ibrahimer @ hotmail.com

NEDEN İNSANLAR EVLENMİYOR VEYA ERTELİYOR?

Evlilikle ilgili yazdığım yazıdan sonra bana bir çok mail ve masaj geldi. Gerçekten de toplumdaki gizli bir yaraya parmak basmışız.
Bu mesajlardan benim anladığım kısaca şunlar:
1. Erkekler geç evleniyor. Çünkü eğitim, kariyer, iş, askerlik, ev eşyası denkleştirme gibi sorunlarla uğraşıyorlar. Bu tabiki 35 yaşına kadar evliliği ötemelerine yol açıyorlar. Neden böyle davrandıklarını sorduğumuzda ise kız istemeye gittiklerinde ilk sınav bu konularda oluyor. Kimse bunlara sahip olmayana kız vermiyor diyorlar. Bu durum erkeklerin evliliklerini geciktirmelerine neden oluyor.
Erkekler ev eşyası ve diğer sorunları bitirip evlenmeyi düşündüğünden haliyle kızlarda evde koca beklemek durumunda kalıyor. Bu da evde kalmış kız sayısının artmasına yol açıyor.
Okumamış, esnaf, köylü veya işçi olanlarda bu sorun nisbeten halledilmiş durumda. Çünkü onlar okumayla zaman kaybetmediklerinden genelde asker dönüşü evlebiliyorken, sorun okuyan insanların cezalandırılmasına dönüşüyor. Devlet ve toplum okuyan insana hiç acımıyor. Eğitim hayatı bittikten sonrada iş garantisi yok.

2. Kızlar açısından baktığımızda evlilik konusunda örf kızları pasif konuma düşürmüş durumda. Yani kızlar gözlerine kestirdikleri veya beğendikleri birisini gidip isteyemez, kendilerinin birileri tarafından istenmesi ve talep edilmesi talebi ile karşıkarşıdırlar. Halbuki bu dinin Peygamberi hz. Hatice ile evlenirken talip olan kadın olmuştur.
Geleneklerimiz ve hatta dünyanın bir çok yerindeki örf kadını bu konuda pasif konuma düşürmüştür. Çünkü eş seçim işi bir erkek işi haline gelmiştir. Erkek hayvansal iç güdüsü olarak soyunu sürdürecek iyi bir eş aryışındadır. Bu durum kadınlar için evde kalma riskini doğurmuştur.

Kadın ve erkek tarafını dinlediğimizde durum bu şekilde özetlenmiş olmaktadır. Şimdi evlenmek isteyip de evlenemeyenlerden ziyade toplumsal bir dönüşüm yaşamamız gerekmektedir.
Bu dönüşümün en önemli unsuru evlilik işini pahalı ve içinden çıkılmaz bir külfetten çıkarmaktır. Yani sadece bir evlilikle iş bitmiyor. Nişan, nikah, düğün ve diğer ıvır zıvır işlere harcanan para ile zaten bir kişi daha evlenir. Bu nedenle evliliklerin sade olması için uğraşmak, bu tür işlere harcanak paranın yeni evlilere verilmesini sağlamak evliği daha cazip hale getirir.
Diğer bir unsur, evlenme durumunda çok fazla maddi külfet çıkarmamak gerekir.
Ayrıca kız babalarının damat adayını her türlü sorunu halletmiş bir kişi olarak beklerse hem kızına yazık etmiş olacak ve hem de toplumda evliliklerin 35-40 yaşına kadar gecikmesine yol açacaktır.
Halbuki kız ve erkek hayata birlikte atılmalıdırlar. Birlikte büyümelidirler. birlikte gayret sarf ederek ilerlemelidir. Kocasının ilerlemesinde ve büyümesinde "her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır" sözünü gerçekleştirmelidirler.

İ. Halil er