"Bundan sonra hiç bir cemaat, tarikat ve gruba gitmeyeceğim, her hangi bir grubun toplantısına, konferansına,çalışmasına katılmayacağım,evimde oturacağım,camiye gidip geleceğim" görüşünü sinsice yaymaya çalışıyorlar. Yani birileri dışarıdan güdümlü “cemaat” adı altında faaliyet gösteren yapının enkazını, dini,vatanı ve değerleri yolunda çalışma yapanların üzerine dökerek rahatlamak istiyor. Özellikle bunu yayanlar, “cemaat” adı altında faaliyet gösteren yapıya devam etmiş,yakınında yer almış veya destekleyenler ile bir de memleketteki İslami faaliyet ve çalışmalardan rahatsız olanlardır. Her şeyin devlet çalışması ile tamamlanacağını zannedenler ne tarih ne de islami bilgiye sahip değillerdir. Tarihte medreseler,dergahlar, mekteplerin çoğunluğu devlet kuruluşları değildir. Vakfiye adı altında çalışan cemaat ve gruplardır. Çoğunun devletle çokta ilişkisi olmamıştır. Bu gün herşeyi özelleştirken eğitimi ve islami faaliyetleri sadece devlete, Diyanete ve MEB'e bırakmak yanlış olur. Kontrol, denetim olabilir. Ama yasaklamak, önlerini kesmek, şüphelerle halkı bu faaliyelerden uzaklaştırmak akıllıca olamaz. Devletimiz bundan sonra daha çok imkan tanıyarak dergah ve tekkelerin yeniden resmi olarak açılmasına müsade etmelidir. İslami faaliyetler konusunda oldukça fazla genişlik ve rahatlık var bunu değerlendirip faaliyetleri de artırmak gerekir. Eğer ehli dünya olur islah çalışmasını bırakırsak meydan ifsadçılara kalır. İfsadın yayılmasını engellemek için mutlaka her grubun çalışmasını artırması lazım.

 İslam dini sadece devletle yaşanacak ve yaşatılacak din değildir. İslami çalışmalar olmadan,gönül erleri, hayra çağıran, şerden uzaklaşmayı anlatan bir sivil ümmet olmadan Müslümanın gerçek görevini yapmış olması mümkün değildir. Çünkü İslam dini tebliğ dinidir. Cihad dinidir ve cemaat dinidir. En büyükcemaat İslam cemaatidir. Altındakiler grup ve fırkalardır. Gayesi Allah rızası olan, hedefi islami faaliyetleri doğruca yürütmek olan gruplar, yanlış yapandan ayırt edilemezse toptancılık yapılırsa önemli bir boşluk oluşturulmuş olur. Bu boşluğu istenmeyen örgüt veya gruplar ele geçirebilir. Siz eğer bir genci doğru eğitmez, onu doğru çalışmalarda doğru yönlendirmezseniz bu genci farklı grupların kucağına sürüklersiniz. İslami hayatla bağdaşmayan IŞID'e Türkiyeden katıldığı söylenen gençler bu boşluğun eseridir. Gençliğin heyecanını,aşkını ve şevkinibiryerlerde terbiye etmek ve doğru yönledirmek zorundayız. Cemaat ve gruplar toplumun ıslahı için sürekli var olmalıdır. Hakkı ve haklıyı savunmalı, yanlışa yanlış demeli. Bağlılarını eğitmeli, devlete ve millete faydalı eleman haline getirmelidir. Bir grup veya cemaat devletin her hangi desteğine ihtiyaç duymadan milletin (bağlıların-üyelerin) verdiği destek ve yardımlarla ayakta kalabilir ve millete faydalı hizmetler de yapabilir. Bunun çok örnekleri var ülkemizde. Çok samimi ve gayretli çalışan, salih insan üreten gruplar var. Örnek vereyim isterseniz. Yıllardan beri Türkiye de faaliyet yapan Milli Gençlik Vakıfları ve sonradan kurulan Anadolu Gençlik Derneği vasıtasıyla birçok genç bu gün devletine faydalı insan olarak yetiştirilmiştir. Bu vakıf ve dernekler kendi yağıyla kavrulurlar, devletten bir kuruş da yardım almazlar. Avrupa Birliği projeleri, Kudaka, sodes projelerinde adları bulunmaz. Kiralanmış binalardakenar ve köşelerde faaliyet yaparlar. Belki çok lüks binaları veya yurtları yoktur ama bakarsınız devletin önemli kademelerinde görev yapan imanlı, vatanperver ve dürüst çok sayıda gençleri ve dürüst iş yapan devlet adamları vardır. Ülkenin en üst seviye devlet adamları bu tezgahlarda yetişmiştir. Bu gün halen daha her kurumda aranan adam konumundadırlar. Çünkü bunlar işini iyi yapar. Doğrudan yanadırlar. İslamın menfaatini savunurlar. Devletine ve milletine zerre zarar gelmesine göz yummazlar. Bilakis son darbe girişiminde bu camidan 20'nin üzerinde genç şehit olmuştur.

 Şimdilerde “cemaat” adı verilen yapı, devlete ihanet derecesinde bir iş yapınca “canım diğerleri de potansiyel” aday der, onların önünü tıkamaya çalışırsanız, şüpheler ve korkular yayıp onlarında sağlıklı çalışmasına müsade etmezseniz, beş on sene sonra görevlere stanart üstü adam bulamazsınız. Müslüman sadece camiye gelsin yetmiyor. Öyle olsaydı binlerce sahabe neden Ülkemize gelip buralarda şehit oldular. Peygamberin manevi dizinin dibinde Medine'de ölmek varken. İslam çalışmayı,gayreti,cehdi,cihadı,mücadeleyi,ıslahı esas alıyor ve bunları dinin emri olarak emrediyor. 

İslami şuuru olan, fedakarlık yapan gençler ancak İslami çalışmalarla bu gruplarda yetiştirilebilir. Peygamberler tarihinde bunun örnekleri çoktur. Kendi tarihimizde de çoktur. Bolluk içinde yüzen, devlet paralarıyla gelişen, AB kredileriyle lüks binalarda büyük tabelalar asan,para ile iş yaptıran, çiğ köfte partileri ile kız erkek karışık toplantılar yapan yapılardan islami hassasiyeti olan fedakar gençler yetiştiremezsiniz. İslam dünya tarihinde Hz Musa’nın yanında bulunan her türlü imkana sahip gençler, söz konusu  sıkıntı olunca, savaşa gitmek yani zora girmek olunca Hz Musa'ya “siz gidin savaşın” demişlerdi. Hz Musa’yı yalnız bırakmışlardı. Ama Son Peygamber Hz Muhammed As döneminde imkanlar yoktu. Yokluk vardı, sıkıntı ve açlık vardı. Karınlarına taş bağlayıp çalışan bir gençlik vardı ama fedakarlık yapan binlerce genç yetişmiştir. İslam bu gençlerle dünyaya yayılmıştır. Bunu "cemaat" denen yapı yapmaya çalıştı ama merkezi bozuk niyetli olduğundan yapı çok farklı noktaya gitti. Kaptan köşkü treni duvara çaptırdı. Alttakilerde yaşanan yanlışlara ses çıkarmadığından şimdi onlarda zarar görüyor.

Şunu açıkça söylemeliyim ki devlet parası ile İslami faaliyet olmaz. Bu faaliyetleri devletin kendisi yapabilir. Ama bunun için al bu parayı sen yap demek doğru değil. Bunu devlet paraları ile “cemaat” denilen yapı yapmaya çalıştı ancak infilak etti. Çünkü yetimin hakkını kullanıp lüks binalar yapıp zengin çocuklarını yüksek paralarla okutmaya çalıştılar, gençleri İslama değil "cemaat" adınaki yanlış yapıya bağlamaya çalıştılar, ancak geri tepti. Yapılanlar İslami değildi. Görünüşte islami faaliyetler yapılıyordu ancak islamın ruhu yoktu. Kendisi ve özü yoktu. Bu yapı üzerinden çok sayıda soros vakıfları gibi yabancılar çok projeler yürüttüler. Çok genci harap ettiler. İslami faaliyet ancak vakıf anlayışı ile olur. Parasız olur. Osmanlı vakıflarını örnek almak gerekir bu konuda. Osmanlı baştan sona vakıflarla donatılmıştır. Hepsi sebil anlayışı ile çalışır. Ve bu gün bu anlayışa çok ihtiyaç var. Ve bu şekilde çalışan birçok grup, cemaat ve yapı var ama bundan sonra halkımızca desteklenmeleri gerekir