İnsanlığın bittiği yer. Boğuluyorum...! Nefes alamıyorum...! Avrupa ve Amerikan tarihi incelendiğinde Beyaz adamın adaleti yalnız kendi için istediğine şahit olacaksınız. Bu fotoğrafta bunun ne ilk ve nede son şahidi olacaktır.

Dünyaya yıllardır sözüm ona demokrasi ve insan hakları dersi vermeye kalkan, bu bahanelerle Irak'ı, Afganistan'ı, Libya'yı ve birçok ülkeyi işgal eden, Suriye, Yemen gibi ülkeleri kan gölüne çeviren, milyonlarca masumun canına kıyan ABD'nin makyajsız halini bugünlerde daha net görüyoruz.

Kapitalist sistemini ve dolar hakimiyetini kaybeden ABD artık eskisi gibi dünyayı sömüremeyince gücünü kaybetti ve üzerini örttüğü iç meseleleri gün yüzüne çıktı.

Artık eskisi gibi cambaza bak oyunu oynayamıyor, kendi içindeki ayrılıklarla yüzleşmek zorunda...

Pazartesi akşamı Minneapolis’te 46 yaşındaki George Floyd polis tarafından öldürüldü. Polis bölgede dolandırıcılık yapan -20 dolarlık sahte banknot kullanmaya çalışan- bir şüpheli arıyormuş, Floyd da eşkale uygun olduğu için gözaltına alınmış.

Ancak tutuklanma anının 10 dakikalık görüntüsü Facebook’a yüklenince ortalık karıştı. Emniyet Müdürlüğü’nün gözaltı yöntemleri arasında yer almayan bir yöntemle polis Floyd’un boynuna diziyle bastırıyordu. Bilincini kaybetmesine an be an tanıklık ettik. Etraftaki insanların isyanlarına rağmen polis kımıldamadı, hatta olay yerindeki diğer memur da müdahale etmedi. 10 dakikanın sonunda Floyd’un bedeni sedyeyle taşındı.

Minneapolis’teki soruşturmadan ne çıkar?

Bir kere herkes, başta da George Floyd’un ailesi polislerin cinayetle yargılanmasını istiyor. Olayı FBI soruşturuyor. Emniyet’i yöneten kentin belediye başkanı -beyaz ve Demokrat- dört polisi hemen görevden aldı ve cezai işlem uygulanması gerektiğini söyledi. Ama savcılar hala polise yönelik hangi suçla soruşturma açacaklarına karar veremediler. Kamera kayıtlarına rağmen bu belirsizlik de Minneapolis halkını öfkelendiriyor. Zira genelde savcılar polisleri kolluyor bu gibi durumlarda. Mesela Arbery cinayetinde de görüntüler sızmasa ve LeBron James gibi ünlüler kamuoyu oluşturmasa konu birkaç ay önceki takipsizlik kararıyla kapatılacaktı.

Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış, ABD'deki bugünkü tablo işte bu...

ABD'li siyahi vatandaş George Floyd'un beyaz ve ırkçı bir polis tarafından herkesin gözü önünde acımasızca, vahşice katledilmesi turnusol oldu.

Protesto gösterileri hemen hemen ABD'nin tamamına yayıldı. Beyaz Saray'ın kapısına kadar geldi ve ABD Başkanı Trump sığınağa alınmak zorunda kaldı.

Dün de New York Belediyesi önünde eylemler vardı ve protestoculardan birinin basına yansıyan şu cümleleri oldukça dikkat çekti:

"Bu sadece siyahi insanlar için değil, herkes için. Artık böyle yaşayamayız. Barışı elde edene kadar savaşacağız. Adalet yoksa barış yok."

Trump, yaşanan olaylar sebebiyle orduyu göreve çağırmıştı. 

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Washington'da güvenlik seviyesinin artırıldığını açıkladı. Bakanlığın talebi üzerine, Ohio eyaletinden 100 eğitimli Ulusal Muhafız Washington'a gönderildi.

İslam ülkelerine demokrasi getirmek bahanesiyle kullanılan ABD ordusu, bugün ABD vatandaşlarının protestolarını engellemek için görevde...

Olaylarla ilgili Birleşmiş Milletler'den (BM) açıklama geldi.

BM İnsan Hakları Yüksek Temsilcisi Michelle Bachelet, protestoların ABD'deki eşitsizlikleri gözler önüne serdiğini belirtti. 

Bachelet, "Protestolar yalnızca polislerin farklı renkteki insanlara yönelik şiddetini değil, aynı zamanda sağlık, eğitim, istihdam gibi alanlardaki ırk ayrımcılığını ve eşitsizlikleri de ortaya çıkardı" dedi.

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Joseph Borrell de konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ABD'nin halka karşı orantısız güç kullandığını ifade etti.

27 Ekim 2019 tarihli Yeni Mesaj'daki "ABD iç savaşın eşiğinde" başlıklı yazımda ABD'nin önemli bir kuruluşunun raporuna yer vermiştim.

Araştırmayı yapan kurum, Georgetown Siyaset ve Kamu Hizmeti Enstitüsü'ydü.

6-10 Ekim tarihleri arasında bin kayıtlı seçmenle ABD'nin geleceğine ilişkin beklentileri üzerine anket yapılmış ve ülkede olası bir iç savaş ihtimalinin sorulduğu ankette, katılımcıların yüzde 67'si "ABD'nin iç savaşın eşiğinde olduğu" yönünde görüş bildirmişti.

Ankette, Amerikalıların büyük çoğunluğu, ülke genelinde siyasi, etnik ve sınıf ayrılıklarının daha da derinleştiğini belirtiyor. 

Katılımcıların yüzde 90'ı, ABD'li siyasetçileri "kaba ve rencide edici" olarak tanımlıyor ve onları siyasi ayrışmanın temel sebebi olarak görüyor.

ABD'de yaşanan olaylar, ABD'nin bir rüya değil bir kabus olduğunu gösteriyor.

Ülkemizde "ABD'siz olmaz" diyenler ve onların peşinde koşan kitleler artık ayıkmalı, ABD seviciliğinden acilen kurtulmalı ve "ABD ile olmaz" gerçeğiyle buluşmalıdır.