a_ikinci @ hotmail.com

AYASOOSMANLI AYASOFYASI

Sultan Fatih’in Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyd-ı Kadime Arşivindeki 66 metrelik Ceylan Derisi üzerine yazılı Ayasofya Vakfiyesi halen duruyor.

 Ayasofta sadece cami değil açık olduğu dönemde Ayasofya büyük bir külliye. O külliye içinde neler vardı? Neleri kaybetti? Nasıl? Osmanlı Ayasofya’sı neyi ifade ediyor?

Ayasofyayı açarken külliye unsurlarını göz önünde bulundurmak lazım. 

Osmanlı Ayasofya çok değer vermiş içini dışını bahcesini yeniden inşa etmiştir. 

Ayasofya kiliseden camiye çevrildikten sonra, Türk-İslâm geleneğine uygun olarak çevresine çeşitli yapılar eklenmiştir. Genellikle bütün büyük camilerde görüldüğü gibi, Ayasofya'da dahi Osmanlı dini ve sivil mimarisine ait ekleri görüyoruz. Bunlar, çeşme, medrese, imâret, hamam, kütüphane, muvakkithane, mekteb, vesairedir. Bir devrin en büyük camii olduğu için de birçok sultanın naaşı, çevredeki türbelere gömülmüşlerdir .

Fatih, Ayasofya'ya mihrâb, minber, kütüphane, medrese yaptırmıştı. Mihrâbın önünde duran iki muazzam şamdan, Kanunî zamanında Macaristan seferinde Maryas'ın sarayından alınıp getirilmişti. Daha önce başlayıp, III. Murad zamanında iki kalın minareyi tamamlayan Sinan, aynı zamanda camii yıkılmaktan kurtarmış, Marmara'ya bakan arka cephesine payandalar eklemek suretiyle mâbedi takviye etmişti. Minber, müezzin mahfili, ana mekânda ayrıca bulunan dört mermer mahfil, mermer vaiz kürsüsü ile Bergama küpleri III. Murad devrine aittir. Şahnişinli mahfil ile kubbede asılı büyük şamdan, III. Ahmed'in eseridir. Üst katta bulunan mahfil, imâret, şadırvan, sıbyan mektebi ve kütüphane, I. Mahmud'un Türk sanatına hediyesidir.

Büyük kubbede yazılı olan Besmele ve Nûr sûresinin 35. ayeti, Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin sekiz levhası ve camide bulunan diğer hat levhalar, hat sanatının şaheserleri olarak Ayasofya'yı süslemektedir. Bugün ibadet yeri olarak açık tutulan, eskiden hünkâr mahfiline geçişi sağlayan hünkâr dairesi ile içeride bulunan hünkâr mahfili ve dışarıdaki muvakkithane, Sultan Abdülmecid devrine aittir ve Fossati tarafından yapılmıştır.

Altı adedi mihrâbın olduğu duvar tarafında bulunan alçı pencereler, içeride ve Ayasofya'nın dış çevresinde bulunan sebiller, dört minare, 1935'de yıktırılan medrese, beş türbe, alemler, yazılar, çiniler, maksureler, şebekeler, kandiller, tezyinat, padişah hattı levhalar, sair cami eşyası gibi daha onlarca sayacağımız Türk eserleri, artık ilk kilisenin ne kadar değiştiğini ispatlamaktadır . Ayasofya üzerindeki Osmanlı emeği tabii ki bu kadarla sınırlı değildir. Burası her padişahın göz bebeği olmuştur. Her devir, her yıl nerede ise her gün üzerine titrenmiş; bakımı, onarımı ve güzelliğinin korunması ve arttırılması için hiçbir masraftan kaçınılmamıştır. Bu iş bir bakıma saltanat penceresinin, dışarıya ve halka karşı onuru, gururu, mekânı, gücü ve şerefinin bir timsali olmuştur.

Sadece Ayasofya içinde, her asırda bir Türk eseri bulmak mümkün hale gelmiştir. Her devirde camiye adeta bir Türk eseri katılmıştır. Müştemilatıyla binayı bu zaviyeden değerlendirdiğimizde Türk eserleri yarıdan fazlayı bulur. Süheyl Ünver, "Ayasofya, medresesi, türbeleri, I. Mahmud'un kurduğu pek zarif kütüphanesi, mahfilleri, şadırvanıyla, sebili, ilk mektebi ve muvakkithanesi ile en mühim İslâmî sitelerimizden biri olmuştur" der. Halim Baki Kunter ise, "Ayasofya, Osmanlılar vesilesiyle varlığını bugüne kadar sürdürmüştür. Bu milletimiz için bir iftihar vesilesidir. Fatih, ayağının tozu ile Ayasofya'da namaz kılmıştır ve onun ebediyete kadar vakfettiği camiidir. Ayasofya üzerine Türk milletinin emeği çoktur. Onu bir Türk eseri kabul etmek lâzım gelir" der .

Yıktırılmış olan Ayasofya Medresesi, yıktırılmadan önceki son şekline uygun olarak yeniden yaptırılmalıdır. Bu binanın yeniden yaptırılması, idari bina ihtiyacını da giderecektir.
Ayasofya Camii'nden alınıp, diğer camilere veya müzelere aktarılan hat levhaları ve diğer eserler geri getirilerek eski yerlerine konulmalıdır.

Dış boyası cami olduğu dönemdeki aslına  dönmelidir.

Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün deposu olarak kullanılmakta olan imârethane binası boşaltılarak onarımdan geçirilmeli, burası idari bina, imârethane ya da yapılış gayesine uygun bir imaret hizmeti haline getirilmeli, gerekirse özel vakfa verilmelidir.