğduktan sonra da sekiz-dokuz sene onun bakımıyla meşgul olmak, onu yetiştirip eğitme külfetine katlanmak, her kadım bu tur ikilerden ve ona götüren hafifliklerden ciddi biçimde ürkütür ve sakındırır.

Çünkü çoğunlukla bir erkek, kendisi ne kadar serbest meşrep olursa olsun, eşinin başkalarına karşı laubali olmasını istemez, daha mazbut olmasını arzu eder. Bu şekildeki bir eş adayı bulamadığında bekâr kalmayı tercih eder. Bu ise, gayrimeşru ilişkileri de artırarak toplumun yapısmı ve geleceğini ciddi biçimde tehdit eder ve yıkılışa sürükler. (Konu hakkında geniş bilgi için bk. Bediüzzaman, Tesettür Risalesi.) İtalyan bayan araştırmacı L. Veccia Vaglieri’nin şu sözleri ilginçtir:

“Kökü tarihin derinliklerine varan ve kadınlarla erkeklerin ölçüsüzce karışmamasını öngören bu kural (tesettür) ve bundan doğan ahlaki yaşayış, Şark memleketlerinde beyaz kadın ticaretini bütünüyle ortadan kaldırmıştır. O kadar ki, yabancıların nüfuz veya egemenliğinin söz konusu olduğu bölgeler dışında böyle bir şey bilinmemektedir bile. Hiç kimse bu kazanımlann değerini inkâr ede-mese de, şu sonucu da çıkarmamız gerekir ki, örtünme geleneği, İslam toplumu için paha biçilmez faydalara kaynak oluşturmuştur.” (Difa’ Anil-İslam, 103-104)

İngiliz bayan gazeteci R. Mary Howe da şöyle der: “Örtünme, kadının onurunu korumaya yardımcı olur ve onu şehvet bakışlarından muhafaza eder. Aynı zamanda toplumun da onurunu koruyup bireyleri arasına fitne girmesinden meneder. Bu nedenle örtünme, iki cinsi de sapmalardan himaye eder. Tesettürün sadece örtüyle de gerçekleşmediğine inanıyorum. Aynı zamanda içte de iffet duygusunun bulunması ve kişinin kötü olan her şeyden de sakınması gerekir.” (Ricâl ve Nisâ’Eslemû, Via, 25-26)