PROF DR AHMET AKGÜNDÜZ MEB İÇİN UYARDI!

Sosyal Medya hesabından uyardı. Köy Enstitülerini anlattı.

DİNSİZ NESİL YETİŞTİRMEK İÇİN KURULAN KÖY ENSTİTÜLERİNİ ÖVEN BU ADAM, ŞU ANDA MİLLİ EĞİTİM BAKANI! EY CUMHURBAŞKANIM! UYAN ARTIK!

“Yaparak, yaşayarak güçlüklerle başa çıkmayı öğreten bir eğitim anlayışı sunan Köy Enstitüsü modeli her türlü siyasi tartışmanın dışında, ortaya koyduğu pedagojik yaklaşımla iz bırakmıştır. Kuruluşunun 80. yılında emeği geçenlere rahmet ve minnetle…”

AHMET AKGÜNDÜZ: KÖY ENSTİTÜLERİ

Köy Enstitüleri, tamamen komünizmin gayelerine uygun ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır. Tamamen Türkiye'ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan Hasan Âli Yücel bizzat yönetti. Mustafa Kemal, İsmet İnö-nü, İsmail Hakkı Tonguç ve Fikret Kanad en büyük destekçileri arasındaydı.

Neredeyse tüm Anadolu'nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeği ileri sürülerek, dönemin başbakanı İsmet İnönü'nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel tarafından İsmail Hakkı Tonguç'un çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle kuruldular. Çalıkuşu romanındaki dine ve dinî kavram-lara düşman bir karakter gibi öğretmenlerin sayısı azdı. Köy Enstitüleri'nin kurulması ve yaygınlaşması konusunda pedagoji uzmanı Halil Fikret Kanad'ın önemli çalışmaları vardı. Kanad, zorunluluktan değil özveriyle öğrenci yetiştirecek köye göre öğretmen fikrini savunmuştu.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakın-larında Köy Ensititüleri açıldı. Türkiye'de seçilen şehirlerden uzak ancak tren yollarına yakın tarıma elver-işli 21 bölgede köy ilkokullarına öğretmen yetiştirmek üzere açılmıştı.

2. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru 1945 yılında Sovyetler Birliği lideri Stalin'in Türkiye'den Kars, Artvin ve Ardahan'ı ve Boğazlarda askerî üs istemesi üzerine, Milli Şef de ABD'den askerî destek istemişti. Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve Milli Şeflik, "5 yıllık kalkınma planları" ve "Köy Enstitüleri"leri gibi Sovyet sistemine benzer uygulamaların kaldırılmasını talep etti. Dikkat edilirse, ABD bile bu okulların komünizme ettiğinin farkındaydı.

1946 yılında hükümetin yaklaşan seçimleri yitirme kaygısıyla CHP içinden muhalif milletvekillerinin başını çektiği örgütlü muhalefetin kampanyasıyla, müfredatında ve yapılanmasında değişiklikler yapıldı. Demokrat Parti iktidara gelince de öğretmen okullarına dönüştürülerek 1954'te kapatıldılar.

Maarif Bakanı Hasan Ali Yücel’di. Onun en önemli özelliği, Türkiye’de Komunist Rusya’daki gibi dinsiz bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen Köy Enstitülerinin kurucusu olmasıydı. CHP’nin yirmi yedi yıllık tek parti diktasının en çok iz bırakan isimlerinden, 1938 yılında getirildiği Millî Eği-tim Bakanlığında resmî ideoloji paralelinde bugün dahi hâlâ konuşulan icraatlara imza atmış olan Hasan Âli Yücel acaba Risâle-i Nur için ne düşünüyordu?

İşte Yücel’in bu konudaki beyanları:

Bediüzzaman’ın yaydığı dinî fikirler, eski hocalar, softalar gibi ürkütücü, korkutucu, Ce-henneme batırıp çıkarıcı değildir.
Kàle-kìle’lerle (Dedi ki-denildi ki: muhtevası nakil ve rivayetlerin tekrarından ibaret kla-sik din kitaplarında en çok kullanılan kalıplardan biri) dinî yayıcı eski kitaplara muhalif ola-rak, aklın ve mantığın kandırılabileceği, güya Kur’ân’dan ilham ve feyiz alıp ispat ve izahat metodunu takip ederek, millet ve gençliğimizi aldatarak onları dinle zehirleyen Risâlelerdir.
Bundan dolayı bizim için tek tehlike ve engel, bakkal defterlerine Arap harfleriyle yazıla-rak yayınlanan o karanlıklı kitaplardır.

O İslâmcı şahsın kitaplarının okul ve halk muhitinde yayılması, biz aydınların aydın fikir-leri vatanımıza yerleştirme çabasında en büyük bir engel teşkil etmektedir.

Bu zorunlu durumun ortadan kaldırılmasından başka bir hal çaresi yoktur kanısındayım.

Hükümetin, gizli olarak faaliyet halinde bulunan bu din yayıcılığının muhakkak surette durdurulması yolunda aktif icraatlara âcilen girişmesi gerekir intibaındayım.
Tek parti devrinin gözde isimlerinden, Kemalist-komünist sentezini kendi şahsında ger-çekleştiren Zekeriya Sertel de şöyle diyormuş:

Bediüzzaman Said Nursî sağ kaldıkça ve eserlerinin intişarına zecrî tedbirlerle set çekil-medikçe, bizim ideolojimizin bu memlekette halk tarafından kabullenilip gelişmesine imkân ve ihtimal yoktur kanısındayız.

Bkz. Çetin Yetkin. Karşıdevrim 1945-1950, Otopsi Yayınları, İstanbul, 2002; Şevket Gedikoğlu, Evreleri, Getirdikleri ve Yankılariyle Köy Enstitüleri, Ankara, 1971; Nedim Menekşe, Kapatılışlarının 50. Yılında Köy Enstitüleri Gerçeği, 2005. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Tarih:5/3/1940 Sayı:13022 Dosya: Fon Kodu :30..18.1.2 Yer No :90.23..3, Köy Enstitüleri kurulması; Tarih :7/4/1942 Sayı :17666 Dosya : Fon Kodu :30..18.1.2 Yer No :98.28..13, Köy Okullarını ve Enstitülerini Teşkilatlandırma Kanun Tasarısı; Tarih :22/3/1954 Sayı : Dosya :E17 Fon Kodu :30..1.0.0 Yer No :90.567..6, Köy Enstitüleri ile Öğretmen okulların birleştirilmesi.