Diyanet İşleri Başkanlığı’nın izniyle gösterime giren film için Türkiye'nin 10 milyon dolar para HİBE gönderdiği ve filme destek olunduğu yazılıyor. Filimle ilgili oldukça ilginç iddialar var. Bu iddiayı yazan Kemal Özer'in yazısı şöyle

İranlı yönetmen Mecid Mecidi'nin çektiği ve Hz Muhammed (s.a.v.) Efendimizin hayatının ilk 12 yılını anlatan film Türkiye'nin gündemine oturdu.

Dünyada çok önce yaşanan tartışmalar çok sert bir şekilde bizde yeni başladı. İş ‘Şii-Sünni kavgası'na doğru ilerliyor saki.

Önce belirtmeliyim filme gidecek vaktim olmadı.

Bu nedenle filmin mahiyeti konusunda yazmayacağım.

Gidip izlesem de film eleştirmeni olmadığım için yazacaklarım şahsi gözlemden öte bir şey de ifade etmezdi.

Ancak İslam itikadına halel getiren bir veçhe varsa o zaman elbette yazmak bir vecibe.

Filmin afişi Hz Meryem-Hz İsa filmlerini çok andırıyor. Neredeyse afişte “Muhammed” ibaresini kaldırıp Meryem ve İsa yazın yeterli. Bu bile başlı başına bir sorun.

Mustafa Akkad merhumun Çağrı ve Çöl Aslanı Ömer Muhtar filmlerini lise yıllarında izlemiştim.

Her iki filmin bütçesini Kaddafi sağlamıştı.

İslam dünyasında bu iki yapımdan daha meşhur ve nitelikli bir film ne yazık ki hâlâ yok.

Her yeni çalışmada bu filmler referans olmaya devam ediyor.

Akkad'ın Çağrı filminin en temel sorunu, klasik siyer kitaplarımızın temel hatası gibi, savaş sahnelerinin öne çıkmasıydı. Batıdaki İslam'a yönelik “savaş dini” iftirasına hizmet ettiği eleştirileri de yabana atılacak türden değildi.

Çağrı 10 milyon, Ömer Muhtar ise 35 milyon dolar bütçe ile çekilmiş.

Bugün tartışma konusu olan Mecid Mecidi'nin çektiği “Allah'ın Elçisi Muhammed” filminin bütçesi ise tam 40 milyon dolar.

Gerçi bu filmin devamı da gelecek, bütçe bu nedenle yüksek olabilir.

Şimdi size bugüne kadar bu filmle ilgili yazılmayan bir konuyu gündeme getireceğiz. Filmin Türkiye hikâyesi oldukça ilginç ve sarsıcı. Üstelik de hayli kabarık bir faturaya yol açmış.

Mecidi'nin filminin bütçesinin 40 milyon dolar olduğunu yazmıştık. Bilin bakalım bunun ne kadarını biz ödedik?

Siz tahmin etmeye devam edin ve hatta hemencecik buraya not edin biz ise iddiaları yazmaya devam edelim. Bakalım rakam konusunda anlaşabilecek miyiz?

İddia o ki, Mecidi filmi Türkiye ile birlikte yapmak ister. Bize intikal eden bilgiye göre Mecidi TRT ile irtibata geçer. Türkiye ile filmi ortak yapmak için görüşmeler yapılır.

Dönemin Mekke'sinin kopyası İran'ın Kum şehrinde, Medine'sinin kopyası ise Doğu Beyazıt'ta yapılmak istenir.

Önce hatırlatalım, o günlerde devlet FETÖ'nün elindedir.

Masada Mecidi'nin yanısıra TRT ve Diyanet vardır. Diyanet senaryoyu, Hz. Muhammed'in çocukken bir Yahudi çocukla arkadaşlık ettiği bölüm hariç beğenir. O devirde Mekke'de hiçbir Yahudi aile olmadığını belirterek, bu hikayenin senaryodan çıkarılmasını istenir.

