Birleşmiş Milletler, 2020 yılını İslam düşünürü ve sosyal bilimler teorisyeni Farabi Yılı olarak ilan etti. Şimdi Farabiyi yeniden keşfetmenin ve koşuşturmanın zamanı.
Elin gâvuru anladı, ama maalesef biz halâ kendi değerlerimizin kıymetini anlayamadık!

Büyük Türk bilgini ve filozof Farabi’nin doğumunun 1150. Yıl Dönümü anısına Birleşmiş milletler 2020’yi Dünya Farabi yılı ilan etti.

Dünyaca Tanınan Farabi kimdir?

Farabi, Kazakistan'ın Çimkent. Türkistan şehirlerine çok yakın Otrar kenti sınırlarında olan eski Farab kentinde 870 yılında dünyaya geldi. İlk eğitimini burada alan ve gençlik yıllarında, Moğol istilasıyla yok olan ve İskenderiye kütüphanesinden sonra dünyanın en fazla kitap ve elyazmalarının bulunduğu Otrar kütüphanesindeki kaynaklardan yararlanan, eğitimini Buhara ve Semerkant'ta devam ettirdikten sonra Bağdat, Kahire, Halep ve Şam'da yaşayan Farabi, bilimin birçok alanında; matematik, astronomi, dil bilimi, kimya, biyoloji, felsefe, tıp, mantık, sosyoloji, siyaset, hukuk, ahlak ve diğer bilim dallarında insanlığa ışık tutan teoriler ortaya koydu. Aristo'dan sonra "İnsanlığın ikinci öğretmeni" olarak dünyada üne kavuşmuş Türk bilim insanı Farabi 950 yılında Şam'da hayatını kaybetti.

Farabi bir bilim adamı, İslam felsefesinin parlak yıldızı, dünya felsefesinin önde gelen bir ismidir.

 

Farabi’nin  Hayatı
Asıl adı, Muhammed bin Muhammed bin Tahran bin Uzlug’dur. 870 tarhinde Farab [Otrar] kentinde doğdu. Farabi [Farablı] diye anılır. Medrese öğrenimi gördükten sonra, Harran’da felsefe araştırmaları yaptı.

Halep’te Hemedani hükümdarı Seyfüddevle’nin konuğu oldu. Arap ülkelerinde yaşamıştır. 950 tarihinde Şam’da vefat etti.

Aristo’nun etkisinde kaldı. Farabi, ilimleri sınıflandırdı. Onun bu metodu, Avrupalı bilginler tarafından kabul edildi.Hava titreşimlerinden ibaret olan ses olayının ilk mantıklı izahını Farabi yaptı. O, titreşimlerin dalga uzunluğuna göre azalıp çoğaldığını deneyler yaparak tespit etti.Bu keşfiyle musiki aletlerinin yapımında gerekli olan kaideleri buldu. Aynı zamanda tıp alanında çalışmalar yapan Farabi, bu konuda çeşitli ilaçlarla ilgili bir eser yazdı.

Eserleri:
•Kitabu’l-Cem beyne reyey el-hakimeyn (İki Felsefeci Arasındaki Düşüncelerin Uzlaştırılması)
•Ele Alınan Kaynakların Kaynakları
•Medinetü’l-Fadıla (Erdemli Toplumun İlkeleri Üstüne Kitap)
•Risale fi Ma’anii’l-Akl(Aklın Anlamları)
•İhsa el-Ulûm musiki el-Kebir (Büyük Müzik)
•Tasilü’s-Saâde:Farabi, siyaset ile ahlak arasında kurduğu sıkı ilişki nedeniyle Tasilü’s-Saâde adlı eserinde siyasal lideri bir ahlak prototipi, önderi ve öğretmeni olarak görmüştür.

 

FARABİ
BİLMEK HER ZAMANDA İYİDİR OKURSAN İLİM ALIRSIN HER BİLGİ BİR ADIM DIR.

Farabi Kimdir? – Arap Alevi Hamdani Devleti Hükümdarı Seyfüddevle’nin sarayındaki bir alimdi
Arap Alevi Hamdani Devleti Hükümdarı Seyfüddevle’nin sarayında bir alim; Farabi, Batı′da bilinen adıyla Alpharabius (D.870 / Ö.951)

Farabi, İslam’ın Altın Çağı’nda yaşamış ünlü filozof ve bilim adamıdır. Arap Alevi Devleti Hamdaniler’de Seyfüddevle’nin saray alimlerinden biriydi. Seyfüddevle tüm ilim ve sanat adamlarına sarayını açmış dönemin en büyük ilim ve sanat merkezini Halep’teki sarayına taşımıştı. Bizans’tan kaçan veya dünyanın başka bölgesinde yeteneklerini sergileyemeyen baskı altında olan tüm ilim ve sanat adamları onun sarayında Seyfüdevle’nin himayesi altında kendi yeteneklerini kullanmışlardır.

Farabi, aynı zamanda gökbilimci, mantıkçı ve müzisyendir. Farabi, fen bilimine, felsefeye, mantığa, sosyolojiye, tıbba, matematiğe ve müziğe epeyce katkıda bulunmuştur. Aristoteles’ten sonra ‘İkinci Öğretmen’ (el-muallimü’s-sani) olarak anılır.

Sosyolojide, ünlü olan Erdemli Şehir (Ara Ehli’l-Medineti’l-Fazıla) dışında birkaç kitap yazdı. Psikoloji ve metafizik üzerine kitapları büyük ölçüde kendi çalışmalarını yansıtmaktadır. Aynı zamanda müzik üzerine de Müzik Kitabı (Kitab’ül-Musika) başlıklı bir kitap yazmıştır. Müzik sanatı ve bilimi üzerine büyük bir uzman idi ve müzik notaları bilgisine katkıları yanında, birkaç müzik enstrümanı da icat etti.
Enstrümanını insanları istediği anda ağlatıp güldürebilecek kadar iyi çaldığı anlatılmaktadır.

Fizikte, boşluğun varlığını göstermiştir. Kitaplarının çoğunun kaybolmasına rağmen, 43 mantık üzerine, 11 metafizik üzerine, 7 ahlak üzerine, 7 siyaset bilimi üzerine, 17 müzik, tıp ve sosyoloji üzerine ve de 11′i tefsir olmak üzere 117 eseri bilinmektedir. Daha ünlü kitaplarından bazıları, çeşitli ilim merkezlerinde birkaç yüzyıl boyunca bir felsefe ders kitabı olarak kalmış olan ve Doğu’da bazı kurumlarda halen öğretilmekte olan Fusus al-Hikam kitabını içermektedir.

Kitab al-Isa al-Ulum kitabı, bilimin sınıflandırılmasını ve esas ilkelerini yeknesak ve faydalı bir tarzda incelemektedir. Ara Ehli’l-Medineti’l-Fazıla ‘Model Şehir’ kitabı sosyoloji ve siyaset bilimine ilk önemli katkıdır.

Farabi, bütün eserlerini Arapça yazmıştır. Farabi Aristo’nun temel eserlerinin birçoğunu Arapça’ya yeniden çevirmiş, bu eserlerin daha iyi anlaşılabilmesini sağlayan şerhler yazmıştır. Bu yanıyla hem İslam dünyasında antik felsefenin anlaşılmasını sağlamış, hem de Arapça’nın bir felsefe dili haline gelmesine büyük bir katkı yapmıştır.

El-Khasibi Hazretlerinin yoldaşı Muhammed El-Farabi, İslam öğretisi ile Aristo felsefesini neden kaynaştırmak istemiştir.

Ne sünni ekol nede
Batılı oryantalistler oryantal dansözler gibi kıvıracaklarına bu konulara neden girmez? Çünkü amaçları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek ve bağı tahrip etmektir.
Bizim olana bizler Sahip çıkmaz isek Asimilasyonun hızla Arttıgı bu zamandan Kayboluşumuza En büyük pay Bizlere Ait olacaktır. Değerlerimize kültürümüze Atalarımıza sahip çıkmalıyız.

Farabi’nin Seyfüddevle’nin sarayına geldiği ve ilk tanışma hikayesi ise şöyledir;
Seyfüddevle kendisine oturmasını söyleyince filozof, “Benim yerime mi, senin yerine mi?” diye sorar. Seyfüdevle ondan kendisine lâyık olan yere oturmasını istemesi üzerine filozof orada bulunan topluluğu yararak geçip Seyfüddevle’nin yanına oturur; bununla da yetinmeyerek onu sıkıştırıp oturduğu yerden kaydırır. Bunun üzerine Seyfüdevle önde gelen devlet büyüklerine, sadece kendi aralarında kullandıkları bir dille Fârâbî’ye bazı şeyler soracağını belirtir ve cevap veremezse edebe aykırı davranan bu ihtiyarı dışarı atmalarını emreder.

Konuşulanları anlayan Fârâbî aynı dille emîre sabretmesini, işin sonunun önemli olduğunu söyler. Seyfüddevle hayretle, “Sen bu dili biliyor musun?” deyince filozof. “Ben çok dil bilirim” karşılığını verir. Ardından o mecliste bulunan âlimler çeşitli konularda onunla tartışmaya girerler; Fârâbî hepsine baskın çıkınca susup onu dinlemeye, sonra da defterlerini çıkarıp not almaya başlarlar.

Meclis dağıldıktan sonra filozofla başbaşa kalan Seyfüddevle’nin isteği üzerine mûsiki topluluğu bazı parçalar çalar, fakat Fârâbî hiçbirini beğenmez ve yaptıkları hataları söyler; yanında taşıdığı tablayı açarak ona düzen verdikten sonra neşeli bir parça çalar ve orada bulunan herkesi güldürüp eğlendirir. Ardından çalgı aletini bir başka şekilde düzenleyerek hüzünlü bir parça çalar ve herkesi ağlatır. Nihayet yeni bir düzen verdiği aletle ağır bir parça çalınca nöbetçilere varıncaya kadar herkes uykuya dalar; bu sırada Fârâbî de çıkıp gider (İbn Hallikân, V, 155-156) aynı kaynak kanun denen sazı ilk defa Fârâbî’nin icat ettiğini söyler.

Farabi, Aristo’nun 6 ciltlik temel mantık kitabı Organon’un tüm bölümlerini içeren çeviriler ve şerhler kaleme aldı ve Organon’u iki bölüm daha ekleyerek 8 kitaba çıkardı. Mantık ifadeleri, onu ifade etmek için kullanılan dil ve bilgi ile ilişkili olduğu için Farabi’nin mantık dışında dil felsefesi ve epistemoloji üzerinde de yoğun şekilde durduğu görülür. Farabi’nin diğer bir çalışma alanı Doğa felsefesi, Metafizik ve Psikoloji olmuştur.

Yahudi filozofMaymonides etkilendiği felsefeciler içinde en büyük övgüyü ona yapar:

Batı’da Farabi’nin eserleri İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd’ün eserlerinden daha az tercüme edilmişse de, Farabi’nin eserleri Aristo düşüncesinin yeniden anlaşılmasında merkezi bir öneme sahip olmuş, arkadan gelen felsefi zenginliğe ilk açılımı yapmıştır. İbn-i Rüşd ve Endülüslü filozoflar Farabi’yi mantık, psikoloji ve siyaset konularında önemli bir otorite olarak görürler.