Prof Dr Ahmet Akgündüz hocanın sosyal.medya üzerinden uyarıları dikkat çekici. 

“HAKK’I SÖYLEMEYİP SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR”

Son zamanlarda Nur Talebeleri arasında şiddetli münkaşalar cereyân ettiğini esefle müşâhede ediyorum. Taraflar arasından birinin haklı yahud haksız olduğuna girmeyeceğim. Ancak hem Nurların namusuna tecâvüz eden ve hem de Şerî‛atın hükümlerini had cezası gerektirecek kadar çiğneyen yalakalara dikkat çekeceğim.

Bediüzzaman Hazretlerinin yaşayan iki talebesi kalmıştır: Bütün vasiyetnâmelerinde rükün talebe olarak zikredilen Hüsnü Bayram Ağabey ve ömrünün tamamını Nur hizmetine vakfetmiş olan Mehmed Fırıncı Ağabey. Bu konuda iki şeyin bilinmesi gerekir:

Birincisi, bu ağabeylerin iki şahsiyetleri vardır:
Birinci şahsiyetleri, Bedîüzzaman’ın talebeleri olmalardır. Bu açıdan her Nur Talebesinin bunlara hürmet etmesi ve istifâde etmeleridir. Kaldı ki, rükün talebeler için hadislerin ihbârı dahi bulunduğu ifade olunmaktadır.

İkinci şahsiyetleri ise, şahıslarının sahip oldukları sıfatlar itibariyledir. Bu noktadan şer‛î meselelerde âlim olmadıkları; Nur’un bütün hakikatlerine vâkıf olmama ihtimalleri ve şahsî kusurları itibariyle hürmet içinde tenkid edilebilir. Hatta ikisi arasındaki şerî‛atın ve Nurun düstürlarını çiğnemedikleri müddetçe müdâhale de edilmemelidir.

ANCAK SON ZAMANLARDA BİR TARAFI MÜDAFAA EDEYİM DİYEN BAZI YALAKALAR, HEM NURUN DÜSTURLARINI ÇİĞNEMEKTELER VE HEM DE ŞER’Î HÜKÜMLERE MÜHALEFET ETMEKTEDİRLER.


Hüseyin Yılmaz Bey, edebî üslûbu muhâfaza ederek bazı hakikatları edeb ve Nurların düsturları çerçevesinde izahlar yapan yazılar yazmaktadırlar. Ancak ona muhâlefet eden bir yalaka, o kadar edebe ve şerî‛ata aykırı bir üslubla karşı yazılar yazmaktadır ki, netîceleri çok vahimdir ve Hüsnü Ağabey’in mutlaka müdâhale etmesi gerekmektedir:

Evvela, kardeşimizi yalancılık, maddî istismâr ve fakat en önemlisi iffete iftirâ suçuyla (kazf suçu), bunun Kur’an’a göre hükmü hadd-i kazfdir. Bu insanın şahitliği bile dinimizde kabul edilmemektedir.

Saniyen, bu hali gören ehl-i iman nezdinde Nurların ve özellikle her 15 günde bir okunması tavsiye edilen İhlâs Risâlelerinin okunması manasız kalmaktadır ve Şeytân ile ehl-i dalâlet ise bu hale gülmektedir.

Bu sebeble, Ağabeyler, Nurları suiistimal ederek şerî‛atı ve Nurun düsturlarını çiğneyen bu yalakaları, çevrelerinden uzaklaştırmalılardır. Bir Ağabeyin akrabası olduğunu bildiğimiz bir yalaka, Akgündüz kardeşinizin aleyhinde de kanalizasyonlar akıtmış ve buna hakkıyla cevap verilmiştir. Hüseyin Yılmaz kardeşin aleyhinde yazılan iftira ve isnâdlar, cevap bile verilemeyecek kadar alçakçadır.

Benim kasdım “mutlak vekillik” yahut benzeri konular değildir. Hedefin, Nur namına işlenen had suçlarıdır ki, bu suçlar Kur’an ve Hadislerle sabit olan suçlardır.

Hüseyin Yılmaz Kardeşimizin de, bizim de ve Muhterem Ağabeylerimizin de şahsî kusurları olabilir; hiçbirimiz masum değiliz. Ancak açıkça şer’î hükümler çiğnenirse, o zaman Ağabeyler Lahikalarla ve bizler de ilmî makalelerle bütün kardeşlerimizi uyarmalıyız.

LÜTFEN BUNDAN SONRA NEŞREDECEĞİM ÜÇ GÜN SÜRECEK YAZILARI MUTLAKA OKUYUNUZ!