Sonrası acayip bir muamma…

İran ekibinde İslam tarihçileri vardır. Ortak yapım olacağına göre bizde de İslam tarihçileri olmalıdır. Bunun için bir heyet kurulması kararlaştırılır. Ama bazı uzun eller işe müdahil olur. Para gider ama müdahillik gerçekleşmez.

Düşündünüz mü, not ettiniz mi kaç lira vermiş olabileceğimizi?

40'da bir mi? Yüzde 5'mi?

İddia o ki yapımın yüzde 25'ini, yani tam 10 milyon dolar vermişiz.

Paranın da TRT-Diyanet'in bütçesinden ödendiği dile getiriliyor.

Yanlış ise düzelme bekliyoruz. Olduğu gibi yer vereceğiz.

Ama biz devam edelim.

Bu devasa paraya rağmen film ortak yapım olarak çekilmez. Aksine tek başına İran yapımı olarak çıkar karşımıza.

Şimdi durun, bu kadar para veren kişinin sesi neden çıkmaz?

Yine devam edelim. İran'da radikal mollaların bir bölümü, Sünni propagandası yapıldığı gerekçesiyle filmi eleştirir. Tersine eleştiriler bizde de ayyuka çıkmış durumda.

Filme gidip gitmemeyi düşünürken bu rakamları duyunca gitmekten vazgeçtim. İyi mi ettim bilmiyorum ama gitmeyeceğim kesin gibi.

Hollywood bütçelerine denk bir bütçeye sahip olmak büyük bir imkân. Bunu bu şekilde heba etmek ise ayrı bir beceri.

Hele ki bir senaryo için 10 milyon dolar verecek paranız var olduğu halde siz bunu düşünemiyor, yapamıyor veya senaryoya müdahale için kullanmıyorsanız bu da apayrı bir beceri. Emeği geçenleri alkışlıyoruz. Bir de ‘İran neden bu kadar değerlerimize saldırıyor' diyorsunuz. Parası sizden olduktan sonra neden saldırmasın ki? Adamların işi bu, saldırmak!

Mahiyet ve muhtevaya yönelik filmle ilgili tartışmalar bir yana, Türkiye'deki kurumların bu işte kabahatinin konuşulmuyor olması ve konuyla ilgili kişilerin sessizliği ise ayrı bir trajedi. Biz böyleyiz işte; iyilik bize isabet etsin ama bir zarar doğacaksa bizden uzak olsun.

Şimdi soralım:

- Mecid Mecidi bu filmi Türkiye ile ortak yapmak için girişimde bulundu mu?

- TRT ve Diyanet bu işin neresinde ve ne kadar yer aldı?

- Bu işe başka kurumlar da dâhil oldu mu? Oldu ise kimlerdir?

- Senaryoya müdahil olacak olan İslam tarihçisi heyet oluşumunu kimler engelledi?

- FETÖ ve terör örgütü mensupları bu işin neresinde? İlgili güvenlik ve adli kurumlar bu meseleyi araştırdı mı?

- TRT Diyanet'ten veya başka bir kurumdan 10 milyon dolar yahu başka bir rakam ödendi mi?

- Din İşleri Yüksel Kurulu'nun filmin Türkiye'de vizyona girmeden izletip rapor hazırlanması engellendi mi?

- Filmin Türkiye hasılatından 10 milyon dolarlık ödemenin tahsil edileceği iddiaları doğru mu?

Önce bu sorulara cevap verilecek mi onu bekleyelim.

İnşaallah iddialar doğru değildir. Birileri çıkıp belgesi ile yalanlar.

Bu yapılmazsa bizde yedekte duran sorularımızı sormaya devam ederiz İnşaallah.

Vesselam!

Bizde Erzurum Sayfası olarak bu yazıda belirtilen ve sorgulanan iddilarla ilgili bir cevap gelirse yayınlayacağımızı bildiriyoruz. Diyanet ve TRT'den cevap gelirse yazılı bir beyan olursa yayınlayacağız.