Lise düzeyine gelmiş bir öğrenci ibadetin mantığı, nedeni, hikmeti, faydası, zararı, sonucu, yansıması… gibi konuları merak etmektedir. Ya da merak etmese de merak uyandırıp öğrencilerle birlikte konuşmak din öğretmeninin görevidir.

1. İbadet Nedir?
Öncelikle tahtaya ‘İbadet’ kelimesini yazıp soru işareti koymalıyız.
Öğrenciler söz alır. Ve çeşitli cevaplar verirler. En çok verdikleri cevaplar, ‘Allah’a dua etmek ve Allah’a şükretmek’tir. Mümkün olduğu kadar çok öğrenciye cevap şansı vermek, onları tahtaya yazmak ve söyledikleri cevapların anlamlarını onlara verdirmek ve ibadetle alakalarını kurdurtmak gerekir.
Söz alan öğrencilerden ‘Allah’a kulluk etmek’ diyecek öğrenciler vardır. İbadetin karşısına ‘kulluk’ kelimesini yazmak gerekir.
Sonra öğrencilere ‘Kul ne demektir?’ sorusu sorulur. Kul hakkı terkipleri hatırlatılır. Kul hakkı- insan hakkı çözümlemesi ardından Öğrenci ‘Kul: İnsan demektir’ der.
‘Peki bu durumda kulluk ne demektir?’ sorusu sorulur.
‘Kul insansa kulluk da insanlık demektir’ sonucunu çıkarır öğrenci.
‘İbadet etmek insanlık etmek demektir’

2. İbadetin Kapsamı:
Öğrencilere şu soru sorulur: “Siz bir insan yaratsaydınız (haşa) O’ndan ne beklerdiniz?”
Öğrenciler bu soruyu çok severler. Kimisi, ‘Ben insan yaratmazdım ki’ der. Kimisi, ‘Her konuda onu özgür bırakırdım’ der. Kimisi, ‘kendim için bir şey istemezdim. Sadece kendisi iyi, güzel bir insan olsun’ der. Kimisi, ‘Kendine, vatanına, milletine faydalı, mutlu, huzurlu bir insan olsun’ der. Kimisi ‘Bana saygı duysun’ der. Kimisi, ‘Bana hizmet etmesini isterdim’ der, kimisi ‘İnsani sorumluluklarını yerine getirmesini isterdim’ der…
Bu cevapları veren her öğrenciye karşı soru sorarak, nasıl, niçin, amacın ne olurdu… gibi sorular sorarak her birinin konuşulmasını ve diğer öğrencilerin de yorumlamasını/ soru sormasını sağlamak konunun anlaşılmasını kolaylaştırır.

İnsani sorumluluklarını yerine getirsin cevabı, ‘İnsani sorumlulukları ne demektir, İnsanın kime karşı hangi sorumlulukları vardır? şeklinde sorulur.
Öğrenciler, Allah’a, kendine, anne- babasına, yakın akrabalarına, komşularına, eşine çocuklarına, sokağına, toplumuna, devletine, hayvanlara, ağaçlara, çöplere, çevreye, işine, kazancına, mazluma, dünyaya… gibi insanın sorumluluklar ağını (Din) saymaya başlarlar.

 

Burada geçen 9. Sınıftaki din konusuna atıfta bulunmak gerekir. Din-duyun: sorumluluklar. (Bkz. Derin Maarif’teki ilgili yazım)
Bu sorumlulukların tamamı dinin kapsamı içerisindedir. Ve dolayısıyla da bu sorumlulukları yerine getirmekle insan insanlık- kulluk- İbadet yapar.
İbadet: Yaratıcının yüklediği insani sorumlulukları yerine getirmektir. (Allah’ın buyruklarını yerine getirmek)
Ayrıca Yaratıcının yüklediği bütün sorumluluklar eşit derecede ibadettir. İnsan Allah’a dua edip, namaz kılıp, ailesine, toplumuna, mazluma vs kötü davranırsa dini parçalamış olur. Ve Allah ‘Ben namazına bakarım, bana saygı duyuyor mu, şükrediyor mu, ona bakarım’ demez. Çünkü ihmal edilen her sorumluluk Yaratıcıya karşı bir sorumsuzluktur.
Burada Maun süresini öğrencilere hatırlatıp anlamı üzerinde konuşmak gerekir. Yoksula 

yetime karşı sorumluluklarını yerine getirmeyen, ancak ritüel düzeyinde namazı bilinçsiz kılan bir parçalanmış dindarlık gerçek dindarlık değildir.

3. İbadeti Nerden öğreniyoruz?

Konunun burasında öğrencilere, ‘İbadet eğer insani sorumluluklarımızı yerine getirmekse, bu insani sorumluluklarımızı nereden bileceğiz?’ diye sorulur.
Bu soruya öğrenciler genellikle ‘Peygamberlerden, Kur’an’dan, din kitaplarından’ şeklinde cevap verirler. Oysa çoğu din kitaplarını okumamışlar ve peygamberlerle muhatap olmamışlardır. Bu yüzden soruyu şu şekilde tekrarlamak gerekir.
Siz Kur’an okudunuz mu? Peygamber gördünüz mü? İnsani sorumluluklarınızı size kim öğretti?
Çocuklar bu sefer, annem, babam, kardeşlerim, öğretmenlerim, arkadaşlarım, televizyon, okuduğum dini kitaplar, okuduğum dini olmayan kitaplar, sosyal medya, kamu spotları, şahit olduğum olaylar, kendi iç dünyam, vicdanım… vs
Bu cevap üzerine, ‘Bütün bunların olmadığını var sayın. Varsayın ki bir adadasınız. Hiç kimseden hiçbir şey öğrenme imkanınız yok. Orada herhangi bir sorumluluğunuzun olduğunu fark edebilir miydiniz?’ sorusu sorulur.
Öğrenciler ‘Fark etmezdim’ ‘Yaşayarak öğrenirdim’ ‘Vicdani reflekslerim var’, ‘Aklım var, düşünürdüm’, ‘Bu sorumluluklar benim doğama kodlanmıştır’ gibi cevaplar verirler.
Bu cevapların her birinin üzerinde diğer öğrencilerle birlikte durmak, örneklendirmek ve tartışmak gerekir.

‘Bu sorumluluklar benim doğama kodlanmıştır’ cevabından öğrencilerin geçmiş bilgilerinden ‘Fıtrat’ kavramını hatırlamalarını sağlamak gerekir.
Ezcümle, ibadeti Allah’ın, insana yüklediği fıtrattaki sorumlulukları (Din, Rum:31. Ayrıca Derin mMaarif’teki ilgili yazım) yerine getirmektir.
Fıtratta yüklenen sorumluluklar, Allah’ın peygamberleri, bilge kişileri, öğretmenler, aile büyükleri, okunan kitaplar, tecrübeler… vs tarafından hatırlatılır.

Bu sorumlulukları yerine getiren insan Allah’ın insanı (kulu) olur. Allah’ın insanı, her davranışının ve her ilişkisinin ‘ibadet’ olduğu bilinci ile hareket eder. Allah’ın yarattığı her şeye ve herkese karşı sorumluluklarını yerine getirdiği için herkes ve her şey ile ‘Salih’ (Barışık) bir ilişki kurmuş olur. Sonunda huzurlu, mutlu, dingin (Mutmainn) olur.
Bunu yapmadığı, sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde ‘şeytan’ın insanı/ kulu olacağının bilincindedir.
Konuyu öğrencilerin ebeveynleri ile yaşadıkları ilişki pratikleri ile örneklendirmek gerekir. Anne babaların onlardan beklediklerini, yükledikleri sorumlulukları,sorumluluklarını yerine getirdiklerindeki tepkileri ya da tersi ile ilgili öğrencileri konuşturmak gerekir.

Ahmet Günaydın / Derinmaarif.com'dan alınmıştır.