KANUNİ'NİN ERZURUM'UN GELİŞİMİNE KATKILARI

Erzurum, Hz Osman (RA) döneminde Anadolu'ya gelen ve buradan Kafkasya'ya giden İslam ordularıyla karşılaşmış bu dönemde islamlaşmaya başlamıştır. (Habib İbni Mesleme komutasındaki 6000 kişilik İslam ordusu, kısa bir kuşatmadan sonra şehri teslim almıştır)

Selçuklular zamanında Çağrı Bey'in Anadolu'ya yaptığı akınlarla Türkleşmeye başlamış, Pasinler Savaşıylada (1048) bölgede Türkler etkin hale gelmiştir. Malazgirt Savaşı'ndan (1071) sonra Ebul Kasım tarafından Saltukluların Kurulması ile bölgede Türk-İslam Kültürü hızla yayılmaya başlanmıştır. Anadolu Selçukluları döneminde Osmanlı kurulurken burası bir selçuklu merkezi idi. Anadolu Selçuklu Sultanı'nın kızı adına (Sultan I. Alaaddin Keykubat'ın kızı Hudavent Hatun) 1253'te Çifte Minareli Medrese yapılmıştı. Bölgedeki Ermeni ve Rumların kışkırtmaları sonucunda Moğollar, 1242’ de Baycu Noyan’ ın komutasındaki bir ordu ile Erzurum’ u kuşattılar. Sinaneddin Yakut komutasındaki kale muhafızlarının gayretli direnişe rağmen, Erzurum kalesi Moğolların eline geçti. Bu sıralarda Moğollar, İran’ da İlhanlı Devletini kurmuşlardı. 1244 yılında yapılan antlaşma ile Anadolu Selçuklu Devletinin yıkıldığı 1308 yılına kadar Erzurum, Selçuklu soyundan gelen kişiler tarafından yönetildi. Bu tarihten sonra da İlhanlı Devletinin bir eyaleti durumuna girdi. Moğollar çekilince 50 yıl kadar Eretna Beyleri tarafından yönetilen Erzurum ve 1385 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed’ in eline geçti. Osmanlı döneminde biraz daha gözden uzak bir metruk yer haline gelmiş uzun yıllar Osmanlı'nın hakim olmadığı bir mekan olmuştur.

Yavuz Sultan Selim Çaldıran seferine giderken ve dönerken Erzurum üzerinden geçmişti. Şehir o dönemde harap olduğundan şehre uğramamış fakat o sırada Erzurum’da bulunan Sevindik Han Osmanlıya bağlılığını bildirince Yavuz kendisine fetihname göndermiştir. 1517 veya 1518 yıllarında Erzurum’un Osmanlıya bağlandığı kabul edilmektedir. Şehrin harap durumda olmasından dolayı da Tımara verilmemiştir.

Kanuni başa geçtiğinde Erzurum’un Rum(Hadîs) Beylerbeyliğine bağlı, Bayburd  Sancağı’nın Şogayn kazasına bağlı bir nahiyedir. Kanuni başa geçtikten(1520) 14 yıl sonra Irakeyn seferi dolayısıyla İran Safevileri üzerine giderken ilk defa Erzurum’a uğramıştır. (5 Eylül 1534) Harap haldeki şehri gezen Kanuni şehrin tamiratı için talimat vermiş şehrin yeniden inşasını istemiştir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi tahkim edildi ve şehir baştanbaşa imar edildi. Kanuni’nin birincisi 1534, ikincisi 1548 yıllarında İran üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusuna önemli bir askeri üs vazifesi gördü. Kanuni, İran seferinden dönüşte (1535) Dulkadirli Mehmed Han’ı Erzurum Beylerbeyliğine tayin etti. Kayıtlarda konu hakkında “Nazr-ı İltifat-i Padişahi ile manzur olunup tamirine ferman olundu” denilmektedir. Bundan sonra şehri Safevi üzerine yapılacak fetihlerde bir kale veya askeri üs olarak kullanılmıştır. Osmanlı ordularının sefer için toplandığı erzak ve mühimmatını yığdığı başlıca ikmal, hareket üssü olarak kaldı bir anlamda Erzurum, Doğu seferleri için bir askeri üs vazifesi görmüştür. Doğu’nun Edirne’si hatta Belgrat Kalesi hükmünde sayılabilir.  Çünkü Edirne, Balkan fetihleri için, Belgrat Kalesi de Avrupa fetihleri için bir askeri üstür. Erzurum’da İran fetihleri için aynı amaçla kullanılmıştır diyebiliriz.

Belediye tarafından Kanuni'nin şehre gelişi organizesi sonrası birçok arkadaşımız, dostumuz padişah Kanuni, Erzurum’a ne yapmıştır ki? diye soruyorlar. Önce şunu söyleyelim. Devrin büyük cihan padişahının Erzurum’a gelişi, Erzurum’da günlerce kalması, eski sahabe mezarlarını ziyaret edip dua etmesi şehrin öneminin artması açısından önemlidir. Erzurum bundan sonra Padişah şehri haline gelmiştir diyebiliriz. Ki bundan sonra bu ziyaret Erzurum'un yavaş yavaş Bayburt sancağından kopup yeni beylerbeyliğininde merkezi haline gelmesinde de etkili olacaktır. Nitekim 1535 yılında toplanan divanda Erzurum, etrafıyla birlikte yeni bir eyalet merkezi haline getirilmesi kararlaştırılmış, 1545’te de burası beylerbeyliğinin merkezi olmuştur.  Erzurum, beylerbeylik olmakla, doğudaki genişleme hareketlerine istinat noktasına çevrilmiştir. Şehrin Türk nüfusunu artırmak için Tebriz’den çok sayıda Türk’ü şehre getirerek, şehir cazibe merkezi haline getirilmeye veya şehir hayatı canlandırılmaya başlanmıştır. Bu imar faaliyetlerinde Erzurum Kalesi de onarılarak şehir özel olarak korumaya alınmıştır. Şehirdeki evler onarılmış, yeni binalar yapılmış, iskan faaliyetleri 1540 yılına kadar hızlandırılmıştır. Vakıfların bu bölgelerde yapılması için Kanuni'nin özel istekte bulunduğuda ifade edilmektedir. Safevi saldırılarıyla uzun yıllar yorulmuş Erzurum halkı o sırada da Osmanlının eski Beylerbeyi olan  İskender Paşa komutasında safevilere karşı çok çetin mücadeleler vermiştir. 

Nihayetinde batıda fetilerde bulunan padişah doğuda tehlike artınca tekrar doğuya 3.kez dönmüştür. 1554 yıllarında tekrar Safeviler üzerine yürüyerek Nahçivan Seferini yapmak üzere Kanuni Erzurum’a gelmiş, Kendisini Erzurum'un yeni beylerbeyi olan Ayas Paşa karşılamış, şehirde konuk etmiştir. Şehir diyorum ama o gün Erzurum şehir görünümünden çok uzak, kalesi bulunan büyük bir köy veya nahiye konumundaydı. Kalesi safevilerce büyük çapta yıkılmıştı. Kanuninin gelişi ile bir anlamda talih kuşu şehre konmuştur. Günlerce Erzurumda kalan padişah Kanuni  Erzurum’dan Safevilerin lideri Şah Tahmasb’a mektuplar göndermiştir. Şah Tahmasp'tan elçiler kabul etmiş ve mektuplar almıştır. Yapılan müzakreler sonucunda Safevilerle barışı sağlayan ve Erzurum'u da 20 yıl güvenlik altına alacak olan  Amasya Anlaşması 1555) adı verilen anlaşma imzalanmıştır. Tüm bu barış çalışmalarıyla Kanuni, Erzurum’u Safevilere karşı korumuş, şehrin bu saldırılarla zarar gören hususlarını da Erzurum Kalesini'de yeniden tamir ettirmiştir. Tabi burada amaç Erzurum'u koruyarak tüm Osmanlı'yı Anadoluyu korumuş oluyordu. Çünkü burası doğunun kalesi idi. Burası düşerse Anadolu düşerdi. Padişah Kanuni demekki bunu tespit etmiştir. Boşuna dememiş Efemiz "Erzurum Kilidi Mülki İslamın". Bu sulh devri ile birlikte, Erzurum sancaklarında, özellikle sınıra yakın alanlarında, bir imar-iskan ve yeniden düzenleme, hatta ticaret ve toplum hayatında bir refah devri başlamıştır. Şehir bu faaliyetlerle uzun yıllar ticarette, sanatta, zanaatkarlıkta ilerlemiştir.

Ayas paşa Erzurum’un uzun yıllar beylerbeyliğini yapmıştır. Şehirdeki birçok hayır eseri de ona aittir. Ayaz Paşa Camii olarak bilinen cami 1558’de bu dönemde yapılmıştır. Ayas paşa mahallesi Erzurum'un eski mahallelerinden bir tanesidir. 1544-1560 yılları arasında Rüstem Paşa Kervansarayı,  Kanuni’nin veziri Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. Burası Tüccarların konakladığı, mallarını şehirde sattığı bir ticaret merkezidir.

Kanuni, şehre ne yapmış ki deyip bu gün yapılan hizmetlerle mukayese edip Kanuni dönemi Erzurum hamlesini küçük görmek tarihi bir yanlış olur. Kanuni'ye haksızlık olur. Tarihle övünmeyi bırakalım derken tarihi gerçekleri de gizlemeyelim. Neslimize şehrimizin mimarını da anlatalım. Çünkü tarihi olaylar günümüz değer yargılarıyla değil o günün şartları ile değerlendirilmesi gerekir. O gün Safevi saldırılarıyla belki de yok olacak şehir Kanuni’nin sahiplenmesi ve bazı imar ve bayındırlık çalışmalarıyla önemli hale gelmiş, doğunun merkezi haline gelinmesine vesile olmuştur.  Nitekim Anadolu’da Osmanlının en fazla eseri hangi şehirde diye bir araştırma yapılmış mı bilmiyorum ama her halde Erzurum ilk sıralardadır. Kanuniden sonra birçok padişah vezir ve beylerbeyi Erzurum’u ihyaya devam etmişlerdir. Bu açıdan da Kanuni dönemi bir başlangıç oluştur diyebiliriz.

Bu günlerde Belediyemizin Kanuniyi anması ve program düzenlemesi tam yerinde olmuştur. Gönül isterdi ki Üniversitemizden tarih hocalarımız da birlikte olunsaydı, il kültür müdürlügümüz de bulunsaydı  onlarında katılımın olduğu bir sempozyum, bir panel  veya farklı etkinlikler yapılsaydı faydalı olmaz mıydı? Elbette olurdu. Fakat yazın yeni bitmesi, üniversitelerdeki Fetö olayları ile meşguliyet fazla olduğundan, ETÜ’nün sene başı hazırlıkları ve inşaat çalışmalarının hızla devam ediyor olması, Atatürk Üniversitesi’nde yönetim değişikliğinin yeni yapılıyor olması da bu faaliyete katılımı engellemiş olabilir. Özellikle Atatürk Üniversitemiz yeni yönetim kadrosu ile  ETÜ’de gelişen ve hızla büyüyen vizyonu ile inşallah şehre, şehrin eğitimine vengelişimine çok şey katmasını da ümit ediyorum. Prof Dr Ömer Çomaklı ve  Prof Dr Muammer Yaylalı Hocalarımız yönetiminde üniversitelerimiz şehrimize, şehrin gelişimine faydalı çalışmalar yapacaktır İnşaallah.

Gelecek sene Üniversitelerimiz ve Milli Eğitim camiamızın da katılımı ile bu ve benzeri konularda daha önemli, etkin ve faydalı çalışmalar yapılacaktır. Tarihimize ve değerlerimize bağlı çalışmalara her zaman millet olarak destek vermeli , faydalı çalışmalara vesile olanları da desteklemeliyiz. Teşekkürler Büyükşehir ve teşekkürler vesile olanlar, organize edenler diyorum.

Şehrin Mimarlarından, Lala Paşa Camii'nin proje ustası olan Dünyanın en büyük mimarı ve bir dünya markası Mimar Sinan'ı da Erzurum'da ansak o mimarın yetişmesini, fedakarlığını, gayretini, Osmanlıya ve Erzurum'a katkılarını neslimize anlatsak,öğretsek; ondaki cevheri neslimize göstersek kötü olmaz. Çok da faydalı olur. Evliya Çelebi gibi şehrimize gelmiş, şehrimizde görev yapmış, şehrimizi tasvir etmiş büyük bir seyyahı ansak ve çocuklarımıza ve milletimize anlatsak kendimize, değerlerimize sahip çıkmış ve kültürel değerlerimizi tanıtmış oluruz. Evliya Çelebi'nin anlattığı bilgileri birçok kaynakta bile bulmak zor. Döneminde yazdığı bilgilerle tarihe de ışık tutmuş büyük bir zatı Erzurum'da anlatmalıyız ve öğretmeliyiz. Batıda çamur festivali,öküz festivali,yunus emre yılı, mevlana yılı kutlanırken Kanuni'nin heykeli Amerika'daki Beyaz Saray'da Büyük devlet adamları sıralamasında 1.sırada bulunurken, kendi değerlerimizi anlatmamamız ve öğretmememiz yanlış olur. Toplumda ancak kendi öz değerleri üzerinde yükselir.

Faydalanılan Kaynaklar

İbrahim hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Erzurum Tarihi

Prof. Dr. Dündar Aydın, Osmanlı Devrinde XVI.Yüzyılda Erzurum Beylerbeyi Ayas Paşa'nın bir yıllık bütçesi, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, S.8, s.394-477

Prof. Dr. Bilgehan Pamuk, "Muhteşem Süleyman Ve Erzurum" konulu makalesi