Bir millet için kendi tarihini bilmeyen, kendi tarihinden yüz çeviren hatta daha kötüsü kendi tarihine düşman olan bir nesil görmek kadar acı bir şey olamaz.

Gençliğimizi şuurlu bir şekilde yetiştirirsek ancak o zaman geleceğimize güvenle bakabiliriz. Yoksa bayrağımızı, vatanımızı ve diğer değerlerimizi koruyamayız.

Şuurlu olmak, bizlere faydalı olan bütün değerlerin kıymetini bilmek ve onları korumada taviz vermemektir. Bunların yaşatılması ve devamı için gayret gösterip fedakâr ve uyanık olmaktır. Bunun zıddı gaflet, basiretsizlik, kısır düşünce ve dar görüşlülüktür. Bunlar ise bir millet için yıkımdır. Bayrağı basit bir bez, vatanı kuru bir toprak parçası olmaktan, tarihi lüzumsuz bilgiler olarak değerlendirmekten kurtaran bu şuurdur.

Tarih ilmi sayesinde milletlerin karakterleri, hile ve oyunları, idealleri öğrenilir. Yani bu ilim sayesinde geçmişte yaşanan olaylardan gelecek için dersler çıkarılır, ibret alınır ve aynı hatalara düşülmez. Ayrıca bu ilim insanlarda vatan, millet, ecdat sevgisini artırır, din şuuru uyandırır.

Bu kadar çok faydaları olan tarih ilmini gençlerimize bir şiir inceliği, bir roman üslubuyla sevdirmeli, tiyatro ve filmlerle zevk alacağı şekilde öğretmelidir.

Medeniyetler, hayattaki diğer unsurlar gibi zamanla zayıflayabilir ve hatta büyük kırılmalar neticesinde güç ve etkilerini kaybedebilirler. 

Bu çerçevede zamana hâkim olmak isteyenlerin medeniyetlerini kendi özleriyle yeniden inşa etmeleri gerekmektedir. Medeniyetin köklerine bağlı kalarak yeniden inşa edilebilmesi için o medeniyet mirasçılarının zamanın ruhuna uygun bilgi, beceri, tutum ve değerlere sahip olmaları gerekmektedir. Başka bir deyişle güçlü medeniyetler her açıdan güçlü kişilik özelliklerine sahip bireyleri yetiştirmeyi gerekli kılmaktadır.

Güçlü nesillerin yetiştirilebilmesi için en önemli unsur eğitimdir. İnsanoğlunun yeryüzüne çıktığı andan itibaren ürettiği maddi ve manevi bilgi, beceri ve tutumları yeni nesle aktarmak için kullandığı eğitim, nitelikli insanların yetiştirilmesinde anahtar konumdadır. Eğitim, insanın yetiştirilmesi için en önemli unsur olup, güçlü bir medeniyetin inşası, öncelikle şahsiyetli, bilinçli ve ideal olan insanın inşasıyla başlar (Tozlu, 2015). Bu çerçevede ideal insanın eğitimi için bu insan modelini inşa edecek ve yetiştirecek uygun eğitim ortamlarının hazırlanması şarttır.

Çağımızda içinde bulunduğumuz kültür ve medeniyet dairesinin yaşadığı sıkıntıların en önemli sebeplerinden bir tanesi eğitim alanında karşılaşılan yetersizliklerdir. Eğitim alanında yaşanan problemler çözülmeden medeniyetimizi yeniden inşa edecek ideal insan modelinin yetiştirilmesi söz konusu değildir.

Bu çerçevede, eğitim sistemimizdeki temel problemler tespit edilmeli ve bunların çözümüne yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Eğitim sistemimiz incelendiği zaman sistemin her aşamasında temel problemlerimiz olduğu görülmektedir. Bu problemlerin bir kısmı aşağıdaki gibi sıralanabilir;

EĞİTİM ANLAYIŞIMIZ VE PROBLEMLER
§ Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin kalbe hitap edecek şekilde düzenlenememesi.

§ Okullarda okutulan kültür bilimlerine dayalı derslerin kendi medeniyetimizin köklerine inememesi.

§ Medeniyetimizi inşa etmiş Türk-İslam dünyası bilgelerinin öğrencilerimize yeterince tanıtılamaması.

§ Türk-İslam bilgelerinin öğrenciler tarafından model alınmaması.

§ Eğitim sistemimizin, öğrencilerin kültürü yeniden üretebilmesi için elzem olan sanat, estetik ve değerleri yeni nesle yeterince aktaramaması.

§ Eğitim sistemimizin, medeniyetimizin dayandığı temel felsefeyi öğrencilere aktaramaması

§ Ezberci ve bilgi aktarımını esas alan eğitim anlayışı sonucu öğrencilerin kendi dışlarındaki dünyayı objektif bir biçimde algılayacak becerilerin geliştirilememesi.

§ Hikâyeci bir öğretim anlayışıyla öğrencilerin eleştirel ve mukayeseli olarak düşünemeyecek hale getirilmesi.

§ Kendimizi, çevremizi ve dünyayı anlamamızda elzem olan temel kavramların yeterince öğretilememesi.

§ Tarih derslerinin, öğrencilerin tarih bilincini geliştirmede yetersiz kalması.

§ İlköğretim düzeyinde öğretimi yapılan sosyal bilgiler derslerinin tarih ve medeniyet bilinci kazandırmadan uzak olması.

§ Öğretmen eğitimi kalitesini olumsuz yönde etkileyen pedagoji programları aracılığıyla öğretmenlik mesleğinin niteliğinin ve itibarının düşürülmesi.

ABDULLAH İKİNCİ

ÖĞ-DER ŞUBE BAŞKANI