BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ” ORTA DOĞU HALKLARI İÇİN ÇIKMAZ BİR SOKAK, KÜRTLER İÇİN BİR TUZAKTIR. 

Ey Selehattin-i Eyyubi'nin torunları!
Ey Kılıçarslan'ın torunları!
Ey İdris Bitlisi'nin torunları!

Bizi Türk-Kürt diye bölüp parçalayıp küçük lokmalar halinde yutmaya hazırlanan kan tacirlerinin oyununa gelmeyin, tuzaklarına düşmeyin, heveslerini kursaklarında bırakın. Bu ülke hepimizin, hepimize yeter de artar bile, yine hep birlikte bu kardeşliği birlikte koruyacağız. Tahriklere, içi boş vaatlere asla inanmayın, çağdaş haçlı sürüsüne tıpkı ecdadımız gibi hep birlikte ders vereceğiz. Çünkü terör denen canavara asker evladını şehit veren ananın yürek dağlayan feryadı hem Türkçe hem de Kürtçe bu sema da yankılanmaktadır.

PKK denen katil sürüleri kurşun sıkarken askere, onun Türk mü Kürt mü olduğuna bakmaz. Bunun küresel emperyalizmin ve global tilkilerin yeni bir oyunu olduğunu başta Kürtler olmak üzere hepimizin bu oyuna alet olmaması gerekmektedir. Ey Kürt halkı Şunu unutmayınız ki Türklerle Kürtler tarih boyunca en az altı önemli yol kavşağında kader birliği yapmış bir bütünün parçaları olarak, yan yana omuz omuza var olduğumuzu unutmayalım. 


Bu kader birlikteliğimizi şu şekilde ifade etmemiz mümkündür. Osmanlı devleti zamanında "İran-Şia tehditi" karşısında yaşanan kader birliği olduğunu unutmayalım. Safevi devletinin şahı Şah İsmail, Şiacılık gayreti ile bölgeye, Orta Doğu'ya ve Anadolu'ya tesir ederek yerleşmek istiyor, Kürtler ve Araplar üzerinde Şia olmalarına yönelik baskı politikası uyguluyordu. İşte bu esnada Osmanlı onları bu tehlikeden kurtardı. Anadolu birliğini sağlamak amacıyla bu bölgeler fethedildi.

Kürt halkı, Osmanlı-İran rekabeti ve kavgasında Osmanlı-Türk yönetimini istedi. Hatta İdris Bitlis'i, bizzat Yavuz Sultan Selim'e kendilerinin bu İran Şii belasından kurtarmasını istedi. Daha sonra Sultan İkinci Abdulhamit zamanında "Ermeni terörü" karşısında bir kader birliği daha yaşandı. Ermenilerin Kürtleri yok etmek ve asimile etmek istediklerinde Osmanlı kendilerini korudu, hatta Sultan İkinci Abdulhamit Kürt halkını korumak için hamidiye alanlarını Kürt beylerine ve Aşiret reyislerini kurarak teslim etti. Bu sefer Ermeniler Birinci Dünya Harbinde Ruslarla iş birliği yaparak, İngiltere ve Fransa'nın da desteğiyle Osmanlı'daki Müslüman Türk ve Kürt halkını katletmeye başladıklarında yine kader birliği yaparak, yurtlarını savundular ve birlikte can verdiler.

Diğer taraftan İstiklal harbimiz yıllarında Türkler ve Kürtler yine kader birliği yaptılar. İngilizler Ermenileri de, Rusları da kullanarak bu iki kader birliği yapmış topluluğa karşı acımasızca saldırı katlederken yine birlikte bunlara göğüslerini siper ettiler. Hatta İngilizler başka bir şeytanlık düşünerek Türk ile Kürt kader birliğini bozmak için kışkırtmalar yaptılar. Türklere karşı "Kürt ayaklanması" tertiplediler. Şu anda bu tuzaklar aynen devam etmektedir.

Ey Müslüman Türk halkı şu an altıncı Türk-Kürt kader birliğinin kurulması zamanıdır. Coğrafyamız çok karışık; isyanlar, iç savaşlar, bölücülük, kan ve göz yaşı akmaya devam etmektedir. O eski düşmanlar yine aynen emellerini muhafaza etmektedirler. 21. Asrın modern medeniyetinin damarlarında akan kan "petrolun ana yatakları ve bol zenginliğinin bu coğrafya da olması, o kan emicilerinin iştahını kabartmaktadır.

Gelin, hep birlikte bu vampirlere karşı dik duralım, birliğimizi koruyalım ve onları bu bölgeden kovalım. Unutmayınız ki biz hepimiz hem Selçuklu hem osmanlı hem de Cumhuriyet dönemlerinde kader birliği yaptığımızda bir olduğumuzda güçlü olmuşuzdur. Bölünmek ne Türklere ne de Kürtlere hiçbir fayda getirmez, her ikimizde düşmanlara yem olmak gibi kaderi birlikte paylaşmış oluruz. .

Ümit ederim ki bu kader birliğimizde birlikte yaşamaya devam ederiz.

Düşmanın kurduğu tuzaklara düşmeyiz.

Yaşasın Türk - Kürt kardeşliği.

Yaşasın Üniter devlet.

Yaşasın milli devlet.

Kahrolsun Millet düşmanları.