"Bir hanım şöyle dedi: “Eşimin benden memnun olması için fedakarca çalıştım. Bildiğim her iyiliği, her hizmeti yaptığım halde benden uzaklaştı, beni terk etti. Bana böyle bir karşılık veren, nankör değil midir?” Eşine yaptığı iyiliklerin arkasında gizlenen niyetini sordum: “Bana bağlı olmasını istedim.” dedi.

"Yani davranışlarınız Allah'ın rızasına uygun olsun diye değil de, eşinizin rızasına uygun olsun diye mi öyle yaptınız?" Hanım şaşkınlık geçirdi, çünkü bir tutumu sırf Allah'ın rızası için sergilemenin anlamını ve değerini düşünmemişti. Sonuçta niyet yanlıştı. Çünkü Rabbini değil de nefsini hedefledi. İçinde “bencillik” gizleyen iyiliğin karşılığında, bencil eş tarafından terk edildi.

Mesele şudur: Bir iyiliği Allah rızası için yaparsanız Allah mutlaka onun karşılığını öyle ya da böyle size fazlasıyla ödetir. İyiliğe iyilikle karşılık vermeyenin günü gelince burnunu yerlerde sürter. Ancak iyiliği muhatabın gözüne girmek için yaparsanız Allah rahmetini geriye çekip sizi muhatabın vicdanıyla baş başa bırakır. İnsan ise çok nankördür, Allah'a şükrü bilmezse en yakın dostuna bile ihanet eder.

Sonuç olarak niyeti Rabbi yerine insan olan kimse insanın eline düşer, eşinden evladından iyiliğine karşılık kötülük görür. Niyeti Rabbi olanı da Rabbi düştüğü yerden çekip çıkarır." (Dr. Muhammed Bozdağ)