Nazilli'nin sevilen değerli şahsiyetlerinden, yüzlerce hafız yetiştirmiş, Kurra Hafız,
Hacı Ali Şeflek Hoca Hakkın Rahmetine kavuşmuştur.

Nazili’nin sevilen simalarından Kur’an Kursu hocası Mehmed Ali Şeflek 28 Nisan 2020 Salı gecesi 94 yaşında vefat etti.

Ezanların Türkçe okutulduğu, camilerin ahıra çevrildiği, Kur’an-ı okumak ve okutmanın yasak olduğu Cumhuriyet döneminin 1940'lı zor günlerinde Kur’an hizmeti yapan Ali Şeflek Hoca 94 yaşında vefat etti.

Ömrünü Kuran hizmetine ve talebe yetiştirmeye adamıştı.

Birçok zorluklarla karşılaşmasına rağmen yüzlerce Kur’an talebesini yetiştiren Ali Şeflek Hoca’ın cenazesi, Nazilli Koca Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından, Eğriboyun Mezarlığı’nda dualarla defnedildi.

Ramazanda Kuran okurken vefat eden hocaya bizde Yüce Mevladan rahmet diliyoruz.

SOSYAL MEDYADAN MESAJ YAĞDI

Şeflek'in vefatı üzerine sosyal medyadan yüzlerce taziye mesajı yayınlandı.

İşte o mesajlardan bazıları:

''Güzel bir ölüm...
Nazilli'nin sevilen şahsiyetlerinden, yüzlerce hafız yetiştirmiş, Kurra Hafız, Hacı Ali Şeflek aslı hoca,önceki gün Kuran'ı Kerim okurken böyle vefat etti.

Nazilli'nin değerli şahsiyetlerinden, yüzlerce hafız yetiştirmiş, Kurra Hafız
Hacı Ali Şeflek Hoca, Kur'an ile meşgul olurken Rahmet-i Rahman’a kavuştu.
Mekanı cennet olsun inşallah.''

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz.” 1

Sözü kaynaklarımızda merfu hadis olarak geçiyor. Yani Resulullah’a (asm) nisbeti pek sıhhatli olmayan hadislerdendir. Bu hadise benzer bir diğer söz de şudur: “Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere haşrolur.” 2

Bu sözün kelâm-ı kibar mı, hadis mi olduğu şüphe götürse de, sözün manasının genel itibariyle doğru olduğu kanaatindeyiz. Eğer ölmeden önce halis bir tövbe nasip olmaz ve günahlarımız tövbemizle rahmetin sağanağında silinmezse… Ölüm ve sonrasındaki kabir ve berzah hayatımız günahlarımızla şekillenebilir. Yani bize günahlarımıza uygun, günahlarımıza kefaret olacak biçimde zor bir ölüm şekli ve zor bir berzah hayatı gelebilir.

Aslında bu da rahmettendir. Zor ölüm, zor berzah hayatı, zor diriliş ve zor mahşer –Allah zulmetmeyeceğine ve her işi adalet olduğuna göre- kademe kademe günahlarımıza kefaret olur ve inşallah günahlarımız bu zorluklar arenasında bağışlanır. Mahşerdeki sorgudan önce böyle bir cezaî paylaşım, günah yükümüzün hafiflemesine sebep olur, Resulullah’ın (asm) şefaati ve Allah’ın affı da yetişirse, inşallah bağışlanırız.

Bu yüzden İman ve tevbe bu kadar geciktirilmemeli, koskoca bir hayatı isyan ve inkâr içinde tüketip de âkıbetini gördükten sonra tevbe eder duruma düşmemelidir. Zira varacağı yeri keşfettikten sonraki tevbe ve iman, kurtarıcı olmaz. 

Bundan dolayıdır ki Efendimiz (sav) insanları ikaz etmiş, yaşadıkları hayata dikkat çekmiş ve Hadis olması tenkit edilse de, hadîs diye rivayet edilen ve hadis ölçüsünde bir gerçeği ifade eden bir sözde, “Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” denmektedir. (bk. Aliyyülkârî, Mirkâtü’l-mefâtîh 1/332, 7/375, 8/431)

Öyle ise, imanla yaşayın ki imanla ölesiniz. İmanla ölün ki imanla dirilesiniz. Mahşerde de imanlılara verilecek mükâfatlara layık olasınız. 

İşte imanlı insanın hayatta en mühim meselesi bu. 

İmanla yaşamak, imanla ölmek!..

Üzülürse bu konudaki gerilemesinden dolayı üzülür, sevinirse bu konudaki hizmetinden, başarısından dolayı sevinir. Günlük dünyevî olaylar fazla etkilemez onu